Avrupa’da çalışan Türk işçileri tarafından Türkiye’nin birçok şehirlerinde; konserve, meyve suyu, halıcılık, iplik ve dokuma, makineler, inşaat malzemeleri gibi çok çeşitli konularda fabrikalar kurulduğunu gazetelerden her gün öğreniyoruz.

Avrupa’da çalışan ve sayısı 10.000’den fazla bulunan Gaziantepli işçiler ise 25-30 köyümüzde kurdukları ufak çapta kooperatifler dışında, Gaziantep şehrinde neden bir fabrika kuramıyorlar?

Son beş yıl içinde avukat yazıhaneme gelen yüzlerce işçimizin fabrika kurma konusunda görüşlerini öğrenmeye çalıştım. Bazı işçi grupları ile toplantılar düzenledim. Benim gibi Avrupa’dan gelen işçilerle sıkı teması olan ve genellikle hususi hukuk dallarında faaliyet gösteren 14 avukat meslektaşımla, belediyenin yeni baştan teşkilatlanması ve şirketler kurulması konusunda çeşitli görüşmeler yaptık. Bütün bu görüşmelerden edindiğimiz kanaate göre: Avrupa’da çalışan Gaziantepli işçilerin bugüne kadar Gaziantep’te fabrika kuramayışlarına engel olan sebeplerin başında, işçilerimize güven ve belirli bir kâr garantisi veren bir kuruluşun olmayışı gelmektedir. Türkiye’nin birçok şehirlerinde şirketler kurulmasına belediyelerin ön ayak olduğunu öğrenmekteyiz. Yeni kurulan halka açık şirketlerin sözleşmelerinin çoğunda; şirkete ortak olacak işçilerin verecekleri sermayede bir eksilme olmayacağına dair belediyelerin teminat verdikleri, işçilerin diledikleri anda ortaklıktan ayrılabileceği hükmü olduğu, işçinin şirket zararına ortak olmadığı ve asgari yüzde 15 kâr garantisi olduğu gibi işçiye çok cazip gelen hükümlerin yer aldığını öğrenmekteyiz.

Gaziantep şehrinde 100.000’den fazla müvekkili olan ve halkla sıkı teması bulunan, ekonomi dallarında uzmanlaşmış 14 avukat meslektaşımın kanaatine göre: İki üç yıl içinde Gaziantep’te otomobil fabrikası, konserve, meyve suyu, üzüm suyu, cam ve şişe, suni iplik, suni gübre, ikinci yeni bir çimento fabrikası, deri ve suni kösele, oto lastiği, kâğıt fabrikası, Gaziantep’e su getirme şirketi, su vakfı, Gaziantep turistik tesisler işletmesi gibi 21 yeni büyük kuruluşu kurmak ve çalışır hale getirmek için ortam çok müsaittir. 9 Aralık 1973 belediye seçimlerinde, Avrupa’da çalışan işçilerin hallerinden anlayan kişilerin yönetici seçilmeleri gerekmektedir.