Ömrümün bir çeyrek asrını memleketin muhtelif köylerinde geçirdim. Bilgi dağarcığım bu köylerin acı, tatlı hâtıralarıyla doludur. Altı sene vazife yaptığım Oğuzeli’nin ...... adında bir köyü vardır. Bu köy hudut üzerinde bulunduğundan insanlarının çoğu kaçakçılıkla geçinirlerdi. Mezkûr köye bir gün bir bölük jandarma gelip yerleşince köyde kaçakçılık durdu. Bu insanlar, tembelliğin ruhlarında bıraktığı tesirin esiri olarak perişan olmaya başladılar. Öyle bir an geldi ki köylü çok fakir düştü. Köydeki delikanlılardan evlenmek isteyenler, komşu köylere nişanlı görmeye giderken kıyafet değiştirmeleri icap ediyordu.
Kilis’in …. köyüne düğür, nişan, düğün meselesi için münferit olarak gitmek icap ettiğinde; köyde ne kadar genç var ise Kilis’in …. köyüne gittiklerinde Hasancık’ın damalı kumaştan yaptırdığı külot pantolonunu giymeye başladılar. Mezkûr köyün kadınları ile genç kızları, köylerine gelen bu hudut köyünün her delikanlısında aynı pantolonu görmeleri tuhaflarına gitmiş. Köy halkından birkaç kişi dayanamayarak iâre pantolonu giyen bir delikanlıya sormuşlar. Delikanlı kulaklarına kadar kızarmış. İâre pantolon hikâyesi günlerce Kilis köyünde dedikodu mevzuu olmuş. En nihayet köyün genç kızları tarafından şu türkü yakılmış: Hasancık’ın pantolonu damalıdır, damalı, Pantolonu var ama elbisesi yamalı. Elbisesi yok ama çalımına ne demeli? Tek pantolonlu yârim var; kaşı, gözü sürmeli. Kimi kısa, kimi uzun; pantolonu bir tane, Oğlan beni istiyorsun, pantolonun kaç tane? Söyle bana, hiç saklama; kaç sene pantolonun yok? Sizin köyde pantolon yok, bizim köyde kız çok. Kumaşçılar top mu attı, terzilere iş mi yok? Para verin, kumaş alın; terzilerde hüner çok. Giyişiniz iyi değil, gönlümüz de size tok; Pantolonsuz erkeklere bizim köyden kızlar yok. Hasancık’ın pantolonu olmasaydı ne olurdu hâliniz? İâre pantolonla köyümüze bir daha gelmeyiniz. Biz sizlere eş olmayız, bunu iyi biliniz; Pantolonu olmayana bizim köyde güleriz…
Mehmet SOLMAZ