(Bir önceki sayıdan devam, Sayfa 246’dan devam)
6) Belleme, Köşe Taşları: Adından da anlaşılacağı üzere binaların köşelerine konan taşlardır. Uzunluğu seksen-yüz santimdir. Boyutları müsavat gibidir. Bu taşlar; uzunlukları biri köşenin bir tarafına, diğeri öbür tarafına konmak suretiyle sıra ile dizilirler.
7) Destir (Ayaktaşı): Bina ayaklarına tek tek konur ve bir amut teşkil eder. Boyu 60, eni 50 santimdir. Yüksekliği değişmez yani 27 santimdir.
8) Zeyve (Zaviye): Pencere köşelerine konan taşların adıdır.
9) Kertme taşı: Kapı çenelerine yani kapının iki tarafına konan taşlardır.
10) Hırnış: Binaların en üst katına konur. Çatı bunun üzerine biner. Taşın çatıya yetişen yeri dışarı çıkık şekilde yontulur.
11) Atlama: Kapı ve pencerelerin üstüne konan, iki yanı duvara dayanıp orta yeri boşta kalan büyük taşlardır. 120-130 santim boyunda olur. Cami ve han kapılarının boyu iki metreyi bulur. Bu taşların iki yandaki duvarlara dayanan kısmına (cumbar), ortada altı boş kalan kısmına da kilit denilir. Kilidin yüksekliği 27 santimdir. Cumbanın kenarları eğik olarak yontulmuştur. Bu kenarın korda yerleştiği taş da tam buna birleşecek şekilde mail yontuludur.
12) Minare basamak taşı: Bu iki kısımdan mürekkeptir. a) Armudiye: Minare basamak taşının tam orta yerindeki yarı üstüvani (silindir) kısmına denir. Bunların üst üste gelmeleri adeta bir sütun teşkil eder. Merdiven taşları bu armudiyelerin birbirleri üzerine dayanmasıyla yükselir. b) Papaz taşı: Minare basamak taşının üzerine basılarak çıkılan kısmına verilen addır.
13) Muharnas: Minarelerin şerefelere doğru genişleyen nakışlı kısmın adıdır. Yani buraya konan taşlara muharnas denir.
14) Kolsun: Köşklü yani cumbalı binaların altına gelen; merdiven şeklinde, sıra ile birbiri üzerine binerek ileriye doğru çıkan taşlara denir. Cumbalar bunun üzerine yapılır.
15) Kalak: Binalar yapılırken taşlar sıralanır, bazen aralarında açıklıklar kalır. Bu yerlere yetiştirilen taşlara bu ad verilir.
16) Hampara: Aççeli taşlarla yapılan çift kat duvarların ara yerlerini doldurmak için kullanılan büyüklü küçüklü şekilsiz taşlardır.
17) Halik: Hamparanın küçüğüdür. Duvarlarda şakulî istikametin bozulmaması için alt kısımları kırık veya hatalı yontulmuş taşların altına verilen ve ayrıca ara yerlerine sokulan küçük yassı taşlardır.
TAŞÇI
Taşçı aletleri: Taşçı ustalarının kendilerine mahsus aletleri vardır. Bunların başlıcası çekiç, külünk, çivi, muhul, bir de yapraktır.
Çekiç; büyükçe ve sağlam saplı olur. Külünk; iki tarafı gittikçe incelen keskin demirden bir nevi kazmadır. Bununla çıkarılacak taşın dört tarafı oyulur. Çivi, biraz sert taşlarda kullanılır. Daha ziyade dinamit fitillerini yerleştirmek için delik açmaya da yarar. Muhul, büyük manivela demiridir. Bununla büyük taşlar bulundukları yerlerden çıkarılmak için kullanılır. Yapraklar demirdendir. Taş kesilirken çivinin yanında yardımcı vazifesi görür. Bazen yerli nal parçaları da yaprak yerine kullanılır.
Briket imali taşçılık üzerinde önemli tesir yapmıştır. Taş bin
Taşçılar yapıcılardan tamamıyla ayrı bir esnaf grubudur. Yukarıda bahsedilen yontulmamış taşları ocaklarından istenilen büyüklükte kestirip ihtiyaç sahiplerinin istedikle
YONUCULAR
Yonucuların binaların yapılışıyla doğrudan doğruya alakaları olmamakla beraber taşçılardan ziyade yapıcılar içinde sayılır. Bunlar taş ocaklarından yapı yerine gelen taşları, yukarıda yontulmuş taşlar kısmında saydığımız cinslerden bir kısmını yontup hazırlar. Ücretleri taşların nevilerine göre değişir. Yonucuların yaptığı iş bina inşa edilirken ustanın emrinde vazife gören ve nakkaş denilen daha sanatkâr yonucular tarafından tamamlanıp binaya konacak şekle sokulur. Yonucuların sanatlarını yaparken kullandıkları araçları ileride nakkaş bahsinde anlatacağız.
YAPICILAR
Bir binanın yapılması için hep birlikte çalışan elemanlara bu ad verilir. Bu elemanlar şunlardır:
Usta: Yapı işlerinde çalışanları bir ordunun çeşitli hizmetlerini gören sınıflara benzetirsek, usta bunların kumandanı sayılır. Yardım
Yapılan bir bina eser olarak ustaya izafe ed
Ustalar şu aletleri kullanırlar:
1) Şakul (Yapı terazisi): Buna sadece terazi de derler. Şakul, binanın eğrilik veya doğruluğunu kontrole yarar.
Nakkaş: Yonucunun daha sanatkârıdır. Taşları binanın durumuna göre hazırlarlar. Bu sebeple usta ile daima temastadırlar. Düz binalarda vazifeleri basittir. Bunlar asıl sanatlarını kemerli, kubbeli ve nakışlı binalarda gösterirler. Kapı-pencere kenarlarındaki ve minare şerefelerindeki nakışları, zeyveleri, kertmeleri, armudiyeleri, bellemeleri, hırnışları, kubbe ve kemer taşlarını, atlamaları hep nakkaşlar hazırlarlar.
Nakkaşların yaptıkları diğer işleri şöyle sıralayabiliriz:
Çanaklı nakışlar (içinde çanak bulunan taşlar nakkaşlar tarafından oyularak bu çanak
lar yerleştirilir) Düz nakışlar
Şaftlar (Binalarda kavisler yapma)
Bilezikler (Taşların yuvarlak şekle sokulması)
Bir mıhlı
İki mıhlı
Üç mıhlı Mıhlı tabiriyle, binanın şekline göre taşların daire ve yarım daire şekli alacak biçimde binada yer almalarıdır. Kavsin başka çeşididir.
Çankallı: Camilerde ve diğer kubbeli ve kemerli binalarda kubbelerin ve kemerlerin dayandığı amutların kemer ve kubbelere birleştiği yerlerdeki taşların kavisli halidir.
Nakkaş ve yonucuların aletleri:
1) Şahata: Büyük ve geniş ağızlı demirden alettir. Orta yerinde bir delik bulunur. Bu deliğe tutulacak ağaç geçirilir. Alet delikten itibaren iki tarafa genişler. Taşların yüzlerini yontmaya ve kesmeye yarar, ağızları keskindir.
HAMAL: Nakkaşın hazırladıkları taşları ustaya vermekle vazifelidir. Taş yerine konulurken ustaya yar
İRETÇİ: Çift korlu yapıla
AĞIZCI: Bu
FAAL: Amele karşılığı olarak kullanılır. Vazifeleri harç katmak, toprak elemek; taş, hampara ve halikleri taşımak; usta ve diğer elemanların gösterdikleri diğer işleri yapmaktır.
Yukarıda verilen iz
Yazımızı bitirmeden önce yapıcılara ait üç enteresan söylentiyi de
Yeri: Yapı yapılırken usta
Altı Ayaklı Gez de Gel: Usta dinlenmek isterse hamala bunu söyler. "Gez de gel", zahirde "altı ayaklı bir taş bul da gel" demektir. Fakat hakikatte "biraz vakit geçir, ben de d
Mısrın: Vaktiyle kadının biris
Açıklama:
-SON-