Nişan, tespit edilen bir günde kızın evinde yapılır. Bu toplantıya yalnız kadınlar iştirak ederler; oğlan evinin kadınları, yanlarına kadın mahalle hocalarını da alarak kız evine gelirler. Ekseriya 4-5 tane olan bu hocalar, gelir gelmez başlarına beyaz dolakları bağlayarak ilahiler okumaya başlar. Bu ilahiler, mevlit arasında söylenenlerin aynıdır; Yunus'un, Pir Sultan Abdal’ın lâedri olanları da vardır. İlahiye ara verildiğinde çocukların ağıt sesi, kadınların dedikodusu, meme çocuklarının ciyaklaması ortalığı kaplar. Misafirler yerde minderler üzerine oturtulur; odada yalnız bir sandalye bulunur; buna, ilahilerin bitiminde içeriye gelecek olan gelinlik kız oturtulur. Kız birkaç defa içeri çağrılır fakat gelmez; nihayet kızın iki yakın arkadaşı kızı saklandığı kömürlük, samanlık, tavan arası veya dolap gibi bir yerden bulup zorla içeriye getirirler. Kızın aranması bazen saatlerce sürer. Bu zaman zarfında da hocalar ilahiye devam eder.

Kızı içeriye getirip kaynananın elini öptürürler. Kaynanası, yani oğlanın anası nişan yüzüğünü takar. Bilezikleri ve kolyeyi geçirir; sonra sıra ile önce oğlan evi akrabaları, sonra kız evi akrabaları nişanı tebrik eder. Kız ayrı ayrı bütün davetlilerin ellerini öper ve kıza verilecek hediyeler bu öpmeden hemen sonra kıza takılır; yani kızın üzeri seyyar kuyumcu dükkânına döner.

El öpmeden sonra kız ortada sandalyeye oturur ve hocalar kızı övmeye başlar:

Babasının adı Hacı, Gözlerin görmesin acı, Müştaklar sana duacı, Nişanın mübarek olsun.

Anasının adı Fatma, Kaşları var çatma çatma, Gayreti elden bırakma, Nişanın mübarek olsun.

Dost evine giren aşlar, Hasıdın dişini taşlar, Âmin deyin kardaşlar, Nişanın mübarek olsun.

Ekmekler açılır yuka, Düşmanlar uğrasın oka, Kutlu olsun atlas çuha, Nişanın mübarek olsun.

Gibi birçok maniden sonra genç kızlar; mahallin oyunlarından olan yedili, çipili, şirinnar gibi halaylı oyunlar oynarlar.

Oyunların sonunda yemek faslı başlar; gelen davetliler sıra ile masalara oturur ve yemeği bitirdikten sonra odalara geçerler. Yemekten sonra odaya bir ip getirilir, oğlan evinin getirdiği eşyalar bu ipe serilir. Bu eşyaların hepsi aşağı yukarı dikili vaziyettedir. Kız evi nişandan önce terzisinin adını bildirir, oğlan evi oraya kumaşları yollar. Terzi kadın ilk elbiseyi biçerken "Makasım işlemiyor, arasına para sıkışmış," der ve 50-60 lira bahşişten sonra elbiseyi biçer ve oğlan evine yollar; oğlan evi de alıp nişana gelir.

Kıza nişan takıldıktan bir gün sonra kız evi, oğlanın yüzüğünü "okuyucu" tabir edilen kadınlarla yollar. (Okuyucu hakkında geniş malumat ileride verilecektir.) Yüzüğü oğlanın eline, tören yapmadan evin en yaşlısı geçirir.

Nişanlı Sahresi: Nişandan sonra kız ve oğlan tarafı kadınları müştereken "Kavaklık" diye tabir edilen yere, yani kıra veya köye piknik yapmaya giderler. Bu davette ekseriya 100-150 kişi bulunsa da daha da az kalabalık olabilir. Sahrenin baş yemeği "çiğ köftedir"; ondan sonra "doğrama" tabir edilen et kebabı veya patlıcanla yapılmış "cıvık" denilen yemek ve pilav gelir. Zamana göre meyve ve baklavanın da bulunması şarttır. Bu eğlenceye eskiden iki gözü kör iki erkek ve bir gözü kör bir kadından müteşekkil olan Kör Mahmud’un çalgı takımının iştiraki adet haline gelmiştir. Şimdi bu adamlar öldüğünden, körlerden teşekkül eden başka çalgı takımları yerini aldı. Bütün davetliler, fazla yaşlılar hariç olmak üzere oynamaya mecburdurlar. Zira ananeye göre oyuna kalkmayanın kocasının üstüne "nöker" getireceğine, yani tekrar evleneceğine inanılır. Her kadın oyununu mutlaka lorke sekerek bitirir. Bu sahrelerin dedikodusu haftalarca devam eder.

Nişanlıya Kaymak Yollama: Nişanlılık müddeti bahar ayına rastlarsa nişanlı evine oğlan evi tarafından kaymak yollanır. Yalnız şunu belirteyim ki burada bahsettiğim kaymak, İstanbul’da bilinen 1-2 cm kalınlığındaki kaymak değildir. Bahsi geçen kaymağı yapmak için sahana süt sağılır, bırakılır. Sabahleyin hususi surette yapılan "kaymak ekmekleri" batırılır. Kaymak ekmeği yollanmadan bir gün önce kız evine "Yarın kaymak göndereceğiz," diye haber salınır; kız evine, evin kalabalığına veya oğlan evinin arzusuna göre en az 20-30, en çok 100-150 adet kaymak yollanır. Gelen kaymakları kız evi yakın akraba ve dostları arasında pay eder.

Nişanlıya Bayram Hediyeleri: Hediye daha ziyade oğlan evi tarafından kız evine yollansa da kız evi de hediyenin altında kalmamak için karşılıkta bulunur.

Eğer bayram Şeker Bayramı ise kız evine oğlan evi tarafından (kıza, annesine, babasına, kardeşlerine, amcasına, dayısına: elbiselik, gömleklik, zubunluk; kıza: tel duvak, beşibirlik, bilezik, kol saati, pandantif ve 20 sıralı inciden) yollanır. Gerçi 20 sıra inci pek pahalı görünse de bu hediyelerden bazıları gibi bu da Suriye’den kaçak elde edildiğinden ekseriya fazlaya mal olmaz.

Şeker Bayramı hediyesi ekseriya bayramın üçüncü günü yollanır. Kız evi, oğlan evine getireceği hediyeyi kendisi getirir. Aracı vasıtasıyla kız evi, oğlan evini ziyaret edeceğini bildirir ve oğlanın anasına, babasına, kardeşlerine ve kendisine muhtelif giyim eşyası getirir.

Eğer nişan Kurban Bayramı'na rastlarsa kız evine kurbanlık koyun yollanır. Bu koyunun kuyruğu büyük, boynuzları kıvrım kıvrım ve tüyleri uzun olmalı. Koyun yollanmadan önce iyice yıkanıp temizlenir, üstüne bir bez bağlanır; bezin üstüne sırmalı bohça iliştirilir, bohçanın üzerine de elbiselikler, altınlar, inciler iğne ile tutturulur. Boynuzlarına bilezikler geçirilir. Boynuna pandantif asılır. Ayaklarına hususi surette gümüş halhal yaptırılır. (Halhal çınkıraklı bileziktir; Pakistanlı kadınlar hâlen ayaklarına takarlar.) Eskiden kıza altın halhal ve hızma yollanırmış ama şimdi halhal yollansa da hızma yollanmaz. (Hızma, kadınların burun deliklerinin kanatlarından birine geçirdikleri altın veya işlemeli bileziktir.)

Kurbanlık süslendikten sonra iki muhafız arasında, okuyuculuk eden kadın vasıtasıyla kız evine davul zurna ile yollanır. Bazen caddeden geçerken koyunu gören dükkâncılar "Maşallah" dedikten sonra yah çekip zılgıt çalsalar da bu belli bir kaide değildir. Yalnız şunu belirteyim ki koyunun bu tarz gidişi caddelere bir güzellik ve kısa bir müddet için de olsa bir bayram havası verir. Kurbanlık, bayramdan üç gün önce yollanır ve bayramda kesilip dağıtılır. Kurbanlık koyuna karşılık kız evi de elbiselik gibi şeyler yollar.