Bin iki yüz yirmi sekiz senesinde Sultan Mahmud Han Sani tarafından sefaretle Fethali Şah nezdine memuren Bağdat tarikiyle Tahran'a vürut eyledi.
İran Devleti'nin Bağdat havalisine asker sevki ile Babanlu Abdürrahman Paşa'nın, Şehri Zor Hükümeti'ne ikadı hakkında vuku bulan muavenetten dolayı şikayete ve vak’a-i mezkûre esnasında devleti müşarünileyha askerinin Irak'ı Arap'ta nehb-ü- gâret eylemiş oldukları emval ve eşyanın istirdadına memur idi.
Müşarünileyh hamil olduğu name-i hümayunu Cemaziyülâhir'in on sekizinci cuma günü teslim ile memuriyetini tebliğ ettikte, Şah'a bir takım ağır lakırdılar söyledi. Badehu kendisiyle ümeraya Iraniye beyninde vuku bulan mükalemattan bir netice hasıl olamadığından, mevkib-i Şahı Ocan çemenine nakilden sonra iktiza eden cevabı verilmek üzere Tebriz'e getirerek; orada ikamet üzere bulunan sefiri Devleti Aliyye Seyyid Abdülvahap Efendi ile birleşmesi tarafı Şahiden beyan olundu ve Kaymakam refakatiyle mahalli mezkûre azimet eyledi.
Tebriz'de İran memurlarıyla müşarünileyha beyninde münakit meclisi mükalemede Celâleddin Efendi'nin matlabına mukabil Irak'ı Arap'ta, İran züvarının dahi birçok emval ve eşyası gasp olunduğundan bu iki menhûbat birlikte istirdat olunabilir cevabı verildi.
Seyyid Abdülvahap Efendi'nin avdetinden sonra Celâleddin biraz daha İran'da mütevakkıf matlub-u şahsî olduğundan Ocan ve Tebriz'de bir müddet kaldıktan sonra resmi veda’ı icra etmeksizin Erzurum seraskeri Ahmet Paşa'yı görmek behanesiyle hareket edüp oradan İstanbul'a revan oldu.
Sefiri mumaileyh müddeasında gayet musır ve sert sözlü bir zat olup hatta esnayı müsahabette İran ümerasına sade isimleriyle hitap ve bazı küstahâne tabirler istimal eylediğinden İranlı indinde makduh olmuş idi.