Sayın dinleyenlerim, hiç düşündünüz mü?

KİLİS İLÇEMİZ, DÜŞMAN İSTİLASINDAN HANGİ TARİHTE KURTULMUŞTU?

Bundan kırk üç sene evvel, 7 Aralık 1921 tarihinde, Kilis ilçemiz Fransız işgalinden kurtulmuştu. Birinci Cihan Harbi’nin sonunda Suriye’de çarpışan ordumuz Güneydoğu Anadolu’ya doğru çekilirken tehlikeyi yakından sezen Kilisliler, derhâl kendi aralarında ilk Kuvayı milliye teşkilatını kurmuşlardı. Arap çapulculara ve yağmacılara karşı Kilis şehrinin etrafında gündüz ve gece devriyeler ve nöbetçiler çıkarılmıştı. 1918 yılında bir gece vakti, Yıldırım Orduları Kumandanı Mustafa Kemal Paşa, Halep’ten İstanbul’ara giderken Kilis’e uğramıştı. Mustafa Kemal Paşa’nın otomobilini Kilis şehri yakınında durduran Türk çeteciler, kim olduğunu sormuşlardı. Bir geceyi Kilis’te geçiren Mustafa Kemal Paşa, ertesi gün Türklüğü Arap ve diğer yabancılara karşı savunmak için Kilislilerin kurduğu Kuvayı milliye teşkilatını teftiş etmiş ve: "Şuna bir defa daha iman ettim ki bu millet esir edilemez. Ayak bastığım ilk Türk şehrindeki bu cesaret ve uyanıklığa hayranım. Bu millet ölmeyecektir. Var olun aziz Kilisliler!" demiştir. İngilizlerin Kasım 1918 ayında Kilis’i işgal ettikleri zamanda, Cemiyet-i İslamiye isimli bir dernek, Türk halkının menfaatlerini savunmaya çalışmıştı. Çoğunluğunu Hintli Müslümanların teşkil ettiği ve Ermeni azınlığa yüz vermeyen İngilizler çekilince yerlerini Ocak 1919 tarihinde Fransızlar almıştı. Fransızlar Ermeni azınlığa geniş bir serbestlik tanımış ve memleketin gerçek sahibi Türklere karşı pek fena muamele etmeye başlamışlardı. Fransız işgalinin ilk aylarında Gaziantep-Kilis yolu üzerinde başlayan çete savaşlarına Kilisliler de katılmıştı. Şahin Bey’in şehit olmasını takiben, Kilisli Kuvayı milliyecilere önderlik eden Sakıp Bey’den boşalan Kuvayı milliye kumandanlığını Kamil Polat Bey devralmıştı. İslam Bey, Müslüman Bey, Mücahit Bey, Hasan Kamil Demirbaş, Aslan Bey gibi ileri gelen mücahitlerin liderliğinde mücadeleye giren Kilisliler; Gaziantep bölgesinin düşmandan temizlenmesine kadar canla başla çalışmışlar, yüzlerce şehit vermişlerdir. Bir buçuk yıl süren bu mücadelede Ankara’ya bağlı muntazam ordu birliklerinden yardım görmeden, kendi imkânlarıyla savaşan Kilisli milis ve çete kuvvetleri Fransızlara karşı birçok baskın yapmışlardır. Fransızlar bir defasında, bir Türk müfrezesinin Fransız karargâhına yaptığı taarruz üzerine Kilis şehrini sabaha kadar bombalamıştır. Türk çetelerinin üstlendiği Tilhabeş, Cercik, Cengin, Çakallı, Bavuk gibi köyleri basan Fransızlar; malları yağma etmişler, köylülere işkence yapmışlardı. Kilisli Kuvayı milliyeciler; Gaziantep, Urfa, Maraş, Nizip’te bulunan mücahitlerle sıkı temas kurmuş, Güneydoğu Anadolu’nun kurtuluşuna kadar mümkün olan fedakârlığı göstererek Türkün güney kalelerinin en önemlilerinden biri olduğunu bir defa daha ispat etmiştir.

KİLİS ESKİ BİR ŞEHİR MİDİR? TÜRK TARİHİNDE OYNADIĞI ROL NEDİR?

Kilis şehrinin ne zaman kurulduğu bilinmiyor. Eski Asur kitabelerinde Kilis’in adı "Ki-li-zi" olarak geçmektedir. Hicretin ilk asrında Hazreti Ömer zamanında İslamlar tarafından fetholunmuştur. Osmanlı İmparatorluğu orduları Torosları aşarken Kilis şehri ve civarlarında ezici çoğunluk Oğuz Türklerinde idi. Yavuz Sultan Selim kumandasında Osmanlı ordusu 1516 yılı ağustosunda Kilis’in doğusunda Mercidabık Ovası’nda Mısır Memlük orduları ile meydan savaşı verirken Osmanlı ordusu sırtını Kilis kasabasına dayamıştı. O zaman Kilisliler, kendi dilini konuşan Osmanlı ordularının Mercidabık Savaşı’nı kazanması için ellerinden geleni yapmışlardı. Kilis şehri Osmanlı İmparatorluğu’na katıldıktan sonra büyük bir şehir olmuştu; ilk önceleri Halep vilayetine bağlı bir sancak merkezi idi. Kilis, bir kültür ve medeniyet merkezi hâline geldi. Birçok Orta Doğu şehirlerinden, hatta İstanbul’dan birçok öğrenci Kilis medreselerine tahsile geliyorlardı. Türk-Arap sınırı üzerinde Türklüğün bir kalesi hâline gelen Kilis; yüksek kültür ve medeniyet merkezi olması sebebiyle güneyden gelen Arap dil ve kültürüne karşı başarı ile Türk dili ve kültürünü korumuştu. Arap kültürünün Anadolu’nun içlerine doğru yayılmasına karşı Kilis ve Antep şehirleri bir set vazifesi görmüştür. Bundan 60 sene evvel Kilis, nüfusu bugünkünden daha fazla büyük bir şehirdi. 1312 tarihli Halep Salnamesi’ne göre Kilis’te 4335 ev, 2170 dükkân, 11 han, 30 cami, 7 medrese vardı. Kilis kazasına bağlı 469 köy, 9 nahiye merkezi bulunmakta idi. Birinci Cihan Harbi’nin sonunda, Kilis’in güneyde bulunan ve Türklerle meskûn köyleri ile irtibatı kesildi. Suriye hududu, Kilis’in en önemli hayat damarını kesmişti. Buna rağmen Kilis, bugünkü Türkiye’nin nüfus sıklığı bakımından en kalabalık yurt köşelerinden biridir. 1927 nüfus sayımında Kilis şehrinde 22.513 yurttaşımız yaşamakta iken birçok göçlere rağmen 1960 sayımında Kilis’te nüfusun 33.289 rakamına çıktığı görülmüştür. Kilis, son sayıma göre Türkiye’nin 39. şehridir. Nüfusu en fazla olan 6 ilçe merkezimizden biridir. Türkiye’de mevcut 67 vilayet merkezinden 34 tanesinden nüfusu daha fazladır. Kilis ilçemizin 108 köyü ve Merkez, Musabeyli, Polateli isimli üç bucak merkezi vardır. Son yıllarda millî eğitim faaliyetine, köy ve il yollarına verilen büyük önem sebebiyle Kilis’in yeniden canlanması ümidi belirmiştir.

KİLİS'TE ZİRAATIN TEMEL TAŞINI HANGİ ÜRÜNLER TEŞKİL EDER?

Kilis, bir zeytin ve bağcılık memleketidir. İlçenin batı ve kuzeybatı taraflarında dağlık yörelerde çam ve meşeliklere rastlanır. Ekili arazinin yarısından fazlası tarla ziraatına ayrılmıştır. Buna rağmen ilçenin yetiştirdiği buğday, arpa, mercimek gibi ürünler ilçe halkının dahi ihtiyacını karşılayacak çoklukta değildir. Son zamanlarda pamukçulukta ilerleme vardır. Kilis’te ziraatın temel taşını, iklim ve toprağa uygun zeytincilik meydana getirir. Hâlen zeytin ağacı miktarı üç milyona yaklaşmıştır. Zeytin ağaçlarının 1950 yılında miktarı yarım milyon civarında idi. Zeytincilikte hızlı bir ilerleme vardır. Kilis zeytinlerinin yağ nispeti yüzde 30-35 olup çok zengindir. Ağaçlara bakım, budama, bahçelerin sürülmesi tekniği çok ileridir. Zeytinlerin işlenmesi usulünün de yeni kurulacak tesislerle mükemmel hâle getirileceği ümit edilmektedir. Kilis, Gaziantep üzüm mahsulünün üçte birini verir. Gaziantep ilçeleri içinde mahsul verimi bakımından Kilis başta gelir. Kilis’te yetişen üzümün yarısından fazlası rumi, dörtte biri horoz ve dökülgendir. Kilis, sebze ve meyvecilikte de ileridir. Kavunu karpuzu meşhurdur. Patlıcan, domates, biber, pancar, ıspanak, salatalık, havuç, lahana, maydanoz iyi yetişir. Kilis çiftçisi çok çalışkandır; yaz mevsimi geceli gündüzlü çalışır. Köy yollarının süratle yapılması, kooperatifçiliğin gelişmesi, teknik bilginin köylü tarafından daha çok benimsenmesi neticesinde, Kilis’te yetişen sebze ve meyvelerin de değer pahasına satılacağı, Kilis’in büyük şehirlere sebze ve meyve sevk eden bir merkez hâline geleceği ümit edilmektedir.

Gaziantep Radyosu 7 Aralık 1964 Haftanın Ansiklopedisi