Derleme Türkü 1:

Ta ezelden beri Gaziantep’te çeyiz götürmelerinde söylenilen “Pınar senin ne belalı başın var” diye başlayan türküyü Hanefi Koluş’tan derleyip tespit ettik. Yazacağımız parçanın tipik bir tarzda söylenişi vardır ki, umum Gaziantep çeyiz türkülerinin karakteristik vasıflarına bağlıyoruz bunu; türküde geçen “başın var, eşin var, bir gecelik, ver içeyim, filcandan” gibi kelimeler ait oldukları yerlerinde çağrılırken yapılan duraklama ve uzatmalar Gaziantep ağzı ve Gaziantep merkez kazası halk müziğinin bütün inceliklerini göstermesi bakımından parça hayli ilginç olup, ona Gaziantep çeyizlerindeki sarhoş yürüyüşleri, çeyize giden peykelerin hâl ve davranışları türküde buruk bir şekilde hayalimizi okşar...

Pınar senin ne belalı başın var

Yerenin var yoldaşın var eşin var

Kız ey seninle bir gecelik işim var

Kız gene doldur ver içeyim şişeden, kadehten, filcandan

Pınar senin etrafını gezmeli

Galem alıp kaşınğ gözün yazmalı

Annı top kaküllüde burnu hızmalı

Kız gene doldur ver İçeyim şişeden, kadehten, filcandan

Gaziantep ağzı ile söylenilen kelimelerin karşılığı:

Filcan: Fincan

Galem: Kalem

Annı: Alnı

Hızma: Gaziantep’te genç kız ve kadınların burunlarına taktıkları gümüş veya altından ufak daire şeklindeki süs, şimdi yalnız köylerde yapılıyor.

“Kız gene doldur ver içeyim şişden, kadehten, filcandan” diye tekrarlanan son mısrada anlatılmak istenilen şudur: İçkiyi kızın verdiği, doldurduğu düşünülmüş ve cehize, kınaya giderken kadeh ya alınmış veya alınmamıştır. Unutanlar, içkiyi şişeden mi olur yoksa tedarik ettikleri bir fincandan mı içerler, bu söyleniyor.

Derleme türkü: 2

On iki senedir bildiğim fakat kimden öğrendiğimi hatırlayamadığım aşağıdaki türkü, Gaziantep’in Saçaklı Mahallesi’nde geçen bir olay üzerine yakılmıştır.

Vakanın bir yaz mevsiminde cereyan ettiğini, kırık havada geçen “Kardaşımın şerbeti de içildi” mısrasından anlıyoruz. Şerbet; meyan kökünden yapılan, bazı hoş kokulu maddeler ilavesiyle de içimi daha iyi hâle getirilen bir meşrubattır. Gaziantep’te senelik geçimini bu işten sağlayan aileler vardır ki babadan evlada meyan şerbeti yapımı sır olarak intikal eder. Yazın sıcak günlerinde sebil edilir; burada cenazeden sonra yapılan sebil kastediliyor. Parça, köy ve şehir halk müziğinin ortaklaşa özelliklerini taşır.

Bize derler saçaklının uşağı

İki kardaş bir bağlardık kuşağı

Düztepe’den indirdiler aşağı

Yandım anam helal eyle sütünü

Cahildim dinlemedim sözünü

Anam duydu babam belin büküldü

Yaren yoldaş Düztepe’ye döküldü

Kardaşımın şerbetide içildi

Yandım, anam helal eyle sütünü

Cahil idim dinlemedim sözünü

Derleme türkü (Gaziantep ağızlı uzun hava) 3:

Millî Mücadele yıllarında geçen bir olayı dile getiren Elbeyli beyi Bilal Bey üzerine yakılan Gaziantep ağızlı uzun havayı 1340 doğumlu Ali Kaya ve oğlu Hayrettin Kaya’dan yazdık. Ali Kaya, Elbeyli’nin Zabaran köyündendir. Ümmet bey oğlu Bilal Bey, İspaha köyünde bir sabah erkenden yapılan baskında öldürülür; hadiseden ilham alan bir halk şairi aşağı yazacağımız uzun havayı yakar. Elbeyli aşireti beyi Bilal ve kardeşi Kasım Bey'in öldürülmesi olayı bugün dahi tam bir aydınlığa kavuşmuş değildir, olayla ilgili olarak çeşitli söylentiler vardır.

Bir hadiseden dolayı araları açık olan Türkmenlerle Elbeylilerin aralarında rekabet vardır. Söylenir ki Bilal Bey'in namı, itibarı o zaman kıskançlığa yol açıyor.

Bir sabah alacakaranlıkta İspaha köyü millî kuvvetlerce sarılır. Ümmet Bey'in karısı Güssüm Hatun "Gelenler yabancı değil, dost." der. Onlara kılavuzluk edenin Bilal Bey'in kirvesi Lüveren'in olması belki de böyle gafil avlanmalarına sebep olmuştur. Elbeyli tarafı, Bilal ve Kasım beylerin Lüveren tarafından öldürüldüğünü iddia ederlerse de bu biraz zayıf ihtimal oluyor; çünkü Lüveren Bilal Bey'in kirvesi olup Güneydoğu Anadolu geleneklerini bilenler hatırlayacaklar, bizde kirve baba, kardeş kadar yakın addedilir ve hürmet, itibar görür...

Şu bir gerçektir ki Bilal Bey'in öldürülmesi hadisesi üzerine bugün dahi Elbeyli ve Türkmen tarafları kabahati birbirlerine atarlar.

Aradan zaman geçmiştir, Bilal Bey'in kirvesi de öldürülmüştür. Bununla ilgili olarak Mehmet Yılmaz’dan öğrenen Ali Kaya’nın anlattıkları şunlardır:

Bilal Bey’in kölesi bir kahvede çalışır ama İspaha köyü hadisesi üzerinden seneler geçmiştir. Lüveren yani Bilal Bey’in kirvesi bu kahveye gelir. Yeğen adlı Bilal Bey’in kölesi mi sadık adamı mı ne ise ondan kahve ister; kahveyi getirirler ve "Ben falan adamım." der köle, kirve Lüveren'i orada tabanca ile öldürür. Fakat burada bir çelişme dikkatimizi çekiyor; Lüveren'in öldürülmesi üzerine yakılan ağıtta, Lüveren vurulduktan sonra hastaneye getirilir, doktorlar çok uğraşırlar ama kurtaramazlar, "Lüveren'i vuranlar Elbeyli’nin vekili" diye biter Lüveren uzun havası.

Şimdi yazacağımız Bilal Bey ağıt uzun havası Gaziantep ve çevresinde çok yaygındır.

Bilal Bey'i dersende Elbeyli'nin ulusu

Binmiş atınada gene olmuş Halep valisi

Hopunu çekenler Halep valisi

Ağlama anam ağlama ben öldükten kellide düşmanlara meyil bağlama

Bele bilsemde şu Halep’den gelmezdim

Şu dadlı canımı da bi kör kurşuna vermezdim.

Kirve, haberim olsaydıda sana yenmezdim

Aman avunan avladılar bizi

Öldürdüler ikimizi

Söndürdüler çıramızı

Sabah erkenden İspaha’yı bastılar

Kanlı gömlekleride bokçalara bastılar

İki kardaşı bi arada kesdiler

Beyler yanarım kardaş yanarım ben beni bağlattımda ona yanarım

Odasına varsam arzuhaller yazılır

Çatmasına vardımda çifte kurban yüzülür

Bilal Bey ölürse aşireti bozulur

Ağlama garib anam ağlama

Karalarıda bağlama

Ben öldükten kellide

Zalim düşmanlara bel bağlama

Bilal Bey'i dersende Kasım Bey'in büyüğü

Kasım Bey de bizim elin geyiği

İki eli kınalıda yeni güveği

Aman avunan avladılar bizi öldürdüler ikimizi söndürdüler çıramızı

Dayıma söyleyinde atıma binsin

Sıramlı meşlahımı da dellala versin

Nişanlım güzelmişte Mehmet Bey alsın

Anam ağlama aman ben öldükten kelli de zalim düşmanlara bel bağlama

Hele bakında şu derenin otuna

Zalim Lüveren de binmiş Bilal Bey'in atına

Mevlam yardım etsin Güssüm Hatun'a

Beyler yanarım kardeş yanarım ben beni bağlattımda seni yanarım

Bilal Bey ağıdının son hanesi Hanefi KOLUÇ’tan yazılmıştır.

Bi: Bir

Bele: Böyle

Yavrı: Yavru

Kelli: Sonra

Dadlı: Tatlı

Avunan: Avlan, hileyle

Bokça: Üzeri sırma veya simle işlemeli kare şeklinde kumaş

Kirve: Güneydoğu Anadolu'da erkek çocuğu sünnet ettirene verilen ad, isim. Kirve aile için de akraba kadar hürmet görür.

Derleme türkü: 4

"Çekirge endi yazıya

Ot kalmadı koyunnan kuzuya

Bizde layık mıyık böyle yazıya.”

Diye söylenen çekirge destanının yakıldığı günlerden kalma eski bir türküyü, çift sürerken dağ başında sabırsızlıkla öğle yemeğini getireni düşünen azâbın türküsünü aşağı yazıyoruz. Parça Hanefi KOLUŞ’tan derlenmiştir.

Çüt sürerim dala dala

Öküzün anmı ala

Azıkcım Allahtan bula

Nerde galdı nazlı yarim gelmedi vay

Güneş depeye dikildi

Sıcaktan boynum büküldü

Yokluk ömrümü bitirdi

Nerde galdı nazlı yarim gelmedi vay

Çüt sürdüm kolum yoruldu

Susumdan dilim kurudu

Acımdan dizim kırıldı

Nerde galdı nazlı yarim gelmedi vay

Çüt: Çift

Derleme Türkü 5:

Yetmiş yaşındaki eski zaman gençlerinin gününden kalma türküyü Hanefi KOLUŞ’tan yazdık. Parça eski Gaziantep kına ve cehizlerinde söylenen türkülerdendir.

Pınara attım urganı

Üşüdüm çektim yorganı

Susadım ver ağzıma gerdanı gülüm amman

Aman yar öldürdün beni

Ölmeden sarayım seni

Pınarın etrafı iğde

İğdenin dalları yerde

Hanım kız eviniz nerde gülüm amman

Aman yar öldürdün beni

Ölmeden sarayım seni

Pınarın etrafı çayır

Çayırda bir gelin uyur

Kalk gelin hanene buyur gülüm amman

Aman yar öldürdün beni

Ölmeden sarayım seni

Derleme Türkü (Gaziantep ağızlı uzun hava): 6

Gaziantep ve çevresinde söylenilen Garip havalarından birini Ali KAYA ve oğlu Hayrettin KAYA’dan derledik. Köy gençleri yabanda nahır davar yayarlarken bu garip havalarını çağırırlar, söylerler.

Gitme Garip gitme yollar çamurdur

Garibin yüreğide taştır demirdir

Yedi yıl dediğin hayli ömürdür

Kadanı alanı Garip kal burda burda

Gitme Garip gitme yollar harami

Arap vurur Türkmen alır paranı

Sen gidersen kimler sarar sinemi

Kadanı alam Garip kal burda burda

Dön beri dön beri yüzünü göreyim

Al yanaklarına kurban olayım

Bir emanetin varda onu vereyim

Kadanı alam Garip kal burda burda

Derleme Türkü (Gaziantep ağızlı uzun hava) VIl:

Yine Ali KAYA’dan tespit ettiğimiz Garip uzun havalarından biri.

Ak şarap içerler yeşil ganneden

Güzel seven mahrum kalmaz dünyadan

Karaman’dan Kayseri’den Konya’dan

Acem sevdiğimi bilir mi ola

Uyudum uyandım ben seni gördüm

Gül yüzlü Senemi Tivriz'de koydum

Dağılmış aklımı başıma verdim

Çarşısı pazarı malı Tivriz'in

Olmaz Şavo olmaz bu böyle olmaz

Bülbül gülü koyup dikene konmaz

Babası Kurtbey oğlu karşı konulmaz

Acem sendiğimi bilir mi ola

Yol ver Şavo’da ben gider oldum

Gül yüzlü Senemi üryamda gördüm

Senemin şerbetini elimden içtim

Acep sevdiğimi bilir mi ola

Tivriz’in etrafı dağdır meşedir

Seksen bin mahalle yüzbin köşedir

İçinde oturan beydir paşadır

Çarşısı pazarı malı Tivriz’in

Ganne: Şişe

Üryamda: Rüyamda

Nahır davar: Dağa, yabana yayılma giden koyun kuzu keçi.

Gaziantep Kültür Dergisi Koleksiyonları

Cilt

Sayılar

Sene

1

1-12

1957-1958

2

13-24

1959

3

25-36

1960

4

37-48

1961

5

49-60

1962

6

61-72

1963

7

73-84

1964

8

85-96

1965

9

97-108

1966

10

109-120

1967

11

121-132

1968

Cilt kapaksız seri halinde 132 sayının iskontolu toptan fiyatı; 125 TL. Cilt kapaklı seri halinde 11 ciltin iskontolu toptan fiyatı: 165 TL.

Erol GÜNEYLİGİL