Zübdetü’l-Hakayık’ı Kim Tercüme Etmiştir?
Yazar ve öğretmen Mehmet Solmaz, Kültür Dergisi’nin 91. sayısında “Ayıntablı Küçük Hafız Mehmet Efendi: Zübdetü’l-Hakayık (Gerçeklerin Özü) ve Gâyetü’t-Tekāyık (İnceliklerin Sonu)” başlıklı bir araştırma yazısı yayımladı.
Solmaz bu yazısında; Küçük Hafız ve Mustafa Yavuz adlı kitabının yayımlanması üzerine, adının açıklanmasını istemediği bir zatın, kendisinde Küçük Hafız’ın bir eseri bulunduğunu haber verdiğini, kitabı alıp eski yazı bilen dostlara okuttuğunu kaydettikten sonra kitabın muhtevası hakkında bilgi veriyor. Buna göre Aziz bin Muhammed Nesefî’nin Farsça olup Mısır’da Nil Matbaası’nda basılan bu eseri, Küçük Hafız Efendi 1291 (M. 1874) tarihinde Türkçeye çevirmiştir. Tercümede verilen isim Gâyetü’t-Tekāyık’tır.
Araştırmacı, eseri bölümlerin adlarıyla sıralayıp kitaptan örnekler veriyor. Yazısını, Küçük Hafız’ın ölümüne Hasırcıoğlu tarafından yazılan “Teessüf üzere yazıldı tarih: Mevtü’l-âlim ke-mevti’l-âlem” beytiyle biten tarih manzumesi ile bitiriyor.
Bu eserden 33 yıl önce Şakir Sabri Yener de Gaziantep Büyükleri’nde bahsetmişti (Sayfa 71-72). Şakir Sabri Yener ile Mehmet Solmaz’ın kitabı tanıtımları birbirinden farklıdır. Sayın üstadım Şakir Sabri Yener şöyle diyor:
Seyit Hafız Mehmet Efendi (Hacı Hüseyinzade)
Bu zat da Antep’in yetiştirdiği kuvvetli âlimlerden biridir. Gâyetü’d-Dekāyık der Tercüme-i Zübdetü’l-Hakayık adlı Türkçe bir kitabını gördüm. Bu kitap; Maveraünnehir ulemasından Muhammed Nesefî tarafından Farisî lisanı üzere yazılmış, tasavvufa dair olan Zübdetü’l-Hakayık adlı eserin Türkçeye tercümesidir. Tercüme tarihi 1288 Hicri’nin Rebiülevvel’idir. Bu kitap Hicri 1291 senesinde Mısır’da Vadi’n-Nil Matbaası’nda tabedilmiştir. Kitap hakkında manzum ve mensur birçok takriz vardır. Ezcümle Antep ulemasından Rifat Efendi tarafından manzum bir takriz yazılmıştır; tarih beyti şudur:
“Tabına tarihi tam söyledi Rifat heman
Rehber-i ehl-i felâhtır bu kitab-ı aziz”
1291
Kitabın asıl Farisî metni hakkında mütercim (Hafız Mehmet Efendi) şu beyitleri yazmaktadır:
Nüsha-i nûr-ı dil ü dîde-i irfândır bu
Kâbe-i maksada bir bedrika-i cândır bu
Zâhiren cedvel-i deryâ-yı maârif ammâ
Bâtınan cem-i hakāyık ile ummandır bu
Bilemez cevher-i rûh kadrini mürde-dil olan
Tende cânı olanın cânına cândır bu
Mahveder hâne-i dilden zulmet-i cehli
Sîne-i ehl-i dile şu’le-i îmandır bu.
Şakir Sabri Yener mütercimin iki kıta ve bir de beytini kaydettikten sonra sözlerini şöyle bitiriyor: “Bu zatın asıl tevelllüt ve vefat tarihlerini öğrenemedik. Bu zat, Antep ulemasından ‘Küçük Hafız’ denen zattan başkasıdır.”
Görülüyor ki iki araştırmacının tercüme eserinin adı ve mütercimin hüviyeti bakımından hayli farkları var. Tercüme eserinin birleşik adının ikinci kelimesi, yeni harflerle yazılışı Şakir Sabri Yener’in kaydına uygun olarak “Dekāyık”tır; “Takayık” değildir. Nitekim Solmaz’ın verdiği anlam, yazılışındaki hataya rağmen doğrudur.
Peki, kitabın asıl mütercimi kimdir? Mehmet Solmaz’ın “eski yazı bilen dostlarıma okuttuğu” kitabın aslını görmediğim için bir şey söyleyemiyorum. Eseri görüp okumayı çok isterdim. Solmaz da vaat etti; ancak adının açıklanmamasını yeminle yasaklayan kimse ikinci defa vermemiş olacaktır ki getirmedi.
Bu açıklamadan sonra ortaya bir soru çıkıyor: Solmaz mütercimin, Şehit Mustafa Yavuz’un atası olan Küçük Hafız Mehmet Efendi; Yener ise Seyit Hafız Mehmet Efendi (Hacı Hüseyinzade) olduğunu yazıyor. Acaba hangisi doğrudur? Yoksa ortada iki ayrı kişinin aynı tarihte yayımladığı, aynı matbaada bastırdığı iki tercüme mi var? İkinci ihtimal üzerinde durulmayacak kadar uzaktır. Birinciye gelince:
Şunu hemen söyleyelim ki Mustafa Yavuz’un atası olan Küçük Hafız’ın adı Mehmet değil, Mustafa’dır. Şer’î mahkeme sicillerinde bu iddiamıza destek olan en azından on tane belge vardır. Örnek olarak bunlardan dördünün kayıtlı bulunduğu cilt ve sayfa sayılarını vereyim: Cilt: 158 sayfa: 43, Cilt: 140 sayfa: 130, Cilt: 138 sayfa: 366, Cilt: 137 sayfa: 163. Mütercimin Küçük Hafız olmadığına bir delil de Solmaz’ın yazısına aldığı tarihtir. Buna göre Küçük Hafız 1264’te ölmüştür; halbuki eser 1288’de çevrilmiştir.
Sonuç olarak kanım şudur: Eski harflerle olan metni Mehmet Solmaz’a okuyanlar arkadaşımızı yanıltmışlardır. Şakir Sabri Yener üstadımızın verdiği bilgi doğrudur. Eseri çeviren Küçük Hafız değil, Seyit Hafız’dır.