Gaziantep’te birçok ailenin yakından uzaktan akrabası olan Küçük Hafız Mehmet Efendi; Gaziantep’in yetiştirdiği sayılı din ulemasından birisidir. Gaziantep’te Budakların, Çekemoğullarının, Kepkeplerin, Yetkinlerin, Erdemlerin, Özgüllerin, Kayaalpların, Taşarların, Bulutların, Şentürklerin, Apartımanların, Küçükezberlerin ve Ezberlerin içinde Küçük Hafız Mehmet Efendi’nin torunları bulunmaktadır.


Birinci baskısı tükenen ve ikinci baskısı yapılmak üzere olan “Küçük Hâfız ve Mustafa Yavuz” kitabını hazırlarken birçok Antepli ile konuştum. Akrabaları olduklarını biliyorlar, yalnız eserleri hakkında bilgi veremiyorlardı. Birçokları ise Hâfız Mustafa Efendi diyorlardı. Kitap piyasaya çıkıp tesirini gösterince, yakından uzaktan birçok Gaziantepli ilgilenmeye başladı. Bu ilgilenme boşuna değildi; nasıl olsa “Bârika-i hakikat, müsâdeme-i efkârdan doğacaktır.” Hele Haber gazetesinde kitabın bir kısmı olan Mustafa Yavuz’un tefrika edilmesi, birçok Haber okuyucusunun merakla takip etmelerine ve yeniden telefonla gazeteye abone olmalarına sebep oldu. “Mustafa Yavuz” tefrikası bitince “Küçük Hâfız” tefrikasına başlanacaktır. Gerçekler yavaş yavaş gün ışığına çıkacaktır.


Küçük Hâfız Mehmet Efendi’nin matbu eseri olduğuna dair birçok söylenti vardır. Aynı ahfattan olanlar herhâlde zayi etmişlerdir; yahut harpler, darpler, acı tatlı günler bunların yok olmasına sebep olmuştur. Zaman bu ya, birçoklarını unutturur. Gaziantep tarihinde 5 Hâfız vardır:


1- Abdülmecitzade Hafız Efendi

2- Hasırcızade Hafız Mehmet Ağa

3- Tuzcuzade Hafız Ahmet Efendi

4- Körükçü Hafız Mehmet Efendi

5- Küçük Hafız Ahmet Efendi


Kitap piyasaya çıkınca tesirini göstermiş olmalıdır; birçokları bana mektup yazmaya, telefon etmeye, şifahen konuşmalarda bulunmaya başladılar. Bir tanesi (ismini açıklamamam için bana yemin ettirdi), bende yeminimi tutarak ismini açıklamıyorum; bana Küçük Hafız’ın kendisinde bir eseri olduğunu söyledi. Sanki dünyalar benim oldu. Dediği saatte evine gittim. Kitabı teslim etti. Kitap eski yazıyla yazılmıştır. Eski yazı bilen dostlara okuttum.


BULUNAN KİTAP:


Kitabın adı: Zübdetü’l-Hakayık (Gerçeklerin Özü)

Tercüme eden: Ayıntaplı Küçük Hafız Mehmet Efendi (Yer yer kitaba fikirlerini katıyor, ilgili açıklamalar yapıyor.)

Kitabın yazarı: Aziz bin Muhammed Nesefî Hazretleri (Yani Muhammed’in oğlu Aziz)

Kaç sayfa olduğu: 111 sayfa

Basıldığı yer: Mısır’da Nil Matbaası

Basıldığı tarih: Şaban ayı, Hicri 1291 (Miladi 1874)

Tercümede verilen isim: Gayetü’t-Tahkîk (İnceliklerin Sonu)

Kitabın konusu: Tasavvufi

Kaç bölüm olduğu: 103 bölümdür.

Hangi dilden tercüme: Farsçadan


BÖLÜMLERDEN BAZI BAŞLIKLAR


1- Ruhun Terakkisi

2- Ehl-i Bâtın

3- İrade-i Cüz'î

4- Âlem-i Ceberut

5- Haşr-i Ecsâd

6- Beyân-ı Cezbe

7- İnsanların ahvallerinin ayrı ayrı oluşunun beyanı

8- Âlem-i Melekût

9- Mebde-i Mevcudat ve Hakikat

10- Ruhun Mertebeleri


TERCÜMEYİ ÖVENLER


Mısır Mevlevihane Şeyhi: Ârif Billâh

Ashab-ı irfandan Gülşenî Tekkesi Şeyhi: Halil Efendi

Ulemadan: Mithat Talip Efendi

Antakyalı Müftüzade: Mehmet Necip Efendi

Şairlerden: İzzetli Ali Rıza Bey

Mısır Beylerinden: Kasımpaşa

Mısır Beylerinden: Ali Celâl Paşa


Necip Efendi’nin Küçük Hâfız Mehmet Efendi hakkındaki sözleri:

Güzîn-i ehl-i irfân Antebî

Küşâd etti bu genc-i hoş-cevâbı (İrfan sahibi Antepli, bu hoş cevaplı hazinenin kapısını açtı.)


Bu Kitaptan Güzel Parçalardan Birkaçını Alıyoruz:


Asrın serbülendi Seyyid Hâfız Mehmet Efendi, din ve millete hizmet niyetiyle Farisî lisanından Türkçeye tercümesinde çok incelikler izhar etmiş ve açıklamalar yapmıştır. Allah dünya ve ahirette istediğini versin.


BAZI ŞİİRLER


Eğer dünyada tahsil etmedinse cevher-i irfan

Cehaletle geçirdin çün ömrünü beyhude hayvan

(Eğer ilim irfan öğrenmedinse ömrünü hayvan gibi geçirmiş oldun.)


Gel kitab-ı kâinatı okumaya şayık kıl

Mânâ-yı Kur’an’a olmak istersen âşina

Kâbe’nin ismini yâd etmekle hac olmaz kişi


Belki Zât-ı Kâbe’yi bulmakla hac olur edâ

Mürşid-i kâmil bulup özünü insan edegör

Suret-i Âdem olup mânada hayvan yürüme


“Mûtû kable en temûtû” sırrına mazhar olan

Gördüler onlar haşrı neşri, nefha-i sûr olmadan

(Ölmeden önce ölenler sırrına mazhar olanlar; sûr üfürülmeden haşrı neşri gördüler.)


Hastalığa hekim ermezse, derdine derman kılmazsa

Hidayet senden olmazsa biçare kullar neylesin

Himmeti gör çeşm-i ibret-bînle insana bak

Râh-ı Hak’ta bezl-i mâl u cân eden merdâne bak


Nefs-i şûmun arkasında rûz u şeb koşmaktasın

Canını canana kurban eyleyen sultana bak

Bir ağaçtır bu âlem, meyvesi olmuş Âdem

Meyvedir maksut olan, sanma ki ağaç olan


Her mürşide dil verme ki yolunu sarpa uğratır

Mürşid-i kâmil olanın gittiği yol âsan imiş

Sanma zannedersin özünü âlemde asgarsın sen

Gafil olma göz aç, âlem-i ekbersin sen

(Senin hastalığın sendedir, deva da sendedir. Sen kendini küçük bir cirm zannediyorsun ama âlem-i ekber sende dürülmüştür.)


Harap ettim vücudum, onda genc-i şâyegân buldum

(Vücudumu harap ettim ama orada tükenmez şahane hazineler buldum.)


Zâhiri Âdem olup bâtını akrep-asâ

Halkı âzürde eden nîş-meniş Âdem olur mu?

Kisve-i âdemî giyse de gâv u hâr

Nass-ı “Kerremnâ” ile o da mükerrem mi olur?


(İnsanları inciten ve sokan Âdem olur mu? Öküzle merkep adam elbisesi giyse adam olur mu? Cenab-ı Hakk’ın “Kerremnâ” ayetine muhatap olan o mükerrem insan gibi mi olur?)


Hasırcızade, Küçük Hafız Mehmet Efendi hakkında şu tarihi yazmıştır:


Cenab-ı Hafız Efendi Hoca

Bu asr içinde ol idi âlem

O gül vücudu solunca anın

Eşkim döküldü misal-i şebnem


Ağlar felekler bu güne zâre

Tutsa melekler acep mi matem

Hayali idi kıyam-ı dünya

Memâtı kıldı cihanı sersem


Teessüf üzere yazıldı tarih:

“Mevtü’l-âlim ke-mevti’l-âlem”


Fotoğraf: Gaziantep Savaşı Bayrak Şehitlerinden (Küçük Kâmil) kitapçığını hazırlayan araştırıcı Mehmet Solmaz.