Abdünnafi Efendi, Münif Paşa’nın babasıdır; bilgin ve şairdir. Tek nüshadan ibaret divanının, eski Ziraat Bankası müdürlerinden Fahri Baykal’ın mirasçılarında olduğu sanılıyor. Abdünnafi Efendi, Mısırlı İbrahim Paşa’nın Antep’i istilasından sonra Farisi (Farsça) öğretmeni olarak Mısır’a gönderilmiş, uzun süre orada kalmıştır.
Asıl adı Hacı Mustafa olan Küçük Hafız, hicri 13. yüzyıl Gaziantep bilginlerindendir; müftülük etmiştir. Asıl şöhretini, Mısırlı İbrahim Paşa’yı Antep hakkındaki kötü kararından vazgeçirmiş olmasından almıştır. Olay şöyle gelişir:
Gaziantep milisleri, Nizip Muharebesi'ne Osmanlı ordusu saflarında katılmışlardı. İbrahim Paşa buna pek sinirlenir. Savaşı kazandıktan sonra "Yıkıp yerine arpa ekeceğim!" diye yemin ederek Antep üzerine yürür. Küçük Hafız bunu haber alır; yanına aldığı birkaç kişiyle paşayı şehir dışında karşılar. Kandırıcı sözlerle öfkesini yatıştırır. Yeminin yerine gelmesi için bir bostan evciği yıkılıp yerine arpa ekilir.
Küçük Hafız, 20 Ramazan 1262 (12 Eylül 1846) tarihinde öldüğü vakit Hasırcızade’nin son mısrası "Ve mevtü’l-âlim ke-mevti’l-âlem"* olan bir tarih manzumesi yazmıştır. Bu manzumenin tamamını Şakir Sabri Yener, "Gaziantep Büyükleri" eserine almıştır (Sayfa: 55). Küçük Hafız Hacı Mustafa’nın torunlarından Selim Efendi’den kalma bir defteri karıştırırken, Abdünnafi Efendi’nin de ölüm olayı için yazmış olduğu tarihli bir manzume gözüme çarptı. Aynen kopya ettiğim parça şudur:
Tarih-i Vefat-ı Cennetmekân Küçük Hafız Efendi
Yine bir hikmet-i Hakk’ın cihan-ârâ ayan oldu Ki bir nahrîr-i fâzıl çeşm-i âlemden nihan oldu.
Çıkıp ruh-u şerifi ravza-i a'lâ-yı illiyyîne O ruh-u pür-fütûha tâc-ı tûbâ sâyebân oldu.
Ana mahsus idi ilm ü amel, zühd ü verâ, takva Anınçün ana mesken ravza-i Dârü’l-cinân oldu.
O kâmil tutmuş idi fakr-ı Fahr’in meslekin Hakka Varıp cây etti Adn’i târîk-i bezm-i cihân oldu.
Uluvv-i şöhret-i işrâkı tutmuş idi âfâkı Ana devlet saadet olduğu andan hayân oldu.
Bula ruh-u şerifi vâsıl-ı hûr-i rıdvânı Desünler kasr-ı cennet şimdi ana âşiyan oldu.
Gözümden katreler rîzân olup Nâfi dedim tarih: "Bu dem Hafız Efendi dâr-ı Firdevs’e revân oldu."**
* Mısranın anlamı: "Âlimin ölümü, âlemin ölümü demektir." Cümle bir hadis-i şeriftir. Baş tarafındaki "ve" noksan olmak üzere Hasırcızade Selim Efendi tarafından, Kutlar soyadını taşıyan ailenin atası Mehmet Zehni Efendi’nin ölümü üzerine yazdığı tarihte kullanılmıştır. Tarih şudur:
Bu Mısrîzade göçtü cihandan Âfâkı tuttu âh ile nâlem Âlim Muhammed, fahr-ı ümmet Ukbâya gitti nâs ede mâtem İlhâm-ı Hakla yazıldı tarih: Mevtü’l-âlim ke-mevti’l-âlem
Mısrîzade, Kutlarların eski aile adıdır. Ataları Mısır’da tahsil ettiği için kendilerine "Mısrî" denmiş, sonra bu kelime aileye ad olmuştur.
** Abdünnafi Efendi’nin yukarıdaki tarihi, belli olmayan kendi doğum tarihi hakkında şer'i mahkeme sicillerindeki bir kaydın mahiyetini de ortaya koymaktadır. Şöyle ki: "Münif Paşa’nın Babası Abdünnafi Efendi" başlıklı yazımda, Nakşibendi Tekkesi kurucusu Uşaklı Mehmet Paşa’nın Antep mütesellimi iken vakfiyeye göre mütevelli tayin ettiği Abdünnafi Efendi’yi 27 yıl sonra azletmek için onun öldüğünü gerekçe olarak gösterdiğini belirtmiştim. Bu azil vesikasının tarihi 26 Safer 1262’dir. Halbuki Abdünnafi Efendi’nin Küçük Hafız için yazdığı tarih bundan yedi ay yirmi beş gün sonradır. Öldüğü ileri sürülen Abdünnafi Efendi o tarihte sağdır. "Kültür" dergisinin 5. cilt, 158-160. sayfalarında bulunan bu yazıda, sicildeki kayda dayanarak Bağdatlı İsmail Paşa’nın "Hediyyetü’l-Ârifîn" eserinde Abdünnafi Efendi’nin ölüm tarihini 1266 göstermesine iltifat edilmeyeceğini ileri sürmüştüm. İsmail Paşa haklıymış.