(Bir önceki sayıdan devam)
...civarında toplanmıştır.
Sabahları o kahveye gelen ustalar işlerinin yokluğundan değil, işine gitmeden evvel o kahveye birçok bakımlardan uğraması lazımdır. Müşteri gelip de bulduğu ustaya “Benim işim var, yapar mısın?” dediğinde; eğer ustanın işi varsa “3 günlük, 5 günlük işim var, bitmesini beklersen yaparım.” der veya emin olduğu bir iş ehlini o müşteriye tavsiye eder, onları tanıştırır; anlaşma hemen yapılarak iş vakti işe gidilir. Bu şekilde kahvehanede inşaat işlerinde iş arayan da işçi arayan da buluşmuş olurlar. Yani işi olmayanlar iş bulmaya, işi olanlar da mevcut işi bittikten sonra yapmak üzere iş teminine çalıştığından her gün o kahvede bulunurlar. Bir iş yeri hâlinde bu kahveler bu şekilde esnaflara hizmet etmiş olur.
Eski zamanda işçi arayanlar pazar yeri kahvesine gider, orada buluşurlardı. Bütün işçi ve ustalar da orada toplanırdı. Şimdi ise inşaatçı esnafı, Boğaziçi Kahvesi denilen kahvede ararlar; bu iş aynen böyle devam etmekle beraber yalnız esnafın toplanma kahvesi değişmiştir. Pazar yeri kahvesi yerine Nakıp Sineması yanındaki Boğaziçi Kahvesi’dir.
ESNAF VE SANATKÂRLARIN ŞİRKETLEŞME SORUNU
Gaziantep sanatkârlarının iş kolu önemli olanlarını desteklemek suretiyle birleşmeleri, hem kendileri hem kalkınmaları için çok büyük faydalar sağlayacağı aşikârdır.
Alışkanlıkları olmadığından herkes kendi başına buyruk olma hevesinde olması, bu da fikirlere yerleşmiş bir gelenek hâlinde bulunması sebebiyle fiilen birleşme olmamaktadır. Bununla beraber kooperatifler, şirketler hâlinde birleşmenin çok faydalı olabileceği esnaf çevrelerinde artık yavaş yavaş kabul edilmektedir. İyi bir teşvik hareketi bu işin başarılmasında çok tesirli olabilir. Anayasanın 51’inci maddesinde açıkça işaret edildiği hâlde tatbikatta olumlu bir hareket görülmemiştir. Anayasa; halkın şirketleşmesinde, kooperatifleşmesinde hükümet gerekli teşvikleri yapar ve imkânları sağlar gibi kolay anlaşılır bir dille izah edilir ama şirket kurmak istenildiği zaman hükümetin onaylaması istediği ve yapılan teşebbüsler tamamıyla boşa gitmiştir. Hükümetin şirketleşmeyi teşvik etmesi şöyle dursun, herhangi bir şirket usulü birçok formaliteden başka bazı masraflar yeni kurulacak bir bünyeye çok ağır gelerek vergide de yüklenmekte olduğu görülmektedir.
Bu sebepten iş kollarında birleşmek suretiyle elde edilecek kuvvetten mahrum kalınmış oluyor. Hâlbuki seri olmasa bile makine imalinde yani torbacılar, dökümcüler ve madenî sanat kollarından bazılarının münferit kabiliyetlerinin doğduğu gibi sönüp gittiği herkesçe görülmektedir.
Esnaf ve sanatkârların her iş kolunda da birleşmeye şiddetle ihtiyaçları vardır. Bu birleşme yapılamadığı müddetçe sanayi kalkınmaya imkan yoktur. Dış memleketlerde kooperatifçiliğin, şirketleşmenin hayli ilerlemiş olması dolayısıyla kalkınıldığına inanılmaktadır. Bu hususlarda birçok numuneler de mevcuttur.
Türkiye esnafının birlik olma ihtiyacı yaşadığımız ekonomi devrinin başta gelen en büyük ve en zaruri ihtiyacıdır. Bu hususlarla ilgili birçok yerli ve yabancı iktisat ve sanayi uzmanları ve mütehassısları şehrimizde defalarca geniş çapta incelemeler yapmışlardır.
Bu suretle şehrimiz esnafına teşvik hareketi olmuştur ama sözden ibaret kalmış ve öteye geçememiştir. Çok küçük çapta kurulmuş olan birkaç şirket vardır ki kurulduğu günden sonra ancak bir yıl kadar kısa bir zaman yaşayabilmiş; bu kuruluşlar dağılmamış ise de daima iki üç veya bir kişinin tasarrufuna bırakılmıştır. İtiraf etmek lazımdır ki iktisadi birleşmeler hususunda fikirlerin tekemmül etmemiş olduğunu gösteren bu olaylar, fayda yerine zarar sağlamış demektir.
Yine birkaç teşebbüs vaki oldu ise de önceki numuneler göz önünde tutulmaktadır ve bu fikre darbe teşkil etmektedir.
DÜN VE BUGÜN ESNAF KREDİLERİ
1963 sonbaharında bir incelemede bulunmak üzere Birleşmiş Milletlerden gelen Hintli Uzman, Hindistan Küçük Sanayi Umum Müdürü Doktor Aleksandır; aynı zamanda kendisi Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri iken ve ondan sonra 1964 ilkbaharında şehrimize gelen Hindistan Küçük Sanayi Umum Müdür Yardımcısı Manjumen’in de ifade ettiklerine göre Hindistan’ın küçük sanayisinin bu derece kalkınmasına sebep şu tutumu olmuştur: Tesis kredisi isteyen sanatkârların alacağı tesisle ne yapmak istediği tetkik edilerek mütehassıs elemanlar tarafından inceden inceye o tesisle o sanatkârın yapacağı işe en uygun makine temin edilip kendisine teslim ediliyordu. Gerekirse önemli bilgiler de o sanatkârın bilgisine ekleniyor; çalışması hususunda en iktisadi yollar kendisine gösteriliyor, bu yol gösterilmesi ile işine en güzel istikamet veriliyordu. Bu şekilde sanatkâr tesis için yardım istediğinde yapacağı işi ifade etmekle yetiniyor ve işini ilmin ve ihtisasın eline teslim etmiş oluyordu ve bu tutum gayet iyi muvaffak olmuştur. Kendisine yardım edilen sanatkârlar çok iyi neticeler aldığından hükümetin yaptığı yardım sanatkâra çok faydalı neticeler sağlamış oluyor. Sanatkâr hiçbir tereddüde ve şaşkınlığa uğramadan işine rahat ve emin olarak devam ediyor. Halbuki bizim tesis kredilerinde herkes alacağı tezgâhı kendi bilgisine ve düşüncesine göre alır. Kifayetli bir bilgisi de olmamakla beraber kendi başına iş yapmaya mecburdur. Eğer yapacağı iş harcıâlem bir iş ise işini düzeltebilir ama o tesisle yapacağı iş güçlü bir iş ise müteşebbüs sanatkâr yıllarca kendine gelemez. Yurt sanayisinin kalkınması değil, kendini bile kalkındıramaz. Teknik bilgiden zaten mahrum bulunan ve tamamen pratik olarak çıraklıktan yetişen sanatkârlarımız, ihtiyaçları olan rehber ışığından da yoksun bir hâlde gelişigüzel bir yol tutar gider. Ancak kendi çapında düşünceleriyle aldığı krediden, tam manasıyla olmamakla beraber kendi çapına göre faydalanır.
Şimdi Halk Bankası'nda çeşitli kredilerden en büyüğü olan tesis kredisi, K.S.G.İ. fonundan verilen kredilerdir. Ancak bu şekilde kredi, alanın düşüncesine göre kullanılmak suretiyle değerlendirilmektedir. Esnaf ve sanatkârlara tek uzanan yardım bakımından Halk Bankasıdır. Halk Bankası halka iki kanaldan yardım etmektedir: Bir esnaf kefalet kooperatifleri kanalıyla, ikincisi mahalli Halk Bankası şubeleri kanalıyla yapılan kredi yardımlarıdır. Halk Bankasından esnafa sağlanan yardım birkaç türlüdür. Halk Bankası kuruluşundan evvel esnaf kütlesi hiçbir müesseseden yardım alamazdı. Ancak şimdiki tefecilik dedikleri usulün benzerleri olan faizi pazarlığa tabi seyyar bankalar gezerler ve herkesin durumuna göre kendileri kredi biçerler; "Size şu kadar verebiliriz." diyerek kendi biçtikleri nisbette bir meblağ verirlerdi. İşleri güçleri de gezdikleri yerde herkesi istihbarat etmek, durumunu öğrenmekti. Bilmedikleri birisi çıkar da kendilerinden para isterse durumunu onun bilmiyorlarsa işi ertesi güne bırakır, akşam istihbaratını yapar, ertesi günü pazarlıkla istediği ödünç parayı ücreti mukabilinde verirler veya reddederlerdi.
Seyyar bankalardan Ermeni Sarkis Efendi’nin şu sözü esnaf itibarı hakkında bir fikir verebilir. Ücret mukabilinde para dağıtmayı meslek edinmiş olan seyyar banka adı verdiğimiz Sarkis Efendi’nin evine bir gün keyif ehli kalburüstü kimselerden müsrif bir zat gelir. Sarkis Efendi’den bir miktar para ister. Sarkis Efendi bu zatı kibarca reddettikten sonra adam ısrar eder; ısrarı devam edince Sarkis Efendi dayanamaz, para isteyen ve müsrif olarak tanınan bu zata şu sözü söyler: "Ağa, biz parayı kara sayalara ve nasırlı ellere veririz, bizde sizin gibilere verecek para yoktur." der.
Esnaf bu şekilde seyyar faizcilerin ağır faiz masrafları ile yıpranır ve bazı esnaf da tahammül edemeyerek faiz girdabında batar, iflas ederdi. Bugün Halk Bankası A ve B grubu ismi ile esnaf topluluğuna yardım etmektedir. Hizmetleri ağır meslek icabı olan tornacı, demirci, tamirci, hızarcı, karoserci vesaire gibi ağır esnafa 5 bin liraya kadar normal kredi vermektedir. Bu normal kredilerin vadesi 9 aya kadar uzayabilmektedir. B grubuna gelince hafif iş yapan esnaflar ki berberler ve bakkallar gibi ve ufak satıcı esnaf topluluklarına da 2500 lira kredi verilmektedir ve yine vadesi kredi alanın arzusuna göre 3 ay, 6 ay ve 9 aya kadar uzayabilmektedir.
Bu yalnız esnaf normal kredisidir. Esnaf kefalet kooperatifleri kanalıyla Halk Bankası şubelerinden yapılır. Bu normal kredilerin dışında olmak üzere üç nevi büyük kredi de esnafa verilmektedir. Bu büyük kredinin şekli şöyledir: 30 bin liraya kadar özel kredi vardır ki bu özel kredi bir sene vadelidir. Bunu alan esnaf istediği şekilde kullanabilir. Diğer ikinci bir büyük kredi donatım kredisidir. 15 bin liraya kadar verilir; bunu bakkallar, kasaplar ve lokantacılar da alabilir. Şartı, müessesesini donatmak bakımından yatırım yapmak suretiyle verilen bir kredidir. Bu kredinin vadesi 5 senedir. Yalnız bu krediyi kooperatiflerin verdiği özel kredi gibi kooperatif salahiyeti ile değil de kooperatif kanalı ile yazılarak Halk Bankası Umum Müdürlüğü Genel Merkezine gönderilmek suretiyle Genel Müdürlüğün imkânı çerçevesinde tahsis edilebilir veya reddedilir. Üçüncü büyük kredi en büyük kredidir ki K.S.G.İ. fonundan verilir. Tesis kredisi adındaki bu kredinin meblağı 25 bin, 50 bin olarak 5 sene vade ile; nadide iş yapmak üzere tesis kurmak isteyenlere ise 100 bin liraya kadar ve 7 sene vadelidir. Tesis kredisini alanlar Garp bloku devletleri malı almak mecburiyetindedirler. Şark blokundan Polonya’dan, Doğu Almanya’dan alınan mallara kredi verilmez; bu krediyi alanlar Garp bloku devletlerden ve onların mamulü olan malları almaya mecbur tutulur ve alacağı kredinin tümüne tesis almaya mecburdur. Alacağı bu paranın hiçbir miktarını başka bir işte kullanamaz. Bu kredilerin üstünde ayrı bir kalkınma kredisi vardır ki senede 10 kişiye kura ile çıkan bu kredi, kooperatif ortakları arasında isabet edene verilir. Gerek normal krediler ve gerekse özel kredi, donatım ve tesis kredilerinin faiz haddi %7 nispetindedir. Türkiye’de %5 faizli bazı tarım kredisinden başka en ucuz faiz haddi ile dağıtılan kredi, Halk Bankasının esnaf için dağıtmış olduğu kredidir. Bankalar içerisinde en suhuletle halk kitlesine yardım etmek amacı ile hükümet tarafından desteklenerek esnaf, sanatkâr ve halk hizmetinde çalışan banka şüphesiz Halk Bankasıdır. Her ne kadar şehrimize teşrif eden devlet büyüklerine, Amerikan Yardım Komisyonu Başkanına, I.A.D. teşkilatının sanayi ve kredi uzmanlarına müracaat edilerek faiz hadlerinin zirai krediler nispetinde %5’e indirilmesi talep edildi ise de bu kredilerin faizinin indirilmesi mümkün görülmemiştir. İleride bu hususlarda birçok müracaatlar yine yapılmaya devam edecektir.