Bırak taşradakileri, bu şehirde oturup da Gaziantep’i bilmeyenler, eski eserlerden söz açılınca hiç çekinmeden "Burada ne var ki?" diyorlar. Bunlara karşılığım pek kısadır: Çok, ama ne yazık ki bu hazinelerin hiçbiri göze hitap edecek bir hâlde değillerdir. Örnek olarak Türkiye’deki kalelerin en ilgi çekici olanını, kalemizi gösteririm. Kalemiz yalnız her yıl konan az bir ödenekle onarılmasına çalışılan ve hâlen bir bölümü harap bulunan burçlardan mı ibarettir? O kale ki bir gün bundan 500 yıl önceki hâliyle ortaya çıktığı zaman Gaziantep için, Gaziantep turizmi için çok büyük bir varlık olabilir. Dört yanından üstüne çıkan, kimi yapma, kimi kayadan oyma merdivenler; burçların altını, çevresini dolaşan iki at arabasının rahat geçebileceği dehlizler, odalar, zindanlar; acı ve tatlı suyun yolları temizlenip tamir edilsin ve bu durum bir duyulsun, siz o zaman görün kaynaşmayı, turistik ilgiyi. Bundan önceki "Belediye Başkanına Teşekkür" başlıklı yazımda konu eylediğim yer altı tesisleri, Mardin Tepe altındaki yollar, bazı türbeler, özellikle Yuşa Peygamber’in türbesi hemen aklıma gelen tarihî turistik yerlerdir.
GAZİANTEP KALESİNİN TAMİRİ ÇABUKLAŞTIRILMALIDIR
GÜZELBEY,
C. "
GAZİANTEP KALESİNİN TAMİRİ ÇABUKLAŞTIRILMALIDIR".
Gaziantep Kültür Dergisi. (
1969)
Anahtar Kelimeler: Gaziantep, Gaziantep Kalesi, Mardin Tepe, Yuşa Peygamber Türbesi, Belediye Başkanı, turizm, kültürel miras, tarihî eserler, yeraltı tesisleri, burçlar, dehlizler, zindanlar, şehir kimliği