Çeyrek asır evvel bu şanlı tarih gününde, Ebedî Şef Atatürk, iç ve dış düşmanların süngüleri altında devlet binasının eşiği olan Samsun’a ayak basmıştı. Samsun, yeni vatana temel atmak için hazırlanmış bir köprübaşı, Atatürk’ün, "uçurumun kenarında bir harabe" diye tavsif ettiği bir memlekette yeşerecek baharın ilk tohumlarının atıldığı yerdir. Bu yerden bütün soyu hayat suyuna kandıracak olan bir kaynak fışkırmıştır. Üzerinden hadiseler ve inkılâplarla dolu ve uğultulu yıllar geçtiği hâlde büyük heyecanını hâlâ o günkü kadar duymaktayız... Fakat bu yirmi beş yılın yarattığı yepyeni tarih içine aldığı inkılâpların kıymeti bakımından çeyrek asır değil, tamam asır ve belki de bir çok yüzyıllar değerindedir. Öyle şanlı bir asır ki, sönmez güneşinin ilk huzmeleri pusulasız Bandırma Vapuru'nun Samsun'a çıkardığı alev saçlı baştan fışkırmıştır. Bugün de hayır ve saadet şafakı, devlet başında ağarttığı başıyla başbuğumuz olan çelik iradeden fışkırmaktadır.

Onun yüreğinde çarpan ses İnönü’den başlayarak Dumlupınar’a kadar kazandığı zaferlerin sesidir. Lozan'da Türk milletinin varlığını ve hakkını bütün dünyaya tanıtan kudretin sesidir. Kalkınmamızı sağlam kültür varlığıyla çevreleyen yükselişin sesidir. Türk milletinin ne şerefli talihidir ki harp ve sulh zaferlerinin büyük kahramanı, millî birliğimizin sembolü bugün başımızda bulunuyor. Bugün emsalsiz bir harp kasırgası, ateş ve ölüm dalgaları arasında beş kıt’ayı kasıp kavururken devlet gemisini kazalardan kurtaran da onun sarsılmaz iradesidir.

Bugün Spor ve Gençlik Bayramı'nı yaşamakta bulunan Türk gençliği büyük başbuğumuzun her iki sahadan fışkırttığı ışıklar arasında yetişmektedir. Spor bayramı demek, Türk gençliğinde boru sesin ve millî marşlara âşık bir ruh, ordu saflarında koşmak isteyen bir karekter yaratmak demektir. Bu bayram “Türk gibi kuvvetli” sözünün bir tecellisidir. Yurt müdafaası aşkını kanatlandıracak olan da ancak spora karşı içten doğan bir sevgi ve saygı olacaktır. İşte bu sebepledir ki disiplinli olarak yetişen Türk gençliği kafaca ve bedence yurt müdafaasının bütün isteklerine göre küçük yaştan alıştırılmaktadır. Yaptırılan spor hareketleri kültür cephesinde yetiştirilmekte olan Türk gençliğinin spor alanında da gelişmesine önem verdiğini göstermektedir. Bu suretle ordu nasıl bir okulsa, okulda bir ordu oluyor ve “ordu ile okulun arasındaki bağlar daima çekilmelidir” sözünün gereği yerine getirilmiş bulunuyor. Bu bayram faaliyetlerine anlaşılmaktadır ki, her yerdeki teşkilâtıyla iyi esaslara bağlanmış olan spor çalışmalarında gayeye doğru koşulmakta ve Türk gençliği en iyi bir şekilde yetiştirilmektedir. Türk gençliği spor faaliyetlerinde millî alanlarda olduğu kadar milletler arasındaki müsabakalarda da başarı yolunda olduğunu her an ispat etmektedir. Eski çağlarda çocuk terbiyesinde beden terbiyesine çok önem vermiş olan Türkler, uzun yıllar yaya veya at sırtında yorulmadan savaşlara dayanmışlar... En ağır silahları oyuncak gibi maharetle kullanan Türk'ün yıldırım güçlükolu olmuştur. Ağır kalkanları omuzlarında iken büyük yayların okla arını çok uzak mesafelere fırlatan Türk'ün gücü, ünleri dünyayı tutan pehlivanlarımızın yenilmez güçleri Türklerin beden kabiliyetine en güzel örnekler verilmiştir.

Beden kuvvetlerinin yanında ruh ve ahlâk kuvveti vardır. Türk gençliğini kalbinde ölmeyen millet millî kültürdür. Millî kültür her şeyin başında gelmektedir. Halkevimiz ne cumhuriyet çocuklarına daima bunu aşılamaktadır. Halkevimizde Cumhuriyet gençlerini ülkü yolunun öncüleri hâline getirmek için onların millî duygularını şahlandırmayı baş ödev olarak ele almaktadır. Atatürk ve İnönü okulları olan Halkevimiz yabancı telkinlere karşı daima çetin birer kaledir. Yabancı ve kötü telkinler iğfal edici araçlar yoluyla menfi ve rejime aykırı bir ceryan uyandırmak isteyebilir. Bu türlü kötü telkinlerin hedefi gençlik de olabilir. Fakat Türk gençliği çok iyi bilir ki rejime aykırı fikirlerde mutlaka yabancı bir menfaat saklıdır. Menfi niyetler ve fena maksatlarla yaratılmış olan cereyanlarda gayeye ulaştıracak havayı bozan maddeler bulunur. Varlığını Türk inkılâbının feyizleri içerisine yerleştirilmiş ve kalbindeki ateşi Atatürk ve İnönü'nün tutuşturduğu ulusal meşalenin alevinden yakmış olan Türk gençliğinin yüksek karekteri, kendilerini hatalara düşmekten daima koruyacaktır. Türk gençliği bu millî ödevlerini başarırken, sıhhatli durumları, kuvvetli ve dürüst hareketleriyle sağlam bedenli, sağlam düşünceli bir milletin evlatları olduklarını karakterleriyle gösterdikleri gibi, gençlik ve spor bayramlarıyla da göstermiş oluyorlar.

Yazan: Sabri GÜZEL