Birinci yazımızda bir «aşk» dramından anlatmıştık. Bu ikinci yazımızı ise bir esnaf türküsü ile bir seferberlik türküsüne ayırdık.


Önce türküleri yazalım:


HAŞIL TÜRKÜSÜ


Aha lamba söndü kalkın haşıla

Haşılı getirin çökün başına

Çifte kurşun değmiş nazik taşına


Osandım Allah haşıl elinden

Osandım Allah tezgâh elinden


Haşıl parasıynan bulgur kaynattım

Mangal maşasıynan saçım kıvrattım

Ustamın düğününde göbek oynattım


Kör olasın usta, ölesin usta

Kör olasın usta, ölesin usta


Ustamın giydiği samanı sarı

Usta seni soksun al kızıl arı

Usta paran yokmuş etme bu kârı


Osandım Allah haşıl elinden

Osandım Allah tezgâh elinden


Bir direzin çektim o da sedirlik

İşlerken kırıldı zavallı mekik

Yenisin almaya yoktur metelik


Kör olasın usta, ölesin usta

Kör olasın usta, ölesin usta


Bu türkümüzde geçen sözcüklere geçmeden önce ikinci türkümüzü de yazalım ve ikinci türkünün sonunda her ikisinin birlikte verelim kelime anlamlarını.


İkinci türkümüz:


Galadan at boşandı yaba yaba

Arpa yere döşendi

Muhannet ammim oğlu yaba yaba

Gene kılıç kuşandı


Ya Ruhiye mecidiye

Cıkkır cıkkır geliyor

Mecidiye


Galadan indim düze yaba yaba

Su bağladım nergize

Yedi yıl hasret kaldım yaba yaba

Sana boylu bir kıza


Ya Ruhiye mecidiye

Cıkkır cıkkır geliyor

Mecidiye


Siniye koydum narı yaba yaba

Ağlarım zarı zarı

Ben askere yolladım yaba yaba

Kıvırcık saçlı yarı


Ya Ruhiye mecidiye

Cıkkır cıkkır geliyor mecidiye


HAŞIL:

Nazik taşı

Metelik

Direzin

Muhannet


Birinci türkümüz dokumacıların acıklı hâlini dile getiriyor. Sabahın 5’inden akşamın karanlığına dek 2-3 lira gündelikle çalışanların ağıdı bu. Bu türkünün hikâyesini türküde açıkça izah edildiği için yazmayacağız. İkinci türkümüz ise seferberliğin, Yemen ellerinde 7 yıl gidip kalanların türküsü; aşk ateşiyle dağlananların, unutulmuş olmaktan korkanların türküsü. Bizim türkümüz... Bizim ağıtımız. Ağlayan, ağlatan biziz bu türküde...