Bundan on iki yıl evveldi. Kumlu ve kireçli bir toprakla kaplı, eski bir mezarlığın çarpık, kırık dökük taşlarıyla dolu bir meydandı. Zaten Tembel Tepe —ki şimdiki bahçeli evlerin ve okulun bulunduğu yerdir— şehrin güneybatısını kaplayan eski bir mezarlığın kalıntısıdır. Zamanla şehir dört yöne dal budak atarak büyürken bu kısma da Hükümet Konağı yapılacağı söyleniyordu.

Günün birindeydi. Kırkayak önünden Başkarakol’a doğru yürüyüşe çıkanlar, kireçli geniş sahada birtakım işçilerin çalıştığını gördüler. Demek artık hükümet inşaatı başlıyordu. Fakat kısa zamanda sevinçli bir haber yayıldı: Hükümet Konağı şehrin içinde yapılacak, bu geniş arsaya ise bir ilkokul inşa edilecekti. Şehrin en güzel semtlerinden olan ve cidden okulsuzluğun acısı ile yanan Akyol, demek bir okul kazanıyordu.

Yapı devam ettiği müddetçe önünden geçen her öğretmen iştiyakla bakıyor, “İnşallah burada öğretmenlik yaparım.” diye düşünüyordu. Zira şu koca Gazi yurdumuzda şimdiye kadar özel olarak yapılmış bir okul yoktu. Hepimiz onun önünden “İşte benim okulum!” diye geçip durduk. Aradan iki yıl geçti, okul tamamlanmış; Kırkayak ve Akyol semtine şahlanmış bir yapı ideali, bir feyiz ocağı olarak dikilmişti. Pembe rengi ve sereninde dalgalanan şanlı bayrağı ile bu güzel okul, herkesi adeta kendine çekiyordu.

Üç beş yaşındaki çocuklar bile “İşte benim okulum!” diyordu. Sıraları, tahtaları, önemli ders vasıtaları tamamlanmış; sıra eğitim ve öğretim kadrosuna gelmişti. İstekliler çoktu. Hemen her öğretmen orada çalışarak idealini gerçekleştirme emelindeydi. Nihayet kadro belli oldu; Akyol Okulu’nda çalışacak öğretmenler seçilmişti. Ben yoktum fakat eşim oradaydı.

Yıllar geçti, şehrimizde yeni başka okullar yapıldı. Ama Akyol prestijini kaybetmedi. Yeni dillenmeye başlayan çocuklar bile “Pembe mektepte okuyacağım.” diye konuşuyordu. Dört yıl önce ben de bu irfan yuvasına verildim. Bu benim için büyük bir sevinç kaynağı oldu.

Okulumuz, semtimizin çocuklarını bağrına basan; onları yurda faydalı birer eleman olarak yetiştirmeye çalışan öğretmenlerle elinden geldiği, gücünün yettiği kadar çalışıyor.

Bundan on on beş yıl önce şehrin kenar mahallelerinden biri olan Akyol; bugün sevimli okulu, yeni yapılmış güzel binaları ve bahçeli evlerle dolu mümtaz bir yer oldu.

Leman URAL