İlk devrelerde çarık giyen insanlar, tedricen buna daha düzgün bir şekil vererek ayakkabı ihtiyaçlarını yemeni giymek suretiyle karşılamışlardır. Gaziantep’te de pek yakın tarihlere kadar bu ayakkabı ihtiyacı; önceleri takunyalarla başlayıp yemenilerle devam etmiş, daha sonra da kundura giyilerek sosyal hayata intibak edilmiştir. Şehirliden başka köylülerin de ayakkabı ihtiyacını kundura temin etmiş ve bu medenî âlemde “kunduracılık” adıyla bir sanat doğurmuştur.

Gaziantep’te “Kunduracı Pazarı” diye anılan ve çarşıda olduğu gibi şehrin her semtinde rastlanan kunduracılarla bir röportaj yapmak üzere dolaşıyorum. Karşılaştıklarımın hepsi de genç yaşlarından daha öncelerine ait kunduracılık tarihçesine pek de vukufları olmayan sanatkârlar... Kunduracılığın bugünkü ilerlemiş durumuna gayretle devam etmekten başka, evveliyatı hakkında bilgi veremeyecek hâlde olduklarını gördüm. Bu geniş sanatın da tabiatıyla bir derneği olduğundan, Dernek Başkanı Sabri Özsöylü’nün yanına gittim. O da bugünkü sanatın kundura çeşitleri hakkında bilgi verebileceğini ancak daha evveliyatı hakkında yaşlı kunduracılardan daha esaslı bilgi elde edilebileceğini söylemesi üzerine yine Kunduracı Çarşısı’na gidiyorum. Burada 51 no.lu dükkânda çalışan, altmış yaşlarında (sanatında sakal ağartmış) Şerif Baydar adındaki zatla bir röportaj yapıyorum:

— Kunduracılık sanatına dair en eski bilgilerinizi anlatır mısınız?

Cevap vermeye memnuniyetle hazır olduğunu bildirmekle beraber, ufak bir iç çekişten sonra anlatıyor:

— Eskiden kunduracılık sanatı münhasıran Ermenilerde idi. Bir Ermeni kunduracı ustasının bir Türk’e yaptığı muamele şu idi: Yanında çalışmak isteyen bir Türk’e kalfalık öğretecek yerde ona inek yaydırırdı. Ermeniler gittikten sonra Gaziantep’te kunduracılık sanatı denilen bir şey kalmadı. Kadınlar ve çocuklarımız kavafların yaptıkları yemenilerle vakit geçirdiler. Sonra Gaziantep Kurtuluş Savaşı’nda birkaç yara alıp tedavi olunduktan sonra burada bir dükkân açtık. O sırada Müslüman namıyla bizden başka bir kunduracı yoktu. Yanımıza birçok Müslüman çırak aldık; aslan gibi çalışarak pek az zaman zarfında bugünün ihtiyacını karşılayan modern kunduracılar olarak kendileri de dükkân açtılar.

— Kunduracılıkta kıdemli, yani sizin gibi eski emsaliniz kunduracılardan bir iki sanatkâr ismi daha söyler misiniz?

— Bunlar içinde ezcümle Şişli Hüseyin ismindeki usta da maruf olup zaman icabı çeşit çeşit çıkan moda kunduralara uygun modern kunduralar meydana getirildi. İşte Türkiyemizin hemen hemen ikinci sınıfı olarak memleketimiz dâhilinde perakende ve toptan olarak ihtiyaçlar temin olunmaktadır. Kunduralarımız son zamanlarda başlıca iki cins olup biri kauçuk, diğeri kösele olmak üzere yapılmaktadır.

Biraz durduktan sonra esefle anmak istediği bir not ekledi:

— Son günlerde kunduracılık “rekabet” namı altında felce uğradı. Bunun sebebi, evler arasında gelişigüzel yapılan kunduralardır ki bunlar ucuz satıldığı bahanesiyle dayanıksız şeyler olup kunduracılık sanatını lekelemekten başka bir şeye yaramamaktadır. Bunun gibi, bir de “Yahudi lastiği” denilen malzemelerden yapılan kunduralar da vardır.

Röportajı Yapan: Cemil GÜÇYETMEZ