Verimli tepelerimizi düşünüyorum, Tarifsiz özlemlerle çatlamış dudakları... Sonra, Güneydoğu'daki evimizi düşünüyorum; Baba ocağımı, kardeşlerimin aydınlık yüzlerini, Kaynayan tenceremizi, Anamın eli değmiş yemeklerimizi.
Bir yerim akıp gidiyor oralara. Sonra seni düşünüyorum; Yokluğumun karanlığında çaresizsin biliyorum. Yediğiniz yemekler diziliyor boğazınıza, Özleminizle eriyorum, bitiyorum.
Kalbim bir Antep kilimi gibi, Renk ve aydınlık içinde. Yün çoraplardaki nar kırmızısını, Maviyi, sarıyı olduğu gibi görüyorum. Uzaktayım ama Gaziantep’le dopdoluyum, Boşuna değil sarhoşluğum.
Şimdi pazar yeri ne şenlikler içindedir kim bilir? O kahve; o kuşların, bulutların öpüştüğü kahve... Cama eğilmiş yeşil bir dalı, Sonra çarşıdan geçen insanları Seyretmeliyim diyorum. Entarileri bayram yeri misali, Uzak köylerden gelmiş, Boyunları altınlı kadınları...
Bir sergide seyretmeliyim diyorum şu anda Turuncunun en olmuşunu; Kayısılar örneğin... Sonra Yeni Cami'deki, Geçmişten bir selam gibi sallanan Pırıl pırıl yemenileri, Antep dokumalarını seyretmeliyim, öpmeliyim Diyorum. Siz şimdi Alleben deseniz, değil mi? Ben sizden uzaktayım görünürde Ama kalbim bodur fıstıkların gölgesinde.
Abdullah Edip ÇİTÇİ