Kalenin garp tarafında kâin, üstü kâlp çatılmış yolun sağ kenarında, tam inişin başladığı yerde türbesinin harabesi mevcuttur. Evliya Çelebi, Gaziantep’teki Gazâlî türbesi hakkında şunları yazıyor:
“Kale kapısı mâbeyninde de İmam Gazâlî tabiîndendir. Nice bin telifâtı vardır. İmam-ı ekberdir. Ama mezhep sahibi olmağa Hazret-i Risâletpenâh vakarında destur vermemişlerdir. Şafiî’ül-mezhep ulu sultandır. Mutaflık edip kifâf-ı nasf ederlerdi. Gazzâlların ve mutafların zu'mü oldur ki; ‘Bizim pîrimiz İmam Gazâlî’ derler. Amma galattır. Pîr oldur ki Hazret-i Risâletpenâh yahut Hazret-i Ali yahut Selmân-ı Fârisî belin bağlayıp sahibi seccade etmiş ola. Pîr, ‘pîr’ mahallinde irâd olunur. Cümle Ayıntab halkının zu'm-ı haseneleri, İmam Muhammed Gazâlî ve biraderleri Ahmed Gazâlî Antep kalesinde metfundurlar, tevatür ile meşhurdur.”
Evliya Çelebi, yukarıdaki ifadesiyle bize kesin bir bilgi öğretmiyor; sadece halk arasındaki bir rivayeti kaydediyor. Ancak buradan, Gazâlî’nin mutaflıkla uğraştığını, gazzâl ve mutafların onu kendi mesleklerinin pîri olarak saydıklarını öğreniyoruz.
Ansiklopediler bize iki Gazâlî’den bahsetmektedirler. İkisinin de adı Muhammed’dir. Birisi İhyâ-i Ulûm müellifi olup İran’ın Tus şehrinde doğarak orada ölen meşhur İslam âlimidir. Bazı şöhretli bir âlim veya mutasavvıfın bir müddet oturduğu mahal, büyük şöhreti dolayısıyla sonra ziyaretgâh oluyor. Acaba Gazâlî de Antep’e geldi, bir müddet kaldı da bu sebeple bir ad bırakıp geçti mi? Onun hâl tercümesinde bu tahminimizi doğrulayacak bir kayda rastlamadık. Ancak, bir müddet Şam’a gelerek oturduğu malumdur. Bu sırada şöhreti Suriye’ye yaygın bulunan ve "Küçük Şam" diye anılan Antep’i ziyaret etmesi mümkündür.
Gazâlî’nin unvanı ve Evliya’nın verdiği malumatla şöyle bir münasebet kuruyoruz: Evliya’ya göre Gazâlî mutaftır. Yani keçi kılı ile at torbası, hayvan çulu, çuval, çadır yapan sanat sahibidir. Gazâlî’nin babası da gazzâl, yani iplikçidir.
Diğer Gazâlî; 1535 tarihinde vefat eden, Geyikli Baba Dergâhı'nda şeyhlik ettiği ve şiirlerinde Gazâlî tahallüs eylediği için bu namla da anılan Bursalı şairdir. Meşhur bir beytine izafetle "Deli Birader" de denilen Bursalı Gazâlî Mehmet Efendi'dir. Deli Birader ömrünün son yıllarını Mekke’de geçirmiştir (Türk Meşhurları, sayfa 99). Bu malumat karşısında "Acaba Mekke’ye giderken Antep’e de uğradı mı?" diyoruz. Ancak meslek farkı bu ihtimali uzaklaştırıyor. Şu hâlde Ahmed Gazâlî adında bir de kardeşi olan bu zat kimdir? Acaba tamamıyla ayrı bir kimsedir de bir unvan benzerliği bu yanlışlığı, yani İmam Gazâlî ile karıştırılmasını mı mûcip olmuştur?
Halk rivayetlerine göre kale terkedilmezden önce türbesi mamurdu. Kalenin sekenesi çekilince türbe de metruk kalarak tahribatla bu hâle dönmüştür. Yine söylentilere göre bu türbe daha önce Sinner Sülüğü (Gaziantep’in İstasyon Caddesi üzerinde Abdal Evleri civarında, köprüye yakın bir yerde hâlen mevcut bir kuyudur. Bu civar vaktiyle mezarlarla kaplı olduğundan "Sinler" -Mezarlar- adıyla anılırdı) yanında idi. Memleketlerinden gelip Hicaz’a giden İranlı Şiiler burayı ziyaret eder, bazıları cezbe gelerek kendilerini telef ederlermiş. Bunun üzerine şehrin ileri gelenleri, türbenin bulunduğu yerden kaleye naklini kararlaştırırlar. Karar bazı itirazlara rağmen icra edilir. Türbeye ait sütunlar da Tahtani Camii'ne nakledilerek avludaki şadırvanın yapımında kullanılır.
Mustafa Karabay, halk rivayetlerine dayanarak Gazâlî’nin Sinner Sülüğü’nün bulunduğu yerde şehit olup oraya gömüldüğünü, sonra kaleye nakledildiğini hikâye etmektedir. Evliya Çelebi, yaşadığı zamandaki Antep halk rivayetlerine dayanarak Gazâlî’nin kardeşi Ahmed Gazâlî’nin de kalede gömülü olduğunu kaydetmektedir. Hâlbuki kaledeki türbe münhasıran İmam Gazâlî’ye izafe ediliyor. Kamuslardan İmam Gazâlî’nin hakikaten Ahmed adında bir kardeşi bulunduğu anlaşılmakta ise de bu zat, kardeşi gibi birçok geziler yaparak Kazvin’de vefat etmiştir.
Evliya Çelebi bizim Gazâlî için "tabiîndendir" diyor. Tabiîn; Ashâb-ı Kirâm zamanında yetişip meclislerine dahil olan ve onların akvâl-i şerîfesini nakleden zevât-ı muhteremdir. İhyâ-i Ulûm müellifi İmam Gazâlî ise 450 (M. 1058) tarihinde doğmuştur. Buna göre tabiînden olması imkânsızdır. Şu hâlde kaledeki İmam Gazâlî kimdir?
Gaziantep’te Yazıcık semtinde Bişirici, Kozluca ve emsali gibi fakat daha derinde bir su vardır. Adı Hamam Gazel’dir. Söyleyişe göre İmam Gazâlî bu suda yıkanırmış. Suyun içine girene ve yıkanana şifa vereceği hakkında bir inanç da vardır.