30 Ağustos, Türk ordusunun, Türk milletinin ve bütün beşeriyetin en büyük ve şerefli günüdür.
Çünkü Türk ordusu, vatanın harim-i ismetinde boğduğu emperyalistlerin cesetleri üzerinde yükselerek yenilmez bir kudret olduğunu bir daha ve en müessir şekilde cihana bu günde haykırdı.
Bu gün milletimin en şerefli günüdür. Çünkü o, tarihî hakikatleri tegafül edenlere büyüklüğü ve asaleti hakkında yeni misaller ve deliller vermek fırsatını bu günde buldu. Ellerinize zincir değil, kılıç yakıştığını bu günde gösterdi. Aynı zamanda bugünkü siyasi, iktisadi, kültürel muvaffakiyetlerin başlangıcı da bu gündür.
Bu gün bütün beşeriyetin de en büyük günüdür. Zira baştan aşağı kuşandığı silahlarla kendine medeni adını veren muhterislerin zaman zaman köpüren ihtirasları, gayri müsait şeraitte bulunan diğer insanları kendi toprağına gübre yaparak yurtlarına sahip olmak hakkını verir.
Bunlara o insanların da kendileri gibi yaşamak haklarına sahip olduğunu en hazin tablolar, en dokunaklı feryatlar anlatamaz. Ancak onlar, böyle zaman zaman Türk yumruğu yiyerek kendilerine gelirler. Beşeriyetin hakları namına 30 Ağustos’ta bu yumruğun en şiddetlisi vuruldu. Onun için bu gün, aynı zamanda bütün hak seven insanların bayramıdır.
İşte emperyalistlerin ihtirasları yine köpürüyor; beşeriyet yeni harbe başlayacak. Belki yarın, belki bu gün, belki de bir saat sonra… Muhteris liderler, siyasetçiler görmek için çırpındıkları felâket tablosunu bu sefer geçmişlerinden daha feci olarak görecekler…
Bu sefer toprakların ememeyeceği kadar kan akacak; asırların emeklediği medeniyet eserleri bir yığın toprak hâlinde müsebbiplerine sırıtacak… İşte gittikçe medenileşen beşeriyetin yine kendi eliyle yapacağı tablo!
Türk milleti sulhün idamesi için ilk günden beri bütün varlığıyla çalışmaktadır. Bütün haklarını hep sulh yoluyla elde etti. Tehlike daha bize uzakken bile sulh için çalışanlara ilk hazır haberini kendisi verdi.
Eğer bütün çalışmalara rağmen yine harp patlarsa, birçok kan dökülecek, birçok medeniyet eseri harabe hâline gelecek; fakat sonunda daha muazzam bir 30 Ağustos doğacak! Bundan kimse şüphe edemez. Çünkü 17 yıl şartların müsaadesizliği ve içinde bunaldığımız müşkülat bugün yoktur.
O günden yalnız bir şey eksik: Tarihin en büyük kumandanı, ATATÜRK!
Fakat çok şükür ki O’nun en yakın arkadaşı, en itimat ettiği, zaferleri beraber yarattığı büyük İNÖNÜ başımızdadır.
O’nun ak saçlarında geçmiş günlerimizin ak bahtı parlamakta, şimşek bakışlarında gelecek zaferlerimizin hızı okunmaktadır. Onun içindir ki dünyanın bu en buhranlı zamanında bile Türkiye yegane sükunet ve vakar diyarıdır.
Biz, nihayet boş yere milyonlarca insan kanının akmamasını, yüksek hislerimize ram olarak, istiyoruz. Yoksa mukarrer şantajlar karşısında mütemadiyen ağzımızdan sulh teranesinin düşmemesi korkaklığımızdan değildir. Eğer kudretimiz bir daha yoklanmak mevkiinde kalırsa; tarihin eskisinden daha muazzam İnönüler, Sakaryalar, Dumlupınarlar, Çanakkaleler, Gaziantepler kaydedeceğinden kimsenin şüphesi olmasın!..
Sabri HAKSEVER