Halkevlerinde tatbik edilmesi gereken terbiye sistemi cebir ve zora başvurulmaksızın elde edilen ve terbiyenin en faydalısı olan bir terbiye tarzıdır ki, bu terbiye usulü gönüllere hitap eden halk terbiyesidir. Cebre zora başvurulmak suretiyle elde edilen terbiye sistemi, Halkevlerinden kaynayarak akan sanat ve kültür ırmağının çağlayarak akmasına set çeker. Halkevlerindeki terbiye tarzı, ruhlarda ve kalplerde inkılâplar yaratan millî terbiyedir. Millî terbiye; gençliği girişken, içtimaî hayata atılgan ve çalışkan, içtimaî işleri idareye kabiliyetli olarak yetiştiren; ruhlarda, vatan tehlikede olduğu zaman onu kurtaracak, kurtulan yurdu yükseltecek duygular yaratan bir terbiye tarzıdır. Yeni şartlar ve ihtiyaçlar icabına göre yaşama tarzını öğreten; gösterişten, korkaklıktan uzak bir varlık sağlayan; sağlam beden, sağlam dimağ, ve çelik irade yaratan bir terbiye sistemidir. Halkevlerindeki terbiye tarzı gençliği geçmişin geleneklerinden uzak bulundurmakla beraber onlara milletimizin kahramanlıklarından her fırsat düştükçe bahsetmeyi vazife bilen; sağlam düşünce sağlam karakter yaratan; duyuşa, düşünüşe yurt sevgisi katan bir terbiyedir. Münevver sınıfın halk seviyesine inmeyi bilmesi ve yaratılacak sanat eserlerine ulusallığın renk ve kokusunun verilebilmesi, halk terbiyesinin en faydalı ve yüksek şeklidir. Duvarlarında altı ok dalgalanan bu nurlu çatılardan kaynayan millî terbiye ırmağı, millî duyguları süsleyen renklerle, millî benliği besleyen kokularla kucaklaştıktan sonra yeşertecekleri ufukları sararlar ve bütün bir nesle hayat akıtırlar.

Şu hâlde Halkevlerinde bulunması icap eden inzibatın da istidat ve kabiliyetleri çemberlemeyerek, onlara kültür, sanat ve düşünce ufuklarında uçuş kabiliyeti veren; gençliği rejimin kuvvetli ışıkları arasında yetiştirip ruhlardaki ateşi alevlendirecek ve geçmişe değil, geleceğin yaratıcı temayüllerine istikamet verecek olan ülkü ışıklarının, ideal aşkının sürüklediği bir inzibat olacağında şüphe yoktur.

Halkevi inzibatı denilince ilk önce "ev" ile "halk" mefhumlarının istediği bir inzibat hatıra gelir. Bu inzibat halkın temiz ruhundan fışkıran, içinden doğup gelen hür ve samimî bir inzibattır. Halkevlerindeki inzibatla okullardaki inzibat bazı noktalarda ayrı ayrı manzara arz ederler. Nasıl ki kendi evlerimizde icbar eden değil; bütün aileyi seve seve itaate mecbur eden; komutanın değil, sevginin ve alâkanın inzibatı, samimî ve riyasız bir inzibat hâkimse, Halkevlerinin inzıbatı da kalplerde sempati uyandıran, ruhları çekip bağlayan bir inzibattır.

Bir kültür ocağına ilham ve kudret dağıtanların onun inzıbatı üzerinde ne kadar müessir olacağında şüphe edilemez. Böyle bir terbiye yuvasında aranan inzibat sütün içindeki yağ gibi terbiye ile beraber yürür; terbiye ırmağında akan suların bir terkibi olarak çağlar.

Şimdi gözümüz önüne bir okul getirelim. Bu okulun müessisleri ve öğretmenleri ne derecede kuvvetli ve kültürlü olursa muhitinde ve dersanelerindeki inzibat da o derecede kuvvetli olur. Dersanede zaman zaman talebesini sükûte davet etmekle, "susunuz" diye dikkatlerini çekmeye mecbur olmakla, cebre başvurmakla inzibat temin eden öğretmenler olduğu gibi; hiçbir vasıtaya lüzum görmeyerek, ancak dersanede görünmesiyle inzibatı tesis eden şahsî otoriteler de vardır. İşte bu inzibata şahsî inzibat, salâhiyet inzibatı, ve hür inzibat adı verilir. Bugün Halkevlerinin kuvvet ve ilham aldığı kaynak büyük Türk milletinin başını yönüne çevirdiği Millî Şefimiz İsmet İnönü'dür. Halkevileri, kandillerini onun şafkatli ve temiz kalbinin alevinden yakmakta ve o güneşten feyz almaktadırlar. Ne mutlu biz Halkevlilere...

Yazan: Sabri GÜZEL