(Bu yazı mehaz gösterilmeden iktibas edilmez.)
Gaziantep’imizin meteorolojik tarihine ışık tutacak olan aşağıdaki bilgileri bir rastlantı olarak ele geçirdik.
Kültür dergisi okurlarının bildikleri gibi 1972 yılından beri Gaziantep’in Cumhuriyet devri öncesine ait eğitim kurumları ve okullarını araştırmakta ve elde ettiğim bilgilerin bir kısmını zaman zaman dergimizde yayınlamaktayız. Bu kez Gaziantep’te açılmış olan yüksek azınlık okulları ile ilgili materyaller arasından meteoroloji tarihimizle ilgili olan aşağıdaki makale dikkatimizi çekti. Aynen çevirisini verdiğimiz bu yazı ilk önce Ermenice olarak 1902 yılında Gaziantep’te yayınlanan Avedaper Gazetesi'nde neşredilmiş, daha sonra İngilizce olarak New York’ta neşredilen “Antep Tarihi” isimli esere alınmıştır. Biz sizlere bu yazıyı Ermenice aslından naklen vermekteyiz. Makalenin üslup özelliğinin bozulmamasına bilhassa dikkat edilmiştir.
“Haritaya bakanlar Antep’in mevkiini kolayca anlayabilirler. Kuzey yarım kürenin takriben 37’sinde ve doğu tulün 35,5'sinde ve deniz seviyesinden 2.880 ayak (850 metre) gibi yüksekliği olan ince uzun küçük bir ovada olup ovanın etrafı küçük tepelerle çevrilidir. 50 mil (80 km) kadar batısında Maraş, doğusunda Belan'a kadar mümtep Bereket Dağları bulunur. Bunlarda 7.000-7.500 kadem irtifada olan zirveler az değildir. Kuzeyde aynı mesafede Ahır Dağları bulunup kuzey doğuya doğru uzanır. Bir kısmı 10.000 ve 11.000 kadem zirveleri bulunan Toros Dağları ile karışırlar. (3.23 kadem bir metreye eşit gelir.) Güneyde Halep yolu ile Şam'a kadar sanki düz olup orada ancak mevzii tepeler bulunur; güneyin biraz batısında Lübnan Dağları düşer. Doğu tarafı ta Musul’a dek, doğu ile güneyin devamı Fırat boyuna, ta Basra Körfezi'ne kadar ovadır.”
“Antep’in rüzgârının zaptına ait bilgiler hakkında katî bir bilgi verilemez ama şu kadarını söyleyebiliriz ki yazın çokça batı ile güneybatıdan ve kışın doğu ile kuzeydoğudan eser. Rüzgârlar kışın daha az esip yazın daha çok eserler. Ama kışın Toros Dağları karlarla kaplı olduğundan rüzgâr iyice soğuktur. Yalnız kışın gayrimuayyen olarak batı ve güneybatıdan da rüzgârlar eser. Bunun tefsiri ise karaların ısınıp soğuması ile izah edilebilir.”
“Dünyanın yağmur tevziinde Antep bolca hisse alacak bir mevkide bulunmamıştır. Kuzeyden ‘Bahr-i Siyah’ Karadeniz ve kuzeydoğudan Hazar Denizi büyük su kütleleri olup bizden ırak değilse de onların rutubetini bu tarafa celp edecek muntazam bir rüzgâr olmadığı gibi, yolda yüksek yaylalarda nemi tutularak bizim tarafa bir şey geçmez. Bahr-i Sefit ‘Akdeniz’ bize iki yüz kilometre mesafede ise de Antep’in yakınında ve denizle aramızda bulunan Belen, Akbez ve güneyde Lübnan Dağları da bizi buranın neminden yeterince faydalandırmazlar. Ama yine de Arsuz ve Musa Dağı arasında bulunan Süveydiye Vadisi açık bir kapı makamında olduğundan, oradan gelen rutubet bize epey yağmur getirir. Antep’e gelen yağmurlar çokça baharın son, güzün ilk kısmına rastlar. Çünkü o zamanlar karamız denizden daha sıcak olduğundan, güneybatımızdan rüzgârlar gelir. Kış mevsiminde ise karalara doğudan ve kuzeydoğudan gelen hava cereyanları tesir eder. Zannımızca yağmurun bir kaynağını da güneyimizde aramalıyız.”
“Basra Körfezi’nin rutubetli havasının bu tarafa geçmesi için Fırat boyuna geçit açıktır. Yeter ki bunu yerine getiren bir iki fiziki kuvvet olabilsin. Kış mevsiminin yağmuru ve karı kuzeydoğudan geliyor dedik. Bunun kaynağı acaba hangi denizdedir?”
“Bizce bu deniz Hazar Denizi’dir. Kuzeyden gelen ve yaylalardan geçerek nemini bırakan rüzgârın yön yolu üzerindedir. Bu bakımdan da yağmurlarımıza pek faydası dokunmaz.”
“Biz daha ziyade kıyas ediyoruz ki Antep’in doğudan ve kuzeydoğudan aldığı yağmur ve karın kaynağı Hint Okyanusu ve onun bilhassa kuzeybatı kısmıdır. Bu bölgenin suudi rüzgârı yüksekten kuzeye doğru olan yolculuğunda, Arabistan’ın sıcaklığı sebebi ile evvela biraz batıya dönüp kuzeye doğru ilerlerken, yere yavaş yavaş yaklaşır. Arzın hareketi ve ışığı sebebi ile Basra Körfezi’ni geçtikten sonra Zagros Dağları’na tesadüf ederek inhirafa uğrar ve ona paralel olan Fırat Vadisi’nin yardımı ile doğuya doğru yol alır ve bize ulaşır. Bizi geçen kısmı ise 90 derece açı ile Toros Dağları’na çarpıp neminin birazını oraya bırakır ve artan nemi kuzeydoğumuzdan bize tekrar ulaşır.”
“Antep’in yağmuru hakkında rakamların içine girmeden önce yağan yağmurların miktarını ölçmek hakkında birkaç söz söylemek faydalıdır. Bu husus genel olarak İngiliz parmak ölçüsü veya son zamanlarda moda olan metre ölçüsünün bir kısmı ile ifade olunur. İngiliz parmağı bizim mimar arşınının otuzda biri gibi olup metre ise üç ve dört mimar arşınına eşit gibi olur.”
“Bir semte on parmak” 254 mm. “yağmur yağmıştır sözünün manası şudur ki; eğer o yağmur açık bir yere konmuş, ağzının ve dibinin kalınlığı musavi olan bir kaba yağmış olsa idi o kap bu derinlikte sil ile dolmuş olurdu. Yani toprak yağan yağmuru emmeseydi ve başka yere akıp gitmeseydi her taraf bu kalınlıkta su ile dolar taşardı.”
"Bir mahalle yağan yağmurun miktarını ölçmek için "Mızanî Motor” isimli alet kullanılır. Bunun pek teferruatlı ve pahalı çeşitleri varsada %1 gibi farklar pek aranmadığı için pek az bir para ve emekle kendimizde yapabiliriz.”
"Kutru beş parmak” 127mm. bir huni alıp bir okkaya kadar su alabilen bir şişenin ağzına bir lastik vasıtası ile sıkı sıkıya bağlanır. Huninin borusu şişenin dibine kadar uzun olmalı ve bir cm kadar dik indikten sonra piramit şeklinde inmelidir. Bu şişe her taraftan gelen yağmuru alabilmesi için yüksekçe ve açıklık bir yere konmalıdır. Huni tam söylediğimiz şekilde ve şişe dediğimiz gibi ise şayet suyun 320 gramı bir parmak demek olurki, ol semte o kadar yağmış olur. Soğuk havalarda ise şişenin etrafına keçe sararak donmasını önlemelidir. Kar yağdığında ise eğer kar pek kuru değilse derinliğinin 1/8’i suyla eşit tutulabilir.”
“Küçük Asya’nın yağmur miktarının takribi olarak bilinmesi arzulanan bir husustur. Bunun için Anadolu’nun muhtelif yerlerinde on binlerce merak sahibi yukarıda anlattığımız gibi alet yapıp birkaç yıl yağışı ölçseler hemen hemen katî bir sonuç ile Anadolu’nun tabii coğrafyasının bilgilerini toplarız. Bu kimseler not tuttukları deftere günbegün rüzgârın yönünü de yazsalar daha da iyi olur.”
“Biz yukarıda tarif ettiğimiz gibi 1875’ten bu yana tam 28 yıldır bu hesabı günü gününe tutmaktayız. Bu günlük ortalamaları ay olarak toplayıp ortalamasını aldık, sonra 12 ayın ortalamasını hesapladık. Bizim tuttuğumuz bu defterle ilgili bazı önemli hususatı aşağıda belirttik:
1- Yağmurun bolluğu veya azlığı farklı senelerde bariz oran farkları vermektedir. Şöyle ki 1883’ünki “873” mm. olduğu halde 1898’inki “283” mm. dir.
2- Bütün 28 yılın ortalama rakamı “569” mm. dir. Bu demektir ki seneler birbiri üzerine hesap edildikte bir metre kare alana “434” okka yağmur yağmıştır.
3- On iki aydan ancak sekizi yağmurludur. Bunların beşi ocak, şubat, mart, nisan ve mayıstır. Üçü de yılın son ayları olan ekim, kasım, aralıktır. Diğer aylar yağmursuz sayılabilirler.
4- Mezkur yıllık ortalamanın %60’a yakını ilk beş ayda yağar geriye kalan %40’ın, %38’i son üç aylarda ve %2’side yağmursuz dediğimiz kurak aylarda yağar.
5- Bu sekiz ayların en çok yağmur alanı Aralık ayı olup 1883’de on parmak olup, bütün zamanın ortalaması 113 mm'dir.
6- Aralıktan sonra yağmurlar sırasında Şubat ayı gelmekte ve ortalaması 92Mm. dir. Ekim ve Kasım ise 3.28 parmaktır.
7- Süre 28 yıl gibi uzunca bir vakit olduğundan yıllık yağmur ortalamalarının son üç aylık oranı %36 gibi iken bazı yıllarda göze çarpan istisnalar şunlardır. Mesela 1887 %57, 1897’de %53, 1902’de %55 olmuştur.
8- 1875 yılından beri her yılın yağmur ortalaması aşağıya çıkarılmıştır:
|
1875 |
31.90 Parmak |
|
1876 |
18.55 Parmak |
|
1877 |
24.77 Parmak |
|
1878 |
16.22 Parmak |
|
1879 |
16.02 Parmak |
|
1880 |
15.35 Parmak |
|
1881 |
23.94 Parmak |
|
1882 |
22.29 Parmak |
|
1883 |
34.77 Parmak |
|
1884 |
25.55 Parmak |
|
1885 |
19.34 Parmak |
|
186 |
24.08 Parmak |
|
1887 |
17.42 Parmak |
|
1888 |
24.84 Parmak |
|
1889 |
13.63 Parmak |
|
1890 |
27.57 Parmak |
|
1891 |
29.10 Parmak |
|
1892 |
20.87 Parmak |
|
1893 |
29.73 Parmak |
|
1894 |
21.91 Parmak |
|
1895 |
19.10 Parmak |
|
1896 |
21.50 Parmak |
|
1897 |
23.85 Parmak |
|
1898 |
11.27 Parmak |
|
1899 |
26.10 Parmak |
|
1900 |
21.90 Parmak |
|
1901 |
13.16 Parmak |
|
1902 |
32.38 Parmak |
9- Biraz önce dediğimiz bu parmak rakamlarını 254 ile çarptıkta mm olarak yağış miktarlarını elde etmiş oluruz. Buradaki istatistiki sayılar, AVEDAPER GAZETESİ’nin koleksiyonlarından çıkarılmıştır.
Nakleden: H. Uğurol Barlas