Gaziantep’te çıkan mevkutelerin en çok yaşayanı, münderecat bakımından en dolgunu olan Başpınar ne zaman ve nasıl çıktı?
Gaziantep hakkında inceleme yapanların ilk başvurdukları bir kaynak olan derginin nasıl doğduğu birçokları tarafından merak edilmektedir. Dergimizin kurucusu ve yürütücüsü Hulûsi Yetkin arkadaşımız da bu meraklıların başında gelmektedir.
1938 sonbaharında Ankara Hukuk Fakültesini bitirdiğim zaman Malatya’dan tanıdığım Adanalı Saim adındaki arkadaşımla birlikte bir folklor ve edebiyat dergisi çıkarmayı düşünüyorduk. Dergi Ankara’da neşredilecekti. Mesul müdürlüğünü ben üzerime alacaktım. Genç ve amatör bir yazı kadrosu olacaktı. Tasavvurlarımızı iş alanına çıkarmak üzere iken şahsi ve ailevî sebeplerle Gaziantep’e yerleşmek icap etti. Fakat bende bir dergi çıkarmak arzusu fikrisabit hâle gelmişti.
Doğduğum diyara yollanmadan önce o zaman milletvekilimiz bulunan Ömer Asım Aksoy’a veda için gittim. Halen Temyiz Mahkemesi hukuk dairelerinin birinde raportör olan Ahmet Dağlı da bana katıldı. Bir aralık dergi meselesini açtım. Asım Bey bu işe pek taraftar görünmüyordu. Birçok sebeplerin davranışımızı engelleyeceğini söyleyerek daha önce Gaziantep’te yayınlanan bazı dergileri örnek olarak gösterdi. Sonra böyle bir teşebbüsünüz olursa hararetle destekleyeceğini vadetti. Benim istediğim de buydu. Sayın dil ve edebiyat bilginimiz bu vaadini fazlasıyla yerine getirdi.
1938 Aralık ayı sonunda Gaziantep’e gelince Halkevi dil ve edebiyat kolu başkanı hocam Şakir Sabri Yener’le, yayın kolu başkanı ve CHP Matbaası Müdürü Ali Nadi Ünler’e bu fikrimi açtım. Yardımlarını rica ettim. Konuyu uzun uzun konuştuk. Neticede derginin Halkevi tarafından yayınlanmasının münasip olacağını, buna hemen teşebbüs edeceklerini söylediler. Artık dava bu iki kıymetli üstat ve arkadaşımın omuzlarına yüklenmişti.
Mesele Halkevi idare heyetinde konuşuldu. Teklifin bir komite tarafından gözden geçirilmesine karar verildi. Şakir Sabri Yener, Ali Nadi Ünler, hâkim namzedi Adıyamanlı Kâzım Günay (Halen Mardin Ağır Ceza Reisi), Hüseyin Beyaz ve benim teşkil eylediğimiz komite toplandı. Hüseyin Beyaz o zaman CHP tarafından neşredilen (Gaziantep) gazetesinde haftalık edebî bir ilave çıkarılmasını teklif etti. Biz dört arkadaş aylık dergi üzerinde ısrar ettik. İş tekrar Halkevi idare heyetine gitti. Sonunda tarafımızdan abone sağlanması şartıyla dava halledildi.
Derhâl kolları sıvadık, kapı kapı dolaşarak yüzden fazla abone temin ettik. Bu işte o vakit Özel İdare Müdürü olan Yılmaz Dokuzoğuz’la belediye muhasebecisi Ali Budak’ın büyük yardımlarını gördük.
Derginin adlanması da kolay olmadı. Çınarlı, Sof, Dülük gibi birçok isimler üzerinde duruldu. Nihayet Başpınar üzerinde karara varıldı. Neşriyat müdürlüğünü Halkevi köycülük kolu başkanı, Vilayet Ziraat Müdürü Fazlı Danışman üstüne aldı. Dergi kapağındaki Şehitler Abidesi ve kaleye ait resmi rahmetli Doktor Saip Özer çizdi. Mecmuanın adıyla ilgili takdim yazısını Şakir Sabri Yener yazdı. Böylece ilk sayısı Halkevlerinin kuruluş yıl dönümü olan Şubat (1939) ayı içinde intişar etti. Bundan sonra dergi biraz daha gelişti ve biraz daha genişledi. Ömer Asım Aksoy, Şakir Sabri Yener, Ömer Özbaş, Cemil Güçyetmez daimî yazarlar arasına dâhil oldu. Ve dergi 108’inci sayıya, 1949 yılı ortalarına kadar geldi ve yaşadı.
Derginin zaman zaman idarî sarsıntılar geçirdiği gerek münderecatından gerekse tertip ve tanziminden anlaşılmaktadır. Esasında aylık olduğu halde bir müddet sonra iki ayda bir çıkmaya başlamış; ancak zevahiri kurtarmak için sıra numaraları çift konmuştur.
Mütevazı kalemlerin toplandığı Başpınar, yerli yersiz birçok tenkitlere hedef olmuştur. Bunun sebebi münderecat itibarıyla büyük bir kısmının folklor konularına taalluk eylemesi, bu mevzuun öneminin birçoklarınca bilinmemiş ve kavranmamış olmasıdır. Mesela benim Şeyhler ve Ziyaretler hakkındaki seri yazılarım beyaz müteassıplar tarafından bazen alay bazen öfke ile karşılanmış; Şakir Sabri ve Ali Nadi Ünler’in dayatmaları ile neşredilmiştir. Başpınar Gaziantep’i her yönden inceleyen ve tanıtan bir eserdir. Bu bakımdan şehrimiz ve çevresi hakkında inceleme yapan birçok kimselerin başvurdukları en önemli bir kaynak olmuştur.
Derginin neşriyat müdürlüğünü sıra ile Fazlı Danışman, Sabri Güzel ve Şakir Sabri Yener yapmışlardır. Yazarlar içinde her meslekten kimseler bulunmuştur. Bunlar içinde en başta öğretmenler gelir.
Dergide bende olmayan 66 sayılı nüshası hariç 150 ayrı kalemin yazıları yayınlanmıştır. Yaptığımız bir istatistiğe göre: Şakir Sabri Yener’in 105, Cemil Cahit Güzelbey’in 55, Ziya Güner’in 43, Cemil Güçyetmez’in 42, Ömer Asım Aksoy’un 41, Sabri Güzel’in 32, Ömer Özbaş’ın 23, Hikmet Turhan Dağlıoğlu’nun 19, Kenan Yalvaç’ın 18, Naci Kum, Orhan Gürsel ve Şefik Türker’in 13’er, Leman Ural’ın 11, Zeki Savcı’nın 10, Nedime Alp, İshak Refet, Yılmaz Dokuzoğuz’un 9’ar, Turgut Tarhan, Cevat Onay’ın 8’er, Necip Onur, Sabri Haksever, Tevfik Öner’in 7’şer, Kemal Özeşki’nin 6, Kerim Fırat, Süreyya Örgeevren’in 5’er, Mevlüt Gürsel, Behçet Kemal Çağlar, Mustafa Güzelcan, Rahmi Iğdır’ın 4’er; ayrıca 18 kişinin 3’er, 20 kişinin 2’şer, 81 kişinin birer yazısı çıkmıştır.
Tefrika hâlinde yayınlanan yazılar, çıktığı sayı adedine göre numara almıştır. Başpınar’da yazısı çıkanlardan Naci Kum, İshak Refet Işıtman, Kerim Fırat, Abdullah Namık Hacihanifioğlu, Rıfat Tatlıcıoğlu, Ahmet Muhtar Göğüş, İmam Mustafa Altuncu bugün dünyamızdan ayrılmış bulunmaktadırlar. Allah cümlesine rahmet eylesin.
NOT: Başpınar nasıl kapanmıştır? Hikâyenin bu faslını o zaman Neşriyat müdürü olan Şakir Sabri Yener’e bırakıyorum.
Cemil Cahit GÜZELBEY