İddiasız, mütevazı sahifeleri ihtiva eden bu küçük mecmualar, tetkik etmek isteyenler için orijinal birer etüt mevzuudurlar.

Yurdun her köşesinde amatör istidatların kollektif emeklerini sahifelerinde toplayan bu mecmualar, öyle çeşitli yazıları, öyle hususiyeti haiz mevzuları taşırlar ki takdirden dudaklarımız kendi kendine açılır.

Halkevlerinin organı olan, onun himaye ve yardımı ile çok defa rötarla çıkan bu mecmuaları beslemek, ona yazı bulmak imkanı her zaman mevcuttur. Halkevleri şubeleri , talimatın emrettiği şekilde çalışmalarına istikamet verdikleri, onu hasılalı bir hale getirdikleri gün, birbirini besleyen şubelerin fikir ve harekete ait randımanını muhakkak ki mecmua sahifelerini hem kemiyet, hem keyfiyet bakımından doldurur. Edebiyat şubesi konferanslar hazırlar; hem söyler, hem de mecmuada çıkar. Tarih kolu tetkikler yapar, faaliyeti mecmuaya akseder; temsil kolu müsamereler verir, buna ait tetkik ve tenkitler gene mecmuada yer bulur. Köy gezileri, folklor tetkikleri, spor müsabakaları, nihayet mahalli fikir hareketlerinin bir aynası hâline gelir.

Genç bir iddia veya istidadın, muhitin yadırgadığı, oldukça çetrefil felsefi akideleri; henüz çok az bir zümre tarafından tetkik mevzuu addedilmeğe layık bir ilim problemi bu mecmualara girmemelidir. Muhitin ihtiyaçları, kalbur üstüne gelen hareketleri, tarihin yaprakları arasında unutulmuş hadise ve hatıralar, mahallin coğrafyası, yerli türküler bu mecmuanın mahsulleridir.

Her vilâyetteki mecmua, kendi çevresi içindeki bu türlü vazifeleri komşu vilayetlere karşı selâhiyetle yayar ve yazarsa, örümcek ağı gibi örülen bu fikir cereyanları, bu mahalli izahlar memleketin topyekûn meçhulünü ortadan kaldırır.

Bunlar ne ilim, ne de sanat mecmuasıdır. Onlara bu payeyi vermemekle onları küçültmüş olmuyoruz. Yukarıda da dediğimiz gibi iddiasızdır, mütevazı ve samimidir. Bir doktrinin yayımında veya kökleşmesinde rolü yoktur. Onun mahalli oluşundaki kalite, onun için bu saydıklarımızdan ayrı bir vasıf kazanmasına sebep olur.

Bu, şu demek değildir; sahifelerinde ilime ve sanata rağbet göstermezler, onlar sahifelerinde yerine göre ilme ve sanata da yer verirler. Rolleri sadece aksettirmek olduğuna göre yeniden ikame işini onlar yapmayacak, sadece her branştaki alimlere tetkik için materyal hazırlamış olacaklardır.

Ben bu mecmuaları el tezgâhlarına benzetirim. Memleketin geniş ölçüde istihsal işini hazırlayan ve aynı ölçüde istihlâkine cevap veren bu mütevazi âletler, fabrikaların en samimi destekleridirler. Bu mecmualar da aynı öyle değil mi? Büyük şehirlerde çıkan abeylerinin yanında hayli küçük kalırlar, fakat canlılıklarını muhafaza ederler.

Halkevleri, bunları himaye etmekle, yaşatmakla memleket irfanına, tarihine, fikir hayatına o kadar büyük hizmetlerde bulunuyorlar ki bütün hizmetlerini, bence mihrak halinde bu noktada toplamış oluyorlar.

Turgut TARHAN