Gaziantep’in geçmişinde kimi aileler vardır ki yüzyıllar boyunca çeşitli yönlerden önemli kişiler yetiştirmiş, adları Gaziantep tarihinde yer almış, nice eserler bırakmışlardır. Bunlardan en başta gelenlerden birisi Cenanîlerdir. Cenanî Mehmet Efendi aileye adını veren kimsedir. Ancak aile, Cenanî Mehmet Efendi ile başlamış değildir.
Rivayete göre bu ailenin büyük atası Şeyh Osman Semerkandî adında ermiş bir kişidir. Bunun yedinci göbekte oğlu Şeyh Ahmet, Nazmü’l-Leâl adlı Arapçadan Türkçeye manzum lügatin yazarıdır. Cenanî Mehmet Efendi, Şeyh Ahmet’in beşinci karında torunudur.
Bu ailenin bir de Şeyh Ahmet Şahabî adında vakıf kurucusu olan ataları vardır. Bir ara Şeyh Ahmet ile Ahmet Şahabî’nin aynı kişi olduklarını ileri sürmüştüm; fakat daha sonra Sayın Ekrem Cenanî ile olan bir konuşmamızda Şeyh Ahmet Şahabî vakfiyesinin 906 (M. 1500) tarihli olduğunu belirtince iki Ahmet’in aynı kimse oldukları hakkındaki iddiam çürüdü. Çürüyen yalnız benim kanaatim değil, Sayın Hikmet Turhan Dağlıoğlu’nun Türk İslam Ansiklopedisi (Muhitü'l-Maarif)’ndeki Şeyh Ahmet Şahabî’nin Nazmü’l-Leâl müellifi olduğu hakkındaki satırları da (Sayfa: 545) hatalıdır. Zira Şeyh Ahmet Şahabî H. 906 yılında yaşadığı hâlde, Nazmü’l-Leâl yazarı Şeyh Ahmet eserini H. 1031 (M. 1622) tarihinde telif etmiştir; aralarında yaklaşık 150 yıllık fark vardır.
Şu hâlde Şeyh Ahmet Şahabî kimdir? Ahmet’in dedesi olan "Kitap Ahmet" midir? Bu soruya "evet" yahut "hayır" diyemeyeceğiz. Sayın Ömer Asım Aksoy’un "Şeyh Ahmet ve Nazmü’l-Leâl" adlı kitabına aldığı şecerede, müellif Şeyh Ahmet’ten yukarıya doğru "Kitap Ahmet"ten gayri Ahmet adlı kimse yoktur.
Şeyh Ahmet Şahabî Vakfı’nın öbür adı Demircioğlu Vakfı’dır. Buna göre Cenanîlerin ilk soyadları (lakapları) Şahabî, sonra Demircioğlu, Cenanî Mehmet Efendi’den sonra da Cenanî olmuştur. Şahabî lakabı, Osman Semerkandî’nin uçtuğu hakkındaki söylentiden ileri gelmiş olacaktır. Demircioğlu soyadının niçin alındığını bilmiyoruz. Bilmediğimiz bir nokta da Demircioğlu Zaviyesi’nin Şeyh Ahmet Şahabî ve Demircioğlu Vakfı ile olan ilişkisidir. Vakfiye elde olsa sanırım ki birçok soruların karşılığı ortaya dökülür.
Cenanî Mehmet Efendi, Kadı Mahir Efendi’nin Pancarlı Su Yolu’nu yeni baştan yaptırmasına manzum tarih düşüren Osman Husûlî’nin oğludur. Şair Osman Husûlî’nin tarih mısraı şudur:
"Mâhir-i zahmet-i Ferhâd ile deldik kûhu."
Husûlî’nin şu mısrada "Mahir" kelimesini kullanmakta gösterdiği maharet, ona şair demeye yeter sanıyorum. Eskiden kalma yerli cönklerin elden geçirilişi, belki bazı parçalarının ortaya çıkmasını sağlayacaktır.
Cenanî Mehmet Efendi; Mütercim Âsım ile müderris ve bir medresenin kurucusu olan Hacı Emin Efendi’nin babasıdır. Hacı Emin Efendi ise Kıbrıs mutasarrıfı İshak Hakkı Paşa’nın babası, Sadrazam Kadri Mehmet Paşa ile Malatya mutasarrıfı Rasim Paşa’ların dedeleri, Ticaret Vekili Ali Cenanî ile Sayın Şair Rıza Cenanî’nin büyük dedeleridir.
Sayın Rıza Cenanî’nin anlattığına göre; Mütercim Âsım İstanbul’a giderken atalarına ait birçok belgeyi, belki bu arada şiir cönklerini de birlikte götürmüştür. Bunlar Üsküdar’daki evinin yanmasında kül olmuştur.
Cenanî Mehmet Efendi’nin hayatı hakkında bilgimiz çok azdır. Ancak uzun süre şer’î mahkemede kâtiplik ve ikinci kâtiplik etmiştir. Oğlu Mütercim Âsım’ın hâl tercümesine ait eserlerde başkâtiplik eylediği işaret edilmekte ise de şer’î sicillerde böyle bir kayda rastlamadım. Buna karşılık ayrı üç naip, yani hâkim yardımcısına vekillik eylediği hakkında belgeler bulunmaktadır. Birincisi; Kadı Habib Efendi’nin Naibi Ali Esri Efendi’nin görevden ayrılması üzerine 12 Rebiülahir 1188 (23 Mayıs 1774) tarihinden 12 Cemaziyelahir 1188 (20 Temmuz 1774) gününe kadar vekillik etmiştir. İkincisi; Naip Mehmet Şakir Efendi tarafından vekil bırakılışıdır. Buna ait tezkire şudur:
"İzzetmeâb Cenanî Mehmet Efendi el-muazzez bildirilir ki: İşbu 1192 senesi Rebiülevvel ayının 20’nci günü İstanbul’a gideceğimden bugünden itibaren Antep kazasının şer’î işleri sana emanet olunmuştur. Gerektir ki sözü geçen günde göreve başlayarak hâkimlik edesin. Harçlardan ne toplanırsa masrafını çıkartarak kalanını arpalık sahibi inayetlü efendimiz hazretlerine gönderesin. – Mehmet Şakir" (Siciller Cilt: 130, S: 212)
Bu belgeden Şakir Efendi’nin naip olduğu anlaşılmaktadır. Arpalık sahibi Dürrizade Ali Efendi adında bir kimsedir. Cenanî Mehmet Efendi’nin üçüncü naip vekilliği hakkındaki belge şöyledir:
"İzzetmeâb İkinci Kâtip Cenanî Mehmet Efendi; Mevleviyetle mutasarrıf bulunduğum Antep kazasından 1194 yılı Zilkade ayının 16’ncı günü hareketle Maraş’a gideceğimden bir başkasının yerime gelişine kadar sizi naip tayin ettim. – Antep Kadısı İbrahim Azizî" (Siciller Cilt: 130, Sayfa: 264)
Cenanî Mehmet Efendi’nin Antep Şer’î Mahkemesi’nde vazifeli olduğu hakkındaki son belge budur. Bundan sonra görevi ne kadar sürdü ve hangi tarihte öldü; elimizde buna dair hiçbir bilgi yoktur. Yukarıda belirtildiği gibi buna ilişkin belgeler yanmıştır. Sayın Rıza Cenanî’de bir şeyler bulunsa gerektir; fakat lütfedemediler.
Kadılar ve naipler çok vakit mahkeme dışındaki keşif, tereke yazımı, vakıfname tanzimi ve taşınmaz mal satımı gibi işleri kâtiplerine istinabe suretiyle yaptırmaktadırlar. Cenanî Mehmet Efendi’nin bu gibi görevlere gönderildiği hakkında bir hayli belge vardır.
Hâkimlik görevine defalarca vekâlet eylediğine göre bir kadı için gerekli bilgilere sahip bulunan Cenanî Mehmet Efendi’nin şiirle de uğraştığını; yine Şer’î Mahkeme Sicilleri’nde rastlayıp kopya eylediğimiz üç parçasından anlamaktayız. "Cenanî" kelimesi belki de şiirde takma adı iken sonradan ikinci ismi olmuştur. Sözü geçen parçalara gelince, bunlar mensubu bulunduğu şer’î mahkemeye atanan hâkim ve yardımcıları için tarih manzumeleridir:
1- Mevlânâ Mehmet Emin Efendi’nin 1182 Recep’te Antep kadısı olması üzerine:
"Bu fâzıl-ı yegâne sâhib-i kemâl-i irfân
Fahrü’l-mevâlî sâhib-i kadr-i celîl-i zîşân
Ayıntâb’a geldi teşrif etti kulûbu taltif
Bu nev sicil telif oldu ne hoş ne tenif
Allah mübarek edip tevfîkın ede ihsan
Rahat olup ahali hem kendi ola handan
Tahrir olup mübarek ahkâm-ı şer’-i âlî
Yâd ola tâ be-mahşer hayr ile nâm-ı sâlî
Çün intihap olundu dedi Cenanî mahfuz
Yekdâne düştü tarih yaz bu sicil-i maruz. 1182" (Siciller Cilt: 24/B, Sayfa 2)
2- Şakir Efendi’nin naip tayinine dair:
"Fahrü’l-kuzzât-ı İslam sâhib-i kemâl-i dânâ
Şakir Efendi fâzıl iffet-karîn yektâ
Teşrif edince Ayıntâb’a ol mükerrem
Kıldı sicil-i ranâ inşasını mukaddem
Çün intihap olundu nedir muradım ve melhuz
Yazdı Cenanî tarih bu nev sicil-i mahfuz. 1191" (Siciller Cilt: 127, S: 174)
3- Dürrizade Ali Efendi’nin Antep kadısı oluşuna dair:
"Fahrü’l-mevâli-i’l-izâm Seyyid Ali Efendi
Hüsn-i şemâil ile âlemlerin pesendi.
Teşrif edince diyâr-ı Antep’e verdi revnak
Hayr umûra Mevlâ kılsın anı muvaffak
Çünkü maân götürdü bir hoş olundu mahfuz
Yazdı Cenanî tarih geldi sicil-i mahfuz. 1192" (Siciller Cilt: 174)