Gaziantep, Cumhuriyet devrinde olduğu gibi eski devirlerde de ilim ve sanat tarihimize kıymetli şahsiyetler yetiştirmiştir. Bunlardan Muzaffereddin Mahmut Elemşâtî ve Mahmut bin Ahmedü’l-Antebî, reisületıbbalığa kadar yükselmiş kıymetli tabiplerimizdendir. Aşağıdaki yazıda her iki tabibimizin hayatları elde mevcut vesikalara dayanılarak incelenmiştir.

Reisületıbba Muzaffereddin Mahmut Elemşâtî: 810 Hicri, yani 1394 Miladi yılda Gaziantep’te doğmuştur. Kendisi şimdi soyu tükenmiş bulunan asil bir aileye mensuptur. İstanbul Süleymaniye Kitaplığı, Yeni Cami kısmında 8.720 numarada kayıtlı “Tabakatü’l-Müfessirin” adlı eserin 86. sayfasında M. M. Elemşâtî’den şöyle bahsediyor: “Mahmut bin Ahmet bin Hasan bin Yakubü’l-Antebî el-Hanefî Muzaffereddin Elemşâtî; fıkıh ve tıpla uğraştı. Cami-i Tolun’da tıp tedris etti. Reisületıbba oldu.”

M. M. Elemşâtî’nin ölüm tarihini kati olarak bilmiyorsak da asrın âlimlerinden biri olan, bir türlü halledilemeyen evkaf işlerini büyük bir olgunlukla halleden ve Miladi 1469 yılında ölen Hanefi Kadılkuzzâtı Şemsü’l-Elemşâtî’nin kardeşi olduğunu biliyoruz. Buna göre kardeşinin ölüm yılından Muzaffereddin Mahmut Elemşâtî’nin ölüm tarihini tahmin edebiliriz.

M. M. Elemşâtî’nin Beyazıt Camii içinde bulunan Veliyüddin Efendi Kütüphanesinde 2.511 ve 2.512 numaralarda kayıtlı iki kitabı elimizdedir. Başka kitapları olup olmadığını bilmiyoruz. Her sayfası 25 satırı ihtiva eden 304 sayfalık ve iki ciltlik “Kitâbu Şerhi’l-Lemhati’l-Afîfe el-Müsemmâ bi-Te’sîsi’s-Sıhha” adlı Arapça kitabında verem, baş ağrısı, tenasül hastalıkları incelenmekte; bunların ilaçları ile diğer bazı hastalıklara reçeteler verilmektedir.

Kitabın ön sözünde: “Bu kitapta her şeyden ziyade hastalıklı uzvun aranıp bulunmasına ehemmiyet verdim. Sözü uzatmak istemedim ve hastalıkların ilacını gösterdim.” diyen M. M. Elemşâtî, kitabını yazarken Alaeddin Ümmî, Ebü’l-Hasan Ali bin Ahmet, Muhammed Zekeriya er-Râzî, Ebu Mansur Süleyman gibi doktorların eserlerinden de istifade ettiğini belirtmektedir.

Gaziantepli doktorlardan ikincisi, Mahmut bin Ahmedü’l-Antebî’nin hayatı hakkında da tam bir bilgiye sahip değiliz. Doğum ve ölüm tarihlerini tespit edemiyorsak da Miladi 1471 yılından sonra Mekke’ye yerleşerek ölümüne kadar orada kaldığını biliyoruz.

Mahmut bin Ahmedü’l-Antebî’nin Süleymaniye Kitaplığı, Şehit Ali Paşa kısmında 2.006 numarada kayıtlı “Te’sîsü’l-İtkân ve’l-Masâne fî İleli’l-Kilye ve’l-Mesâne” adlı Arapça tıbbi bir eseri vardır. Mekke’de yazılan bu eserde 45 sayfa ve her sayfada on beş satır bulunmaktadır. Kilye emrazı (böbrek hastalıkları) ile mesane emrazının sebebinden, alametlerinden ve ilaçlarından bahseden kitabın yazılış sebebini tabip: “Gördüm ki orada halkın ekserisinin kilye ve mesaneleri hastadır; onlar bu hastalığı öğrenmek ve bu hastalıktan kurtulmak için bir kitap yazmak istedim. Kitabımda âlimlerin bu husustaki sözlerini topladım. Kitabıma da bu sebepten Te’sîsü’l-İtkân ve’l-Masâne ismini verdim.” sözleri ile izah etmektedir.

Gaziantepli tabipler hakkındaki bu yazı hazırlanırken Hikmet T. Dağlıoğlu’nun “Antepli İki Hekim” adlı dört sayfalık broşüründen ve Operatör Doktor Turgut Kunt’un “Dünyadan ve Türkiye’den Tıp Haberleri” isimli mecmuasındaki makalesinden istifade edilmiştir.

H. Uğurol BARLAS