(1926 yılında Gaziantep Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiyye Müdürü Dr. Hamdi Kasım’ın raporundan aynen alınmıştır.)
ŞAKİR SABRİ YENER
ÜÇÜNCÜ KISIM
Gerek yeniden inşa edilen, gerekse ismi değiştirilen şehirlerde en meşhurları (Antyüküs), Antakya, Antochia, Adtourum (Antioş yâ Adtorum), Ayıntap idi. Selefküs ve bahusus Antiyoküsler zamanında Antep çok terakki etmişti. Şark âleminin payitahtı olan Antakya’dan sonra en ziyade dillerde destan olan Antep idi. Kablelmilâd 75’inci seneye kadar buralar Antiyoküslerde kalmıştır. Lâkin o zaman Ermenistan tevessua başlamış, Ermenistan Kralı Dikran, Ermenistan dağlarından inerek Midye’den Toros Dağları’na, hatta Suriye’ye kadar olan mahallerini zapt eylemişti. Kendini krallar kralı ilân ettirerek Dikran ile damadı Mihdat, Romalılarla harp etmişti. Roma generallerinden (Lukullus), Dikran’a taarruz ederek Fırat Nehri’ni geçmiş, Dikran’ı mağlup etmiş, hazinesini ve payitahtını zapt etmişti.
Pompe, bundan sonra Ermenistan Kralı Dikran ile Midridad’ı mağlup ederek Dikran’ın Antiyoküs’ten aldığı Antiloz, Doliçe, Hiyerepolis, Gorgona havalisini zapt ederek Roma eyaletine kalb eylemiştir. Kablelmilâd 63. Bu suretle Silifke Krallığı mahvolmuş, Romalılar Antep havalisine sahip olmuşlardır. Urfa, Antep, Cebel-i Bereket, Maraş havalisine Romalılar (Komana) ismini vermişlerdir. Esasen Hititler zamanında bu havaliye (Komapen) ismi verilmiştir. Bilahare buralara Romalılar Okranjiya–Frajya (?) ismini vererek bir eyalet hükmünü almıştı. Roma, esasen imparatorluğun inkısamında Antep, Şarkî Roma İmparatorluğu’nun eczayı memalikinden oldu. Şehrin civarında bazı köylerde bulunan âsârın çoğu Romalılara aittir. Çiftçiler tarafından tesadüf olunan mezarlarda Roma âsârı görülmektedir. Bizanslılar zamanında buralar bir müddet hâl-i sükûnettedir ve Antep o zaman büyük bir ticaret merkezi idi. Hind’in, İran’ın kumaş, baharat, fildişi Nizip ve Antep’te toplanır; Anadolu, Suriye, Mısır ve Konstantin’e gönderilirdi. Anadolu ve Suriye emtiasını alıp Hind’e ve Türkistan’a naklederlerdi. Lâkin İranîlerle Bizanslıların muharebesinde İran Hükümdarı (Nuşirevan), Bizanslıları Nizip’te mağlup ederek Antep, Bizans ve İran muharebelerine maruz kalmış ve muharebeden çok müteessir olmuştu. Bu muharebelerde Dülük harabeye dönmüştür. (590)’da Bizans İmparatoru (Mavriçyus), İranlıların zapt ettiği yerleri tekrar almıştı. Bu meyanda Antep, Nizip ve Antakya da Bizanslılara geçerek bugünkü Antep Kalesi bir mahall-i müdafaa olarak inşa edilmişti. Badelmilâd (591).
Fakat üç sene sonra İranlılar, Mavriçyus’un intikamını almak için Bizans’a ilân-ı harp etmişti ve İranlılar muharebeyi kazandıktan sonra Urfa, Antep, Nizip, Antakya’ya kadar ilerlemişler, bilhassa Antakya’yı yağma etmişlerdir. İmparator (Heraklios), İranlılarla 620’de harp etmiş, 626 yani hicretten dört sene sonra Hüsrev ve Perviz’in (?) topladığı orduyu Ninova’da mağlup ederek Hüsrev’in sevdiği Vastakerdî’yi ihrak eylemiştir.
İranlılarla Bizanslılar arasında sulh akdedilmiş, İranlılar Bizanslılardan aldıkları yerleri kâmilen iade etmişlerdir. Antakya ve Antep bu istirdat edilen yerlerin en mühimini teşkil ediyorlardı. Dülük eski kıymetini kaybetmeye başlamıştı. İmparator Heraklios, bu havaliyi kurtardıktan sonra atalete giriftar olmuştu. İşte bu sırada Hazret-i Ömer zamanında Halid ibn-i Velid’in kumandasındaki Arapların müsavat, intizam ve inzibat esasları üzerine müesses orduları, Ecnâdeyn ve Yermuk Meydan Muharebeleri’ni ihraz ederek Şam’ı zapt ve İmparator Heraklios’u meydanî harpte “Elveda, Suriye ebediyen elveda” diyerek Antakya’ya firar eylemiştir. (638 Badelmilâd ve 16 Badelhicret).
Ebu Ubeyde bin Cerrah idaresindeki ordu serdarlarından Abbas ibn-i Necim, Zerc ibn-i Şeddat ve Şerhabil ibn-i Süheyl el-Kendî, Bizanslıları kat’î bir mağlubiyete uğratarak Antakya, Dülük ve Maraş’ı Arapların hakimiyeti altına geçirmiştir. Şam’da Devlet-i Emeviyye’nin zuhuru üzerine Halep, Antakya ve Antep’e de Emevîler hakim olmuştur. Emevîlerden Mervanü’l-Himar, Maraş’a geçerek Maraş kazasını tamir eyledi. Emevîlerin Halep Valisi olan Velid ibn-i Abdülmelik zamanında Antep, Halep’e tâbi olmuş, Bizans tehlikesi kalmamıştı. Devlet-i Emevîlerin inkırazından sonra Halep, Antep ve Adana havalisine Abbasîler sahip ve hakim olmuşlardır. Harun Reşid’in hilâfeti zamanında buralar iyice terakki etmişti. Suriye fütuhatına müteakip Mezopotamya havalisi zapt edilmiş, Araplar bu havaliye El-Cezîre demişlerdir. El-Cezîre kıtası dört kısma ayrılmıştı. Musul, Diyarbakır, Rakka, Nizip kasabaları bu dört kısmın merkezlerini teşkil etmişlerdi. Antep, Halep’ten Nizip’e ilhak olunmuştu. Bir müddet sonra Bizanslılarla muharebe edilmiş, Bizans orduları Fırat sahillerine kadar inerek Melitene’yi (Malatya) almıştı. Maalesef Antep ve Nizip bu sefer de Bizanslıların eline düşmüştü. Lâkin Halife Mutasım cem ettiği büyük bir ordu ile hareket ederek Bizans’ın en meşhur şehirlerinden olan Amorion üzerine yürümüştü. Mutasım’ın ordusundaki Türklerin hamaset ve şecaatleri ile Araplar Amorion’a girmeye muvaffak olmuşlardır.
Şark’ın en mühim şehrini ateşler içinde bırakan Bizanslıları mağlup etmişlerdi. Mutasım, Maraş, Antep, Nizip, Halep, Rakka tarikiyle muzafferden Bağdat’a gitmişti. (222 Hicrî) Abbasî Devleti zaafa düşerek zemâm-ı idare Türklere intikal ettiğinden ve böylece bir Türk Selçukî Devleti teşekkül ettikten sonra İran ve Anadolu Türk hâkimiyetine geçince Antep de Türk idaresine girmiştir. Türklerle Bizanslıların muannid muharebelere giriştikleri esnalarda harbin merkez-i sikleti başka sahalara geçtiğinden Antep bir müddet huzur ve sükûn görebilmiştir. Suriye havalisindeki Ehl-i Salîb muharebeleri sırasında Antep yine elden ele düşmüştür. Mardin’de hükümet süren Benî Artuk hükümdarlarından İlgazi, Halep’i zapt ve Antep’i Ehl-i Salîb istilasından halas etmişken, bir müddet sonra Kilis, Azez ve Antep havalisi tekrar Ehl-i Salîb eline geçmiştir. Bu havali bir müddet sonra Musul Atabeklerine intikal ederek Atabeklerin ikinci Ehl-i Salîb’e karşı büyük mukavemetlerine sahne olmuştur.
Çok geçmeden Antep Eyyûbîlere, bundan sonra da Mısırlılara geçmiş ve biri Hülâgû, diğeri Timur tarafından olmak üzere iki defa istilaya uğramıştır. Timurlenk, gerek Antep’i gerek Azez’i epeyi tahrip etmiştir. Antep bir müddet sonra Mısırlıların eline geçmiştir. Mısırlıların idaresinde bulunduğu zaman kasabanın ahalisi Türk idi. Senelerce süren Ehl-i Salîb muharebelerinde tahribe uğrayan Antep, Mısırlıların elinde imar edilmiş ve büyümeye başlamıştı. Melik Eşref emriyle Antep Kalesi masârif-i azîme ihtiyar edilerek tamir ettirilmişti. Antep ve Maraş havalisinde Zülkadiroğulları da mühim bir rol oynamışlardır.
(Arkası gelecek sayıda)