Tasavvuftur ulûm-ı enbiyanın

Tasavvuf mayasıdır evliyanın

Tasavvuf her ulûmun zübdesidir

Fünûn-ı kümelin öndesidir.


Tasavvuftur esası içtihadın

Tasavvuf kuvvetidir itikadın

Tasavvuf her ulûmun gayetidir

Cüyûş-ı arifânın râyetidir.


Tasavvuf kıyl ü kâl ile bilinmez

Tasavvufsuzda vahdet bulunmaz

Tasavvuf mânisi terk-i taalluk

Tarîk-i istikamette tahakkuk.


Tasavvuf terk-i isyan eylemektir

Ayanen kesb-i irfan eylemektir

Tasavvuftur tarîk-i istikamet

Budur ariflere râh-ı selamet.


Tasavvuf Hâlık’ı zikr eylemektir

Her eşyada Hakk’ı seyreylemektir.

Tasavvuf Hakk’a etmektir inâbet

Hulûs-ı kalple her dem itaat.


Tasavvuf bâtınî ilm-i şeriat

Şeriatsız bulunur mu hakikat?

Fütuhat’ında yazdı Şeyh-i Ekber:

Tasavvuf kalbi etmektir münevver.


Tasavvuf Hakk’a etmektir tevekkül

Her ahvalinde Allah’a tebeddül

Hevâ-yı nefs ve şeytana uyanlar

Tasavvufta olur bîbehre anlar.


Tasavvuftur tarîk-i ehl-i vahdet

Tasavvuf ittiba-ı farz ve sünnet

Tasavvuf varlıktan mürde olmak

Hakk’ın varlığı ile zinde olmak.


Tasavvuf terk-i dava eylemektir

Her efalinde takva eylemektir

Tasavvuf kalbi tenk etmemektir

Olur olmaz deyu cenk etmemektir.


Tasavvuf terk-i hubb-ı mâsivâdır

Temennâ-yı likā-yı kibriyâdır

Tasavvuf Hakk’a rabt-ı kalbe derler

Rızâ-yı Zülcelal’i celbe derler.


Tasavvuftur kalbini pak eylemektir

Riyazetle özün hâk eylemektir.

Tasavvuf bâtını tamire derler

Hevâ-yı nefsi tedmire derler.


Tasavvuf ehli Hakk’tan gafil olmaz

Umûr-ı bâtınîde cahil olmaz

Tasavvuf terk eylemektir terk-i âdet

Tarîk-i terk-i âdettir saadet.


Esir-i nefs-i şeytan olmayanlar

Tasavvuf ehlidir lâbüd anlar

Muhabbet eyleyen bir kavme mutlak

Olur anlar ile haşri muhakkak.


Tasavvuf mâsivâyı görmemektir

Hüda’dan gayriye dil vermemektir

Tasavvuf nefsi tekmil eylemektir

Rızâ-yı Hakk’ı tahsil eylemektir.


Antepli Küçük Hafız Mehmet Efendi; bundan 100 sene önce Mısır’da Nil Matbaasında basılan Zübdetü’l-Hakayık (Gerçeklerin Özü) yazarı Türkistanlı Muhammed bin Azîz Nesefî’nin kitabını, Küçük Hafız Mehmet Efendi Türkçeye Gāyetü’t-Tahkīk (İncelemelerin Sonu) adı altında tercüme etmiştir. Tercümeye yer yer kendi düşünce ve şiirlerini katmıştır. Yukarıdaki şiir Küçük Hafız Mehmet Efendi’nindir. Kitabın 109’uncu sayfasında kayıtlıdır. Küçük Hafız hakkında geniş bilgi, Mehmet Solmaz ve Hulusi Yetkin’in müştereken yazdığı Kültür Derneği yayımı kitapta mevcuttur. Kitap hakkında Öğretmen Ali Bilen’in ecdadı olan Nailî’nin yazdığı bir beyit şudur:


"Nailî tab'a sezadır hakka

Nezd-i erbâb-ı hakikatte kılındı tahsin"


(Ey Nailî! Bu risale insanların tabiatına layık bir risaledir, gerçek sahiplerinin yanında beğenilmiş, tahsin kılınmıştır. Ebced hesabına göre Hicri 1291, yani 94 sene önce.)


"Hazreti Hafız Efendi hakayık-şinas tarz-ı bedî üzere bu nüshayı etti temiz

Silk-i sütûr ile keyf eyleyip elfâzını cevher-i mânasına koymadı çâre-gîriz

Hall-i ukūd-ı mânâda ferîd-i zaman, hamâset-i fethi medâmilde Rüstem-i gîdiz

Her kelimat revân-bahş-ı bir ayn-ı hayat, bağ-ı dil-teşne-i feyz-i Hakk’a reşha-riz

Bağ-ı hakikatte garz eyledi bir nahl-i tâ eyledi ibkā-yı nâm-ı hayır ile târîh-i rüstâhiz

Nüsha-yı mahbub ey can ve dil-i kudsiyân olsa derinde sezadır zeyn-i dünyada le-aziz

Tebbih-i tarih tam söyledi Rifat heman rehber-i ehlin felâhtır bu kitab-ı aziz."


Hicri 1291, Şair Rifat Bey.


Şiirde geçen yabancı kelimelerden bazılarının anlamı şöyledir:


Zübde: Özü

Kümel: Mükemmel

Umde: Asıl, temel

Gaye: Son

Kıyl ü kâl: Dedikodu, boş söz

Mâni: Manası

İnâbet: Yönelmek

Bâtın: Gizli

Mürde: Ölmek

Mâsivâ: Allah’tan gayrı olan varlıklar

Râyet: Bayrak

Cüyûş: Askerler

Tedmir: Yok etmek

Râh: Yol

Bîbehre: Nasipsiz

İttiba: Tabi olmak

Efalinde: Her işinde

Takva: Günahlardan sakınmak

Likā: Kavuşmak

Zülcelal: Celal sahibi

Lâbüd: Muhakkak

Dil: Gönül

Kudsiyân: Mübarekler

Rüstâhiz: Kıyamet

Ayn-ı Hayat: Hayat pınarı

Elfâz: Lafızlar, sözler

Silk: Sıra, dizi

Sütûr: Satırlar

Şinas: Bilmek, anlayan

Ferîd: Zamanın birincisi, eşsiz

İbkā: Kalmak, devam ettirmek

Ukūd: Düğümler