Bay Cemil Güçyetmez'in topladığı bilmeceleri tetkik ettim. Eskiden merak edip topladığım bilmecelerle karşılaştırdım. Defterimde mukayyet 40'tan fazla bilmecenin bunlar arasında bulunmadığını gördüm. Folklorumuzun mühim bir şubesini teşkil eden bilmeceler kısmının yarım kalmasını istemediğimden bu bilmeceleri aşağıya alıyorum:
Altı tahta üstü tahta içinde bir kanlı kahpe: Kılıç
Altı kara, üstü kızıl başı düdük biz onu yidik: Ciğer
Allahümme veresinde kıllar bitmiş yüresinde şirinlikten iki şaka (parça) olmuş iyman onun arasında: Buğday ve başak
Aha geldi maha geldi dört ayaklı şaha geldi. Bokçalı Fatma, şilteli Haççe, sümüklü Ayşe, meydana geldi: altı sini, dolma, künefe, bamiye
Soktum kustu çektim küstü; kahve cezvesi.
Ten ten tena kokusu fena at bir temenna söyleyim sana: Yellenme
Açın sizin kıllıyı varsın bizim kudurmuş: Ustura ile baş
Yittim kapı açıldı kırmızı akık saçıldı: Nar
Gelin yatalım kılı kıla çatalım: kirpik
Kıllı ağzını açtı kırmızı içine kaçtı: Pekmez, tuluk
Benim bir zurnam var ortası delik: Kulak (Bu bilmece söylendiği zaman çözmek için çalışan ne söylenirse bilinciye kadar o da içine deye söyIenir.)
Kaleden atsam kırılmaz suya atsam kırılır: sigara kâğıdı
El kadar tahta dağdan domuz indirir: Tarak ile bit
Bir topak et kaldır kıllıya dep: Kıl çorap ile ayak
Damdan daşak sarkıttım Hacı Ahmedi korkuttum: Kuyu ile kuva
Sızı gözler bizi gizler: Tel kafes
Sarp kayada sandık asılı: Devenin hayesi (taşak)
Salladım attım sekiye beş kardeş geldi kapıya: Sümük
Eyileştirir bedirleştirir cümle âlem anın lezzetine müşteri, Kaftan kara gümlek sarı: Kestane
Dört lapa bir küp, eğri hıyar, labıye: Deve
Uzundur, yarıktır, kızıldır; başı oynattıkça akıdır yaşı, gidip geldikçe bitirir işi, aktır tarlası karadır bi deri eliyle eker gözüyle biçer: Kalem, mürekkep, kâğıt, yazı yazan adam
Yastı yatar, sivri sürter, ikisinin arasında bir iş biter: Ekmek tahtası, oklağı
Kırk parmak iki can, bir nefes: Gebe kadın
Yattım yatamadım, kalktım kalkamadım; bir karış bir süngüç sokmayınca uyuyamadım: Kapı sürgüsü
Ne yerdedir ne gökte cümle alem içinde: Ayna
Zere zerdal olur, yeşil iken al olur; meyl edince siyaha lezzet verir dimağa, tutar isen yavaş tut iki elin kan olur: Vişne
Deve hamama girmiş kuyruğu dışarda kalmış: Kaşık ile ağız
Kahverengidir; kahve döşektir cengi, her adamdan bir öpüş alem pezevengi: Pire
Deve çöker oturur, püskülünü bağlar oturur: Çadır
Karatavuk, karnı yarık: Baca
Yedi delikli tokmak bunu bilmeyen ahmak: Kafa
Bir dağın tepesinden dört yol aşar: Çıkrık
Bir kuru kafa attım rafa, yemesi tatlı maymun suratlı: Hindistan cevizi
Bir kara hindi anana bindi: Çarşaf
Benim bir oğlum var; adı İsmail, estere mail kulakları demirden yüzü deriden: Zilli def
Uzun, uzun kamişler, bugün bize gelmişler, çalmışlar, oynamışlar, gitmişler: Yağmur
Gökten indi, sindi: İsim
Bilmece, bildirmece dil üstünde kaydırmaca: Dondurma
Ben bir nesne gördüm şu alemde hem dirhemsiz okkasız, yirmi dört harf birbiri üzere nunsuz, noktasız, bunu bilmeyen kâfirdir şüphesiz: Kelime-i Tevhid (Kelime-i Tevhid'in eski harflerle yazılışına göredir.)
TEKERLEMELER
Altı beş arkadaştık, çıktık hırsız kavun lamıya, ıssız bostan sanki imiş sırt vurdu keseğime, salı verdim kaçam deye dingilim bürk bürk etti ,yattı. Kaya dibine baktım, kıvrılmış muş muş yatar elime bir dürt aldım çöpmeye maydı göz göz eder.. Bayram gecesi kabak aldım yakmaya zeytin dibi delikmiş başladı kabak akmaya. Karın altı kara yazı iki serçenin- dört gözü orak eğri kan kırmızı.. Deveden düşen köşek bunu bilmeyen eşek.
Toplayan: Mehmet ATAY