Gaziantep’in en hazin gerçek türkülerinden birisidir. Hâlâ hayatta bir sürü akrabası vardır. Hayatını zalim kader karalara boğdu ve genç yaşında delik deşik edilerek kendir ekili tarla içerisinde jandarmalar tarafından öldürüldü. Hazin hayat hikâyesi şöyledir:
Kilis Jandarma Bölüğü'nde Nahsen, askerlik görevini bundan 25-30 sene önce yapıyor. Askerlik yaparken köyü olan Kelpin köyüne izinli gidiyor. Bir kadın meselesinden dolayı Çavdar Kâhya’yı vurarak dağa çıkıyor. Epey müddet dağlarda eşkıya şeklinde gezip tozuyor. Bir gün Gaziantep-Oğuzeli arasında bulunan Nurgana köyüne geliyor. Yanında silahlı dört arkadaşı daha var: Kelçik, Kara Mehmet, Nurganalı Yirik Mehmet... Zaten Nahsen üç seneden beri dağlardadır. Nurganalı Hacı Mamo tarafından Oğuzeli (Büyükkızılhisar) Jandarma Komutanlığına ve Antep Jandarma Komutanlığına iki mektup ile ayrı ayrı ihbar ediliyor. Nahsen’in Nurgana'da ağaçların altında oturduğu bildiriliyor...
Zavallı Nahsen arkadaşlarıyla oturmuş sohbet ediyor. Oğuzeli'nde Jandarma Komutan Vekili olan Kozandağlı Mustafa Çavuş ve Karakol Komutanı Nuri Çavuş (Gaziantepli ve belediye zabıta çavuşluğundan emekli, hâlâ hayattadır); yanlarına birkaç jandarma ve köy bekçisini de alarak atlı olarak Oğuzeli'nden Nurgana köyüne geliyorlar. Kelpinli Nahsen ihbara uğradığını anlıyor ve civardaki kendir ekili tarlanın içine arkadaşlarıyla saklanıyor. Nuri Çavuş, Kelpinli Nahsen'in İslâhiye’de komutanı olduğundan Nahsen’i çok seviyor; Nahsen de Nuri Çavuş’u çok severmiş. Tarihin garip cilvesine bakınız ki silahlı olarak karşılaşmaları icap ediyor. Birisi resmî görevli jandarma komutanı, diğeri kanunları çiğneyen bir kaçak, bir eşkıya. Nuri Özmimar Çavuş’un anısı şöyledir:
"Bekçi Karagüle Mustafa, Filik Mustafa, Kozandağlı Mustafa Çavuş olmak üzere hepimiz kendir tarlasının etrafını çevirdik. Teslim olmalarını birkaç defa ihtar ettik. Ateşle bize karşılık verince biz de kendir tarlası içine rastgele ateşe başladık. O zamana kadar Antep'ten bir kamyon dolu jandarma eri, Üsteğmen Fehmi ile Yüzbaşı Ziya komutasında yardımımıza geldiler. Yanılmazsam yanlarında 10-15 jandarma vardı. Antepli Ali'nin kamyonu ile gelmişlerdi. Ablukayı sıklaştırdık. Ateş kesilince tarlanın içerisine girdik. Nahsen yaralı idi, sol böğründen vurulmuştu; diğerleri vurularak ölmüştü. Beni görünce ağladı. Az sonra da o öldü. Bunları kimin vurduğu belli değil, çünkü birçok taraftan ateş edilmişti."
Cesetleri kamyonun çamurluğuna iple asılarak kanlı bir hâlde Antep'e getirildi. Hükûmet konağı önüne bırakıldı. Dört kişi ile beraber al kanları Nurgana kendirini sulamış oldu. Halkımız da böylece dört eşkıyanın şerrinden kurtulmuş oldu. Haklarında kimin tarafından yakıldığı belli olmayan türkü aşağıdadır. Hâlen köylerde söylenmektedir:
Antep'in etrafı ağlı karalı,
Anamdan doğdum da başım belâlı,
Kara Mehmet sol böğründen yaralı,
Genç yaşımda neler geldi başıma.
Nurgana’ya geldiğimiz bildiler,
Hemen jandarmaya haber verdiler,
Dördümüzü bir arada vurdular,
Sebep oldu Nurgana’nın kendiri.
Biz beş kardeş idik kaldık dördümüz,
Kelpin’dir bizim ana yurdumuz,
Kelpin’de yatar asıl kurdumuz,
Sebep oldu Nurgana’nın kendiri.
Antep'in etrafı bağlar bahçeler,
Kozandağlı gelmiş bizi parçalar,
Leşimize döner kuzgun zahçalar,
Zalim düşman ne çok düştü peşime.
Biz beş kardeş idik kaldık dördümüz,
İzmir’de yatıyor aslan kurdumuz,
Kelpin bizim vatanımız yurdumuz,
Bizim sebebimiz Nurgana’nın kendiri.
Kelciğe söyleyin destan eylesin,
Arkadaşlar şu gediği bağlasın,
Kelçik dağda kimle gönül eğlesin,
Sorun arkadaşlar beni kim vurdu.