Sayın saylavımız Bay Ömer Asım Aksoy’un çıkan eserlerinden "Halkevi Konuşmaları" adlı eserinin muhteviyatını, sayın arkadaşımız Bay Şakır Sabri Yener 15 Eylül tarihli Gaziantep Gazetesi'nde bize tanıttırmıştır. Bay Şakirin yazısı Ömer Asım Aksoy'un: “… Eğer arkadaşlar bu uğurda çalışarak şu sahayı kemiyet ve keyfiyet itİbarile genişletirlerse…” sözü ile sonuçlanması dil ve folklor işile ilgili olarak benim de dikkatimi çekti...

Bundan yedi yıl önde, dil işleri başladığı sıralarda, Gaziantep'in Suboğaz köyü öğretmenliğinde idim. Söz derleme işinde çalışırken köylerden, folklor derlemesile ilgili parçalardan bazı tekerleme ve (yakıştırılmış sözler) toplamıştım. Aşağıda bir kaç tanesini yazıyorum:

“Al Allah kulunu, zapt eyle delini...”

“Arasada yalan söylediler. Kalealtı'nda inandılar”.

Yahut: (Arasada zekât toplar, Kalealtı'nda sadaka verir).

“Arasa: Gaziantep'in doğu semtinde, en işlek çarşısı ve pazar yeri olan bir semtidir. Kalealtı ise, pazar yeri olmakla beraber daha ziyade mehcur olan bir semttir”.

“Azap der ki: Yılım yetti (bitti), demez ki: Ömrümden gitti …

(Yaşamak hakkında, cahil kimselerin fikri).

“Bu yalanın ötesi yok: Eski hamamın tası yok: Peştemalın

ortası yok!”

“Biber: ocaklıkta yatta geber!”.

“Çağıla: Herkes evine dağıla!.”

“Devede kulak”

“Döğme, (esasen bu bir yemektir): Gel bu işe söğme”.

“Eşeğin anırdığına (ağırdığına) inanırlar da, çerçinin bağırdığına inanmazlar”.

“İki devede dört harar.,,

“Herkes işinin çıktığını arar”.

(Hayat adamı olmak, vesaire hakkında).

“İl (el) için ağlayan göz, kör olur”.

“İt ite, it de kuyruğuna, (buyurmuş).

“Kabala bazar (pazar), dostluğu bozar”.

“Kökü suda, Veren Huda”.

“Martı görürsek, gözümüzün kökü (göğü) ağarır”.

“Ne bilsin karanlıkta göz kırptığını .. (Müşahedenin önemi).

“Ne it girdi, ne ziyanlık oldu”.

“Ölürse yer beğensin, kalırsa il (el) beğensin”.

“Pekmez: Kimse (söylenişi: herkes) evine gitmez”. (çağalanın tersidir)

“Yalana bak yalana, yalana bak yalana, Minareyi kucağına almış; boru diye çalana!”.

“Yağmur nereye yağarsa tarlayı oraya kaldırır”.

“Yedi çıra ile arasan bulamazsın, meğer ki rastgele”.

“Zengin yalan söylerse: Beli, bes (pes), derler,”

“Fakir doğru söylerse: Sesini kes, derler.”

“Birine beş kuruş borcu olsa”

“Yeri (yürü) şu (bu) …ü as, derler”.

BİLMECELER

Gene o köyden topladığım şu bilmeceleri de yazıyorum:

“Alaca mezer dünyayı (bütün dünyayı) gezer. –Göz

“Allah yapar yapısını, demir açar kapısını” –Karpuz

Yahut:

“Gök oğlak kökende bağlı”.

“Alnı sakar, aya bakar”. – Baca

“Altı deri üstü deri, yedi adamdan ileri”. –Körük

“Altı kemik üstü kemik, içindeki Molla kemik”. –Kaplum-

“Atladım hendek içi dolu kundak” –Kabir

“Arapça söyler dili bellisiz, keten, köynek (gömlek) geymiş bellisiz”. -Koyun

“Benim bir kutum var içinde iki türlü otum var”. –Yumurta

“Benim bir boyam var her yeri boyar, yalnız suyu boyamaz”

“Ben giderim kendi gider, irili ufaklı iz eder.”

“Ben giderim kendi gider mangır gibi iz eder. Sopa

“Benim bir oğlum var çağıra çağıra at güder”. Buhağı (Buhavu)

“Ben söyleyim, sen bil.” -Zenbil (zembil)

“Beş kardaş bir kuyuya taş atar”. –Parmak ve boğaz

“Bir gölüm var akar akar durmaz”. –Çirket yolu

“Bir dereye indim bir değnek kesmiye, kimi (bazısı) eğri, kimi büğrü”.-- Keçi boynuzu.

(Arkası var)