Ömer katına varıp küffarın bu sözünü ona söylediler. Ömer onlara yine tekrar leşker saldı ki urup garet edeler.
Ömer bundan sonra yine adam yolladı: “Ne söylerler, dinleyin!” diye. Vardılar, dinlediler ki yine evvelki sözlerini söyleyorlar. Üçüncü defa yine leşker saldı ve garet ettirdi.
Sonra yine adam yollayarak ne söylediklerini anlamak istedi. Onlar gidip kulak verdiler. Bu defa şöyle söylüyorlardı:
— Allaha muti olduk. Diyni mübiyni kabul ettik. Tabiiyyetten bir doğru yol bulmuşuz. Tabiiz, biz ona uyduk. Ne hud eylerse biz Allah'a uyduk.
Ömer cengi menetti. İki gözü yaş ile doldu. Ağlayu ağlayu dedi ki:
— Varın, ne kim aldımsa geri verin. Bunlar çünkü Allah işini kabul ettiler. Hak daima muiyni olsun.
Ömer elini kaldırıp göğe döndü. Yüzünü yere urdu; hem zarilik etti. Dedi ki:
— Ya Rabbena! Sen inayet kıl! Bu kavme hidayet ver! Bunlara fazlınla rahmet eyle! Dahi nimetinle bunları topla! Bunların suçlarını sen bağışla, Ya İlâhi! Bunlardan daimlübaki razı olduk. Hamişe belâlerden sakla, Ya Rabbi! Adulerden müdamı bekle! Sen Muhammed Mustafa'dan ayırma! Buları ol safadan ırak etme! Buna eğri bakanlar olmasınlar! Ebed ağlayup gülmesinler, dahi kim kötü sapar oda yansın! Hezaran türlü türlü derde düşsün! Ey Hak! Anın kavmini kim ki incide, onu kahret ve oda yak! Dahi bu şehri, rûz-u mahşer kaim olunca daim şen eyle! Eziyet eden bütün nare yana ve âzaları pare pare ola! Hayır sayedenin bunda elini al, onu sen lütfunla cennete sal!
Ömer pes ondan sonra şehre göçtü; gelip ol yarenlere karıştı. Kamu halk karşılayıp izzet ve ona cân u dilden hizmet kıldılar.
Ayni o günde hemen baş koydu, şahadet getirip amana geldi. Cümleten ne kim varsa yeksan olarak bir kezden müslüman oldular.
Ömer hazretlerini ve etrafını topladılar, nice günler ziyafet eylediler. Bölük bölük etraflardan gelirler, Muhammed dinini hep öğrenirlerdi.
Ömer anda bir ulu Cami bina edip ona “Ömer camii” ([1]) deyu ad verdi. Çünkü Antebin fetih işi oldu. Atın başın Acem mülküne çekti. Acem iklimini de seraser fethedüp onda on iki dilaver dikti.
“Bu söz bunda irişti inthaye,
Salâvat ver Muhammed Mustafa'ye.”
Beytiyle manzume hitam bulmaktadır.
Şakir Sabri YENER
[1] Şimdi Antep'te Ömeriye Camii denen bir cami vardır. Bu camiin sofasında şu kitabe vardır:
Bismillâh ammerallhö men ammere haza fi seneti seb’a ve sitte mi’e amelu Ali.
Bu tarih şüphesiz tamir tarihidir. Çünkü bu fetih çenginde Ömer tarafından yapıldığı yazılı olduğuna göre 1300 senelik bir cami olması lazımdır. Bu cami hakkında Antepte bir efsane var:
Bu cami her gün bir arpa boyu yere batarmış. Tamam bakıp kaybolunca kıyamet koparmış. Vakıa camiin şarkındaki yol doldurularak cami epeyce derinde kalmıştır.
Yine bu camide baht açılır.
Şöyle ki:
Gelin olamayan kızlar veya karı kesatlamış erkeklerin başına cuma gecesi sala verilirken bir terlik (beyaz takye) giydirilerek başı üstünde büyük bir kara kilit (eski usul hurç veya kapı kiliti) kilitlenir. Sonra cuma günü bunu bir kadın camiye götürür. Namaz kılınırken sofada bekler. Cuma namazı biter bitmez hemen tercihan ilk çıkan çocuğa bu kilit o terliğin üzerinde açtırılır ve bu çocuğa buna mukabil bir veya iki kuruş verilir. Bu verilen paranın da verene beleşten gelmiş olması şarttır; parayı dilenmek suretile tedarik etmek evladır. Bu kilit açma töreni o kadar gürültülü olur ki çocuklar daha evvel camiden çıkmak suretile makbul olmak, çok kilit açabilmek için dehşetli itişip kalkışırlar.
Hasırcı zadenin bu camiin cümle kapısı üzerinde şöyle bir de tamir tarihi vardır:
Tecdide yazdı Hafız tarihi tam açıktan
Fethi kilidi münye bu baba münhasırdır.
1267
Yani murada ermek kilidini açmak bu kapıya mahsustur manasını ifade eder.