Kıymetli Meslektaşlarım, Kahraman Hemşehrilerim,
Bugün 14 Mart Tıp Bayramı'dır. Hepinizin bayramını kutlarım. Sayın hemşehrilerim, tıp insanın yaradılışı ile başlar. Asırlar boyunca insan sağlığını korumak, hastalıklardan kurtarmak ve ıstıraplarını dindirmek için bütün kavim ve milletlerin tarihlerinde bu ilme değer verilmiş ve nihayet bütün insanlığın müşterek esaslara göre benimsediği bugünkü modern tıp meydana gelmiştir. Bazı mesleklerde olduğu gibi tıp mensuplarının da bir meslek anma günü vardır. Bizde 14 Mart tarihi bir Tıp Bayramı günüdür; çünkü 14 Mart 1827’de İkinci Mahmut zamanında İstanbul’da, Şehzadebaşı’nda, Süleymaniye Tıp Medresesi'nden ayrı, yeni bilgi metotlarına uygun bugünkü tıp fakültesinin esasını teşkil eden Tıphane ve Cerrahhane ismiyle tıp mektebi açılmıştır. Bu 14 Mart tarihi bir istihalenin ve Türkiye’de tıp öğretiminin medeni aleme katılmasının bir dönüm noktasıdır. İşte 14 Mart’ın ehemmiyeti ve tıp bayramı olmasının hususiyeti budur. Yalnız şunu da tebarüz ettirmek isterim ki Türk tıp tarihi bundan çok eskidir. Asırların derinliklerine inildikçe bu hususta kıymetli hazinelere rastlarız. Bunların bir kısımları hâlâ ayakta, bazısı da harap durumdadır.
Bizdeki tıp tarihi garp memleketlerine nazaran çok eskidir. Tarihî devirlerde Orta Çağ, garp âlemi için bir duraklama, şark âlemi için ise bir inkişaf devri sayılır. İslamiyet'i kabul eden Türk kavimleri bu çağda Önasya denilen bölgelerde devletler kurmuşlar, her sahada medeni eserler vücuda getirmişlerdir. Bu devirde kurulan Türk-İslam sitelerinin başlıca binaları arasında cami, imaret, hamam, çeşme, kervansaray, köprü ve yollar ile birlikte hastaneler yapılmıştır. Bu devirlerdeki Türk ülkelerinde tıbbi konular ilmi esaslara bağlanmış; hekimler, cerrahlar yetişmiş, hastaneler yapılmıştır. Bilhassa Selçuklular devrinde tababete çok önem verilmiştir. Zengin vakıflar ile birlikte hayırsever Türk büyüklerinin eserleri birer şefkat ve hayır müessesesi haline gelmiştir.
1206 senesinde Kayseri’de Büyük Selçuklu Hükümdarı Kılıçarslan’ın kızı Melike Gevher Nesibe’nin vasiyeti üzerine, kardeşi Selçuklu Hükümdarı Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında yapılmış, Gıyasiye, Çiftheler veyahut Şifaiye gibi isimler ile anılan darüşşifası; bugünün modern tıp görüş ve anlayışına göre yapılmış poliklinik ve 16 büyüklü küçüklü odayı havi olup, zamanın ihtisas şubeleri olan cerrah ve kehhal herhalin koordine olarak çalıştığı bir sağlık sitesidir. Bunun gibi Mardin darüşşifası; Sivas, Konya, Divriği, Kütahya, Çankırı, Ilgın, Kastamonu, Tokat, Amasya ve Aksaray’da birçok tıbbi tesisler kurulmuş; zamanında birçok hastanın ıstıraplarını dindirmiş, uzun seneler insaniyete hizmet etmişlerdir.
İşte mazisi asırlara ulaşan şerefli mesleğimizden, dünya çapında birçok hekim yetişmiştir. 14 Mart’ta temeli atılan bugünkü tıbbiyemizden memlekete yalnız hekim değil, her sahada birçok seçkin kimse yetişmiş ve yetişmektedir. Bu vesileyle yıllardan beri vatana türlü hizmetlerde bulunan Türk hekimliğinin yükselmesini, büyük başarılar göstermesini diler; kıymetli meslektaşlarımın bayramlarını kutlar, sağlık ve esenlikler dilerim.
Kahraman Hemşehrilerim.