Gaziantep-Kilis asfaltının 30’uncu kilometresinde bir yol döner sağa, içerilere uzanır; köylere. İşte bu tozlu yolun bir kenarında tepemsi bir taş yığınının bağrında 80 hanesi, 681 nüfusuyla bir köy var. Muhacırosman derler adına. Ama Muhacırosman adı yalnız hükümet konağında ve okul mühründe yazılıdır.


Komşu köyler; Cilcime, Şahinbey, Sarıtmezarası, Mizmiz, Geneyik belki bütün Antep köyleri Kehriz bilir adını. Yağmuru bol, suyu çokmuş evvelsi. Ondan vermişler bu adı köye.


Gel gör ki; şimdi yağmursuzluktan çatlayan toprakla, içecek su bulamayan insan dudağının arasında hiç fark yok. Bir tek kuyu 681 nüfusa, bir o kadar hayvana neyler ki? Hem de "suyu içilmez" raporu almış bir kuyu...


Sudan yana yangın Kehrizli. Akşama dek boş dalan kovalar boş çıkıyor yukarıya.


Bir de can vermişler, kan akıtmışlar bu yüzden. Köye 600 metre mesafede bulunan bir pınarın suyu, "köye gelirdi, gelmezdi" münakaşası yapılırken bir tüfek kurşunu her şeyi halletmiş kökünden. Şimdi pınar bulunduğu yerde şırıl şırıl akarken, öldürülenden geriye kalanların gözleri de "intikam" diye ışıl ışıl parlıyor.


Bütün düzen, bütün dirlik bozulmuş o yandan bu yana. Şimdi Tanrı’nın günü vızlayan kurşunlar etrafa ölüm saçıyor. "Kana kan" diyor Kehrizli.


Yıkanmanın ne olduğunu bilmeyen, kız çocuğunu okula göndermekten çekinen, adam öldürüp hapiste yatmayı erkeklikten sayan, kazandığını silaha, mermiye harcayan, açlıkla doyunan köylü alışmış bu seslere.


O şimdi ne köy yoluyla ilgileniyor ne mahsulünün verimini çoğaltacak çareleri düşünüyor ne de içtiği suyun mikroplu olduğunu umursuyor. Merhum şair Namık Kemal’in deyişiyle “Karşıda adüv, hazır silah” misali bekliyor, bekleyecek.


Cehalet, füze asrında taş devrini yaşatıyor bu köy insanlarına. Medeniyetin ulaşması, insanlığın elini uzatması ne zaman olacak bu biçarelerin üzerine?


Medeniyetin yolu, insanlığın kolu 30’uncu kilometrede kesilmesin. Uzansın içerilere, ta ki Kehrizlinin kafasına kadar...


4.4.1962

Naci Derin

Muhacırosman Köyü İlkokul Öğretmeni