Deyimler – Takım Sözler – Meşhur Sözler
İtin olam "veya" itin köpeğin olam. (Bir husus için yalvarırken kullanılan sözlerden), [Riayet edilmesi lâzım gelen birisine karşı hürmette kusur eden kimseyi tekdir etmek için de “it olasıca filana!” denilir.]
İt kıçı çıkardı. (Entipüften bir itiraz ileri sürerek müşkülât gösterdi. Hatıra gelmeyen bir mâni ortaya çıkardı.)
İyi nimet artmadan kötü karın yırtılsın. (Yemek yiyen kimse, doyduğu halde yemek bitmemişse zorla yiyip bitirmek lüzumunu ifade eden mizahî bir söz.)
Ingıl mış berk yapış. (Bir iş yaparken ağır ağır ve gönülsüz şekilde yürüyen kimsenin halini tasvir eden cümle.)
Kaldır kaldır etmek. (Bir şahsı daima değerinden daha yüksek görmek ve göstermek.)
Kanı kaynadı. (Ona karşı içinden bir sevgi taşıp geldi). [Bazen "kan damarı kaynadı" şeklindedir. Bazen “şah damarı oynadı" da ilâve olunur. Dede Korkut'ta da biraz farklı manalarla kullanılmıştır.]
Kan uymuk. (Kan oturmak). [Büyük bir felâket, kin veya derdini söyleyemeyip susmak ve buna bir çare bulamamak gibi bir sebeple “yüreğine inmek” e benzer bir manda “içme kan uydu" denilir. Kanın yürekte toplanıp kaldığı kabul edilir.)
Kan yutturdu. (Çok eziyet verdi).
Kara batak gibi battım.( Çoktan beri kayboldun. Hiç görünmeyorsun.) [Karabatak: balık ve emsali hayvanları avlamak için suya dalan ve uzun müddet sonra başka yerden çıkan bir kuş imiş.]
Kara yanık. (O kadar çok su içiyor ki sanki kara yanık hastalığına tutulmuştur.)
Kara yazılı. (Zavallı, bedbaht.)
Karıncanın kavımı çıkmış, bir ayağı topal. (Kendisinden daha naçiz bir hamisi var.) [Hem himaye edenle, hem himaye edilenle istihza.]
Karrah etmek. (Bol bol vermek; iyi ve istenen bir şeye gark etmek). [Misal: yağmur bizi karrah etti. Başka misal: iki kocaman köfe ile bizi üzüme karrah etti.]
Kat öğün etmek. (Önüne katıp kovalamak.) [Aslı: “kat önüne etmek” olmalı.]
Kaval elden, yel Allah'tan, parmaklarını oynat. (Senin çalışmana ve fedakârlık etmene lüzum yok. Her şey başkaları tarafından temin olunuyor. Sen şöyle sureta onların arasında bulunuyor ve onları kendin yapıyor görünüyorsun. Neticede hepsi sana mal ediliyor.)
Keçeden topuz. (Bir defa teşebbüs etmeli, olursa da hoş, olmazsa da.) Kel başa kurt düşüyor. (Bulutlu kış gecesinde ay çıkar ve bulutlar parçalanıp dağılmağa başlarsa manzara bu deyim ile anlatılır.) [Bir istiare.]
Kelebi dolaştırdı. (işi bozuldu; hali vaziyeti fenalaştı.)
Kemiği sürmedenlik oldu. (Öleli çok zaman oldu). [Eti çürüdü. İliği kalmayan kemiği de sürme kabı yapılacak derecede uzvî maddelerini kaybetti.]
Kemmun gibi kulağından suvardı. (Oyaladı, avuttu; vadetti fakat hala yapmadı). [Kemmun: “kimyon” ağacına su vermezlermiş. Yalnız ara sıra yanma uğrar, “gelecek hafta sana su vereceğim" diye kulağına fısıldarmış.]
Kendirimi bıçakla! (Beni bu dar vaziyetten kurtar.)
Keyfinin aptalı. (Daima keyfini tatmin eden adam.)
(Devamı var)
Yazan: Gaziantep Mebusu Ömer Asım AKSOY