Refaha kavuşmuş milletler kendi bölgelerini hangi metotlarla kalkındırmışlarsa bizler de aynı metotları kullanarak Gaziantep bölgesi halkının hayat seviyesini yükseltebiliriz. Her şeyden önce uzun vadeli bir çalışma programı yapmak zorundayız. Programın ana hatlarında ise aydınlarımızın çoğunluğunun anlaşması gerekir. Çalışma programının bölgeyi süratle kalkındıracak vasıfları taşıyabilmesini temin için, daha önce bir araştırma enstitüsü kurmamız şarttır. Araştırma enstitüsünün vazifesi: ilmî metotlarla bölgemizin tarihî, coğrafi, ekonomik, sosyal durumunu tespit ve imkanlarını araştırmaktır. İlmî metotlarla mevcut imkanlarımız tespit edilirse bütün aydınlarımızın severek destekleyeceği, uzun vadeli bir bölge kalkınma programı meydana getirmek çok kolaylaşacaktır.
Gaziantep Kültür Derneği, iki yıldan beri, Gaziantep Belediyesi ve Gaziantep Özel İdaresinin maddi desteği ile, Gaziantep bölgesi hakkında araştırmalarda bulunmaktadır. 100’den fazla aydınımızın araştırma ve fikir mahsullerini Gaziantep Kültür Derneği 25 kitap ve 2 ciltlik Kültür Dergisi’nde yayınlamıştır. Fakat bugünkü haliyle Kültür Derneği’nin imkânları çok zayıf olduğundan, bölgemiz için bir araştırma enstitüsü vazifesini arzu edilir şekilde yapamıyor.
İki yıllık Kültür Derneği araştırmalarından çıkardığım bazı neticeleri aşağıya çok kısa olarak sıralamayı faydalı buldum. Bu neticeler çok sıhhatli ilmî bilgiye dayanmadığından belki de yanılıyorum.
Tarihî araştırmalardan; Gaziantep, Urfa arasında ve bilhassa Fırat Nehri bölgesinde, eski zamanlarda yüz binlerce insanın bir arada yaşadığı ve büyük medeniyetler kurduklarını öğreniyoruz. Su yollarının ve sulama işlerinin mükemmelliği sayesinde yüz binlerce insanın bir arada yaşayabildiği anlaşılıyor. Tarih kitapları bu bölgede dünyanın en iyi pamuklarının yetişmiş olduğunu haber veriyor. Bugün dahi Gaziantep bölgesinde yetişmekte olan pamukların, Adana pamuklarından çok üstün kalitede olduğunu ilgililer ifade ediyorlar. Yazı köylerimizi, Barak ve Suruç ovalarını barajlar ve artezyenle sulamak mümkün olursa Adana Ovası’ndan daha kıymetli bir hazineye Türkiye’miz kavuşmuş olacaktır. Bu mıntıkada birçok yeni köy kurulabilecek ve şehirler büyüyecektir. Aynı zamanda bölgenin enerji ve içme suyu davası büyük ölçüde halledilmiş olacaktır. Mesela Fırat üzerinde kurulacak barajın Türkiye’ye sağlayacağı büyük fayda devlet adamlarımıza delillerle izah edilirse barajın kurulması kısa zamanda mümkün olabilir.
Gaziantep bölgesinde tarım ziraatine yaramayan geniş araziler vardır. Bağ, zeytin, fıstık ağacı yetiştirmeye bu arazilerin çoğu son derece müsait sayılıyor. Zeytin, fıstık, üzüm; Türkiye’mizin pek az yerinde yetişebilen kıymetli mahsullerdir. Daima müşteri bulur. Çiftçilerimize verilecek kredileri program esaslarına göre düzenlersek; çiftçimize iyi zeytin, fıstık, üzüm yetiştirmeyi öğretirsek; köy yollarını süratle yaparsak bölgemizin hızlı kalkınması mümkün olur kanaatindeyim. Zeytin ve fıstık ağaçlarının geniş sahalar kaplaması, ormansızlıktan doğan birçok davalarımızı da kendiliğinden halledecektir. Ağaç filizlerini mahveden keçilerin de sayısını tedricen azaltmalıyız. Meralarda hayvan yetiştirmeyi, tahıl ziraatini tedricen yurdumuzun diğer bölgelerine bırakarak terk etmeliyiz. Bölgemizin toprağına ve iklimine en uygun gelen kıymetli mahsullere önem vermeliyiz. Bu sayede köylülerimiz zenginleşecektir. Ziraate muvazi olarak sanayimizi de geliştirecek programı yapmamız gerekiyor. Uzun vadeli yurt kalkınması programında bütün aydınların ittifak etmesi gerektiğini tekrar hatırlatırım. Acele olarak bir araştırma enstitüsü kurmalıyız. Bu hususta bütün partiler iş birliği yapmalıdır kanaatindeyim.
Hulusi YETKİN