Türkistan ve Horasan illerinde 1040 tarihinde Tuğrul Bey'in kurmaya muvaffak olduğu Selçuk İmparatorluğu az zamanda büyüdü. Alparslan zamanında Anadolu’nun ciddi bir şekilde fethine başlanıldı. 26 Ağustos 1071 Cuma günü Bizans ordularının kumandanı Romen Diyojen'in Malazgirt Ovası'nda Türklere kati suretle mağlubiyetinden sonra Oğuz kitleleri bütün aileleri ile Anadolu’ya yerleşerek Anadolu'yu Oğuzlaştırdı. Artık şehirlere ve köylere Türkler mütemadiyen yerleşiyorlardı. Nihayet Büyük Selçukilerden sonra Anadolu Selçuki Devleti Anadolu'da kurulmuş oldu. Selçuki kumandanlarından Kutalmışoğlu Süleyman Bey Anadolu’yu Bizanslılardan temizledi ve kendisine İznik şehrini merkez yaptı. 1092 tarihinde oğlu I.Kılıçarslan bir hükümdar oldu. Artık Anadolu Selçuki Devleti Birinci Kılıçarslan'la kuvvetlenmiş ve büyük bir medeniyet kurmaya başlamışlardı.

Selçukiler Anadolu’da bir medeniyet kurarlarken Anadolu’yu pek harap bulmuşlardı, insan da pek azdı. Orta Asya'dan, Harezm ve Horasan illerinden birçok Türk aşiretleri gelerek yerleştiler. Bu arada yavaş yavaş Ahilerden gelenler oluyor ve sanatlarına derhal başlıyorlardı. Türkler muhtelif sanat kollarında çalışmaya başlıyorlar; o zamanki Türk şehirlerinde memurlar, askerler, alimler, tüccarlar ve sanat erbabı ayrı ayrı teşekküller meydana getirdiler. Bu şehirlerde büyük çarşılar doğdu. Her meslek erbabı birer esnaf teşkilatı kurmaya muvaffak oldular. Bu esnaf teşkilatları loncalar halinde devam etmeye başladılar. Küçük sanat erbabının meydana getirdiği malları tüccar sınıfı ticaret kervanları vücuda getirerek Sinop ve havalisine, Antalya ve çevresine götürüp Karadeniz ve Akdeniz sahillerindeki memleketlere satıyorlardı. Daha küçük esnaf el tezgahlarında yapmış oldukları malları hemen hemen Anadolu Ahi zaviyeleri değerlendiriyordu. Ahilerin en eski şekilleri Maveraünnehir'de, Horasan'da ve bilhassa merkezleri Selçukiler devrinde Tebriz şehrinde idi. Ahiler bu zamanki reislerine "Ahiçuk" diyorlardı; onun manevi ruhu etrafında bir Ahi tarikatı şeklinde toplanmış bulunuyorlardı.

Alparslan Anadolu’da fütuhatına başlamadan evvel 11. asır ortalarında Ahilerin "fityan" adını verdikleri askeri kolları Anadolu'ya akın ederek bütün harap yolları ve köprüleri tamir etmişlerdir. Alparslan'ın orduları bu kolların yapmış oldukları yollardan fetihlerine devam etmişlerdir. Anadolu tamamen zapt olunduktan sonra da Ahiler şehirlere gelerek Ahi tarikatını kurmuşlar ve zaviyelerini açmışlardır. Ahilerin en kuvvetli merkezi de Ankara şehri olmuştur. Ankara merkezi olduğu halde Anadolu'da büyük bir teşkilata malik olmuş olan Ahilik hakkında henüz bir eser kitap halinde neşredilmemiştir.