Kültür dergisinin 10 Mart 1959 tarihli 17’nci sayısında yayımlanan “Gaziantep Bölgesinin hızlı kalkınması ve tanınması için ilk yapılacak iş nedir?” başlıklı yazım müspet menfi birçok tepkiyle karşılaştı. Yirmiden fazla tenkit yazısı almış bulunuyorum. Tenkit edenlerin çoğunluğunun fikirlerini hülasa edersek şöyle ifade edebiliriz:
“Aydınlarımız yurdumuzu iyi tanıyorlar ve yurdumuzu kalkındırmaları için bilgileri kâfidir. Yurdumuzun geri kalışının sebebi; aydınlarımız ve idare adamlarımızın çoğunluğunun egoist oluşları ve ahlak, vatan sevgisi duygularının zayıf olmasındandır. Önce ahlak, din, vatan sevgisi eğitimine büyük önem vermeliyiz.”
Gelen tenkit yazıları içinde en az siyasi olanını ve fikirleri en iyi belirten yazılardan birini aynen aşağıya alıyorum:
“AYDINLARIMIZ” GAZİANTEP’İ TANIYORLAR
Türlü çeşit zorluklar içinde çıkmak için direnen bu dergide bir müddettir Gaziantep’i tanımaktan söz ediliyor.
“— Gaziantep bölgesinin her yönden kalkınması ve tanınması için gayret sarf eden ve kanaatlerini açıklayan birçok aydınımız var. Aydınlarımızın çoğu, bölgemiz hakkında düzenli bilgi ve fikirlere sahip olmadıklarından; başka bir deyişle, Gaziantep’i gerçek yönleriyle tanımadıklarından bölgemize faydalı olamıyorlar. Aydınlarımız Gaziantep’i tanımıyorlar.” deniliyor.
Bu deyişlerin açıklanmaya muhtaç olduğunu söyleyeceğim. Bölgemizi tanımak demekle neler anlatılmak isteniyor? Bu deyişler hangi düşüncelerden ileri geliyor? Gaziantep’i tanımak demek ne anlam ifade ediyor? Bunların ve daha bunun gibi suallerin açıklanması gerektiği kanaatindeyim.
Gaziantep bölgesinin kalkınması ve tanınması için ne gibi oluşların meydana gelmesi ve yapılması gerektiği önce açıklansa ve cevaplandırılsa daha iyi, daha doğru ve daha yararlı olacağını sanıyorum. Ama diyeceksiniz ki; bir şeyi iyice tanımadan, anlamadan onun nelere muhtaç olduğu, nelerin yapılıp nelerin yapılmaması gerektiğini bilemeyiz. Bilemeyiz ama yukarıda dediğim gibi, bu anlamak ve tanımak deyişlerinin hangi düşüncelerle yazıldığını anlayamadım!
Çünkü ben sanmıyorum ki Gaziantep’te yaşayan hemen her insan şehrinin nelere muhtaç olduğunu bilmesin, nelerin yapılıp nelerin yapılmaması gerektiğini anlamasın. Bu şehirde yaşayan ve düşünen, bir takım işler yapmak isteyen, nelere muhtaç olduğunu bilen insanlar olduğuna göre Gaziantep’i tanıma ve anlama yolundaki bir çabaya hiç de ihtiyaç yok. Şu hâlde; Gaziantep’i tanımak ve anlamak deyişlerinden bizim anladığımız anlamlardan daha başka anlamlar söylenmek isteniyor!.. Bunu sanmıyorum. Merak edilmesin ve çaba gösterilmesin. Meselelerimiz gözle görülür bir şekilde açık ve ortada. Bu zavallı şehrin nelere muhtaç olduğunu anlatmaya ihtiyaç yoktur. Bunun için çok yazıldı. Yine de bu şehrin idaresini ellerinde tutanlara anlatılamadı. Anlanmak istenmedi.
“Aydınlarımıza” gelince… Aydınlarımız, bu şehrin dert ve davalarını, zavallılığını adları gibi biliyorlardır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ama fikirsizlik, neme lazımcılık, egoistlik “aydınlarımızın” çoğunu öylesine çalışamaz bir duruma getirmiş k
İlkin bun
M. Güner SAMLI
CEVAP
Sayın M. Güner Samlı, aydınlarımızın bilgisini kalkınmamız için kâfi buluyor. Her aydın, gayet tabii olarak içinde yaşadığı bölgenin nelere ihtiyacı olduğunu tahmin eder. Sadece ihtiyacı tahmin etmek kâfi değildir. İhtiyaçların derecesini, ihtiyacı karşılayacak hâl ça
Mahalli bir dernek olan Gaziantep Kültür Derneği çatısı altında bizler, ilim zihniyetini kazanmaya ve yaymaya çalışıyoruz. Yurdumuzun kalkı
Sayın M. Güner Samlı, yurt davalarının halledilmemesinde aydınlarımızı suçlu buluyor. Ben ise kus
Hulûsi YETKİN